12 Eylül 2012 Çarşamba

Zonguldak’ta 1931 Yılında Meydana Gelen Fırtına



Zonguldak’ta 1931 Yılında Meydana Gelen Fırtına



Sadi Uyar


1931 yılı Ocak ayında Zonguldak’ta meydana gelen fırtına, etki sahası içinde büyük hasara neden olmuş; geniş çaplı bir yıkım gerçekleştirmiştir.  Oluşan hasar “Mühendis Tevfik” tarafından kaleme alınarak bir rapor halinde tespit edilmiştir. Okuyacağınız yazı, Mühendis Tevfik tarafından yazılan ve metnin aslına sadık kalınmak suretiyle yazarın üslubu korunarak hazırlanmış rapor metnidir.
Bizim dahi dönem dönem maruz kaldığımız fırtına, sel, vb tabii afetlerin geçmiş ve günümüz arasındaki bir karşılaştırması olarak da kabul edebileceğimiz bu tutanak; Zonguldak ve civarının bu ve benzeri doğa olayları sebebiyle yaşadığı yıkımın tarihi sürecinin açıklanmasına da katkı sağlayacağı ümidindeyiz. 




Son Fırtınanın Ereğli kömür havzasındaki tahribatı ve Filyos - Ereğli sahil hattı
 Yazan Mühendis: Tevfik
 19.1.1931 de başlayıp iki gün süren ve Ereğli kömür havzasının pek mühim zararlara duçar eden son mühim fırtına, bu güne kadar görülmemiş şekilde enteresan safahat İbraz ettiğinden karilerimize bir fikir verebilmek üzere havadis kılıklı bir kaç satır yazmağı münasip gördüm:
Bu fırtınaya takaddüm eden iki gün zarfında barometrenin mütezayit bir şekilde daima düştüğü ve hava ve denizde görülmemiş bir sükûnet göze çarpıyordu Fırtınanın koptuğu 18–19. Ocak 1931 gecesi barometre 732 ye kadar düşmüş bu anormal hal ve durgunluğun müthiş bir fırtına başlangıcı olduğu esasen görülüyordu
 18-19 Ocak 1931 gece yarısı rüzgâr (batı karayel) den esmeğe başlamış ve ertesi sabah deniz kabarmağa ve (1) numaralı resimde görüldüğü üzere Zonguldak feneri yamaçlarını tayfun halinde yalamağa başlamış ve burun önlerinde sabahleyin demir tarayan (Baron Katilen ) isimli bîr vapurun bir iki saat içinde bir parçası kalmamak suretiyle mahvı nabut eylemiştir.Bu esnada dalgalar, yine (1) numaralı resimde görüldüğü üzere bu burnu bir tünelle geçip diğer taraftan lavuar şistlerini döken demiryolu hattı üzerinde bulduğu bir lokomotif ve beş vagondan ibaret katarı bozarak lokomotifi kaldırıp toprağa saplamış ve vagonlarıda parça parça sağa sola dağıtmıştır ki bunlardan üçü öğleden sonra dalgaların şiddetli tazyikile takriben 20 metre tulündeki tünelden geçecek (yeni sürüklenerek) binanın içine (a) noktasına kadar gelmiştir. Deniz kabardıkça rüzgâr da şiddetini arttırdığından bu tahribat akşama doğru daha ziyade artmış ve öğleden evvel baş taraftan yarısı kopan belediye iskelesinin geri kalan parçası da kamilen kopmuş ve liman içinde bir panik başlamıştır. Liman mendireğinin himayesindeki; rıhtım duvarları ve demiryolları hurdahaş olmuş ve bu esnada liman içerisinde ( Hendi) ve (Hacı Zade) vapurları batmış bulunuyordu.
 Öğleyin saat 13 de çekilen  (2) numaralı resim dalgaların Zonguldak fenerinin de tepesine aştığını gösteriyor. Fenerin bulunduğu tepenin rakımı 40 metredir, dalgalar fener kulesinin de tepesine kadar aştığına göre bu noktada en az 50 metreye kadar yükselmiş oluyor ki bu güne kadar kaydedilmemiştir.
 Bu tahribat devam ederken mendireğin haricindeki muhafaza blokları da birer birer parçalanmış ve sürüklenmiş olduğundan akşama doğru dalgalar ( 3 numaralı resimde görüldüğü üzere ) serbestçe dalgakıranın üstünden aşıp liman Dabilinde tahribata devam etmiş ve liman vinçlerini parça parça etmiş ve demiryollarını sökmüş ve gece de liman fenerinin kopup gittiği ertesi sabah görülmüştür. İkinci günü dalgaların savleti yine arttığından limanın tamamıyla içinde bulunan sabit vinci de temelini oynatarak denize yuvarlamıştır.
 Bu fırtınada vasati olarak dalga irtifaı 6.00 metreyi bulmuştur. Karadeniz’de yapılacak bir liman tesisatında ve hattın sahil kısımlarında bu fevkalade ahvalin de nazarı dikkate alınması mucibi faide olacağı mülahazasıyla ve okuyucularımıza bir fikir verebilmek üzere şu noktaya da kaydetmek isterim ;
Fırtınayı müteakıp Filyos’ta yapılan tetkikatta Filyos istasyonu Zonguldak istikametinde ve Filyos balast ocağı önündeki sahilde mevcut kumlar kamilen süpürülmüş ve kumun altından esaslı ana toprak meydana çıkmış ve burada bir çok ölü kemikleri ve dalgaların sürükleyip götürdüğü mezar kapak taşlarının karada kalan enkazı görülmüştür, yani fırtına o kadar şiddetli olmuştur ki Romalılar devrinde en emin yer olarak mezarlık ittihaz edilen bu noktaya bile tahrip ve mezarları yıkıp sürüklemiştir ( çünkü bu sahilde kara mütezayit bir şekilde zamanla denize doğru uzanmaktadır)
 Bu yüzden Ereğli kömür havzasında kömür veren ve esasen iptidai olan vesait kamilen hurdahaş olmuştur. Zonguldak limanı elan kapalı olup bu mevsimde ne zaman açılabileceği de malum değildir, bir çok yerinden çatlayan mendireğin üzerinden alelade dalgalar ( bloklar sürüklendiğinden ve blok vaz’ına mahsus (pontonlik) battığından sühuletle limana girmektedir. İki tarak dubası onbeş gündür çalıştığı halde liman içinde mahpus kalan ( ikbal) vapurunu yüzdürüp Ereğli şirketi bile taahhüdatını olukla mavunalara doldurduğu kömürü liman haricinde küfelerle vapura yüklemeğe çalışmaktadır. Bir de maden idaresi emrinde ve kozlu mevkiindeki demir oluk en evvel tamir edilerek ahiren mavunalara kömür vermeğe başlamıştır. Bu aksak ve gayri muayyen tahmilat kömüre ihtiyacı olan müesseseleri İstanbul’da hariçten kömür celbine icbar etmiştir. Çünkü hiçbir vapur ertesi gün denizin sakin olacağını kestiremediğinden ve deniz sakin olmazsa Zonguldak ve Kozlu’dan da kömür alamayacağından gayri muayyen bir zaman ( deniz iyileşinceye kadar) Zonguldak önlerinde sallanıp durmağı göze alamazlar, bilhassa posta vapurları ihrakıyelerini bizzarur İstanbul’dan tedarike mecbur kalmaktadırlar. İdaremiz ve seyrüseferin gibi ba mukavele Zonguldak kömürü celbeden müessesatta bittabi üç bin tonluk bir vapurun Zonguldak ve Kozlu’dan doldurulması için havalar fena giderse haftalarca ve bazen aylarca bu kömürü İstanbul’a celp edememek zaruretinde kalmıştır.
Memlekette en zengin ve yüksek kıymette bir kömür havzamız olduğu halde her hangi bir fırtına ile eli böğründe kalarak ecnebi kömürlerine muhtaç olmak hele şu zamanda cidden çok acıdır.
Ayda en az 50.000 ton kömür veren Zonguldak limanı 19.01.1931—12.02.1931 zarfında 25 günde ancak 10.235 ton kömür verebilmiştir, bu müddetin yalnız 7 günü deniz bozuk olmuştur. Bu münasebetle Ereğli limanı ile maden ocaklarını yekdiğerine bağlayacak olan Ankara – Ereğli hattının sahil kısmının tercihen bir an evvel inşasına başlatılmasının pek musıp olacağı şüphesizdir.
Bundan başka Filyos-Irmak hattının bağlanması uzasa bile Filyos- Zonguldak = 23 ve Zonguldak- Ereğli = 47 kilometre ki ceman 70 kilometrelik sahil hattı yapıldığı takdirde ertesi gün ( havza hattı olarak) mühim varidat vermeğe başlayacak ve diğer kısmı gibi dökülen sermayeyi senelerce atıl bırakmayacağı gibi ayrıca memleketin kömür ihracatında ve binnetice memleketin iktisadiyatında pek hayırlı amil olacaktır. Bu yüzden havza harice en ucuz kömür satarak Türk pazarlarına ecnebi kömür ithalini ( ticari rekabetle) menedeceği gibi bir demiryolu ile emin bir limana sahip olan havzadan bütün Karadeniz’e işleyen yerli ve ecnebi vapurları kamilen ihrakiyelerini Ereğli’den almak zaruretinde kalarak iktisadiyatımız üzerinde mühim inkişaflar temin edecektir.
Filyos’tan  ileri 130 uncu kilometreye kadar olan kısım kesif orman mıntıkasından geçtiğinden bu parçada madenlerin kereste  ihtiyacını temin suretiyle yine bilvesile daima işleyecektir , çünkü bugünkü aksak vaziyette bile havza senesi takbiren bir buçuk milyon tuvönan yani bir milyon tan lave kömür ihraç ediyor, bir ton lave kömür için vasati 0.057 m3direk sarfedildiğine göre bu günkü havzanın direk ihtiyacı senede 57000 m3dır. Hattın ve limanın inşası takdirinde bu miktar kolayca iki üç misline çıkabilecektir. Bu müspet hesap farzımahal olarak Irmak hattının Filyos kısmının Çankırı kısmına bağlanması uzasa bile, bugün hali inşada olan kısmı (Filyos’tan km 132 ye kadar) yine havzanın kereste hattı olarak daima çalışacaktır ve doğrudan doğruya ormandan ocağa trenle nakledildiğinden bugünkü fiyattan çok ucuz direk elde eden madenciler bittabi kömürü de ucuzlatacaktır. Bu günkü direk sevkıyatının ne kadar ibtidai ve binnetice ne kadar pahalı olduğunu ayrıca izaha lüzum görmüyorum.
Çünkü bugün Zonguldak’ta demiryoluna limanı Ereğli şirketini diğer yerli sermaye ve madencilerde canlanacak ve havzada meşru bir rekabet husule gelecektir. Çünkü bugün Zonguldak’ta demiryolu limanı Ereğli şirketi elinde tutmaktadır. Binaenaleyh Zonguldak mıntıkasında kömür ihraç edip limandan geçirmeye mecbur olan şirketten gayri bir madenci rakip olan şirketten vagon isteyecek, yükleyip limana sevkettirecek. Limanda daima şirketin kendi tahmilatı mevat olduğundan ( nizamen sıraya tabi ise de) ekseriye diğer madencilerin vapurları küfe ile yüklenir, bittabi açıkta küfe ile yüklendiği halde madencinin vereceği tahmil parası, limanda vinçle yüklenen fiyatından bugünkü teamüle göre tonada 55 kuruş daha pahalıdır. (Mevcut nizamata göre, limandan vinçlerle doğrudan doğruya vapur ambarına teslim şartile : 40+10= 50 k.  verilirki 40 k. Liman ve vinç ve 10 k. Da ambarda istif ve tanzim ücretidir.- Limanda küfe ile verilirse 40+65 =105 k. Verilirki liman ve vinç ve 65 k. (amele derneğinde olduğu gibi yükleme ve istif ücretidir. Madenci liman haricinde ve küfe ilede malini verse yine limandan mürur ettiğinden aynı parayı vermekle mükelleftir)
 Hatta mühim bir teşekkül olan tesisatıyla Zonguldak mıntıkasında bir mevkii mühim alan iş bankası ocakları da bu rekabetten kurtulmayarak satış işlerinde Ereğli şirketiyle muayyen bir nispet dairesinde nirleşmeye mecbur kalmıştır. Yani bugün İşbankası kömürlerini kendi eliyle dilediğine satamaz oda antant icabı şirket eliyle satılmaktadır. İşte kısaca deştiğim bu yarada en evvel rekabetsizliğin doğurduğu bir acı vaziyetlere şahit olarak ne kadar pahalı kömür almak mecburiyetinde kaldığı netice olup yapılıp idaremizin eliyle işleyecek olan demiryolu ve liman sayesinde derhal her maden sahibi malını serbestçe ve herkes için bir olan bir tarife ile emin bir limana sevk ile satabileceğinden kömürün ucuzlamasında bu da mühim bir amil olacaktır.
 Birmünasebe kısaca arza çalıştığım bu hakikatler önünde bilhassa Zonguldak gibi ayda en az 50.000 ton kömür veren bir tesisatın da bu son fırtına yüzünden bugünkü atıl vaziyette bunun pek azim zararlar verebilmesi ve bunun temadi etmesi A-F. Hattının havza kısmının ne şekilde olursa olsun bir an evvel inşasına başlamak zaruretini daha açık  bir şekilde meydana koyduğundan memleketimizin iktisadiyatında mühim bir amil olacak olan bu parçanın da kısa bir zamanda yapılması zaruret ve ihtiyacı  zahirdir.

 Haber:Sadi Uyar




Kaynak
Demiryollar mecmuası yedinci cilt sayı 73- Mart 1931- sayfa 50-55



Hiç yorum yok: