24 Temmuz 2012 Salı

GAZİ ALEMDAR GEMİSİ KAPTANLARINDAN BİNBAŞI MUSTAFA NAİL ERCİVELEK (1886 – 1965)


                          

 

GAZİ ALEMDAR GEMİSİ KAPTANLARINDAN

PONTUS ÇETELERİNİN KORKULU RÜYASI

BİNBAŞI MUSTAFA NAİL ERCİVELEK

(1886 – 1965)



             Sevgili okurlar sizleri bu makalemizde Kurtuluş Savaşımızın Gazi Gemisi Alemdar’ın komutanlarından ve tarihimizin gölgede kalmış kahramanlarından biri ile tanıştırmak istedim.
 Mustafa Nail ERCİVELEK 1886 yılında Trabzon’da doğdu. 1902 yılında Mekteb-i Fünun-ı Bahriye-i Şahaneyi ( Deniz Harp Okulu ) bitirdi. 25 Ağustos 1909 Teğmen, 13 Ağustos 1911 Üsteğmen, 13 Temmuz 1916            Yüzbaşı,1 Kasım 1920 Kıdemli Yüzbaşı, 2 Mayıs 1925 Korvet Kaptanı, 30 Ağustos 1933 Kaymakam rütbelerine yükseldi. Trablusgarb Savaşı, Balkan Savaşı, I.Dünya Savaşı ve Kurtuluş savaşında görev aldı. 25 Aralık 1916 tarihinde eşi Hadiye hanımla evlenen Mustafa Nail ERCİVELEK 14 Temmuz 1938 tarihinde emekliliğe ayrıldı. 24 Mart 1965 tarihinde vefat etti.
Sırası ile görev aldığı gemiler ve görevleri ise şunlardır: 7 Aralık 1909 Merkez Sefinesi (Mühendis), 10 Ocak 1909 Hamidiye Kruvazörü (Mühendis), 1910 Mesudiye Zırhlısı (Mühendis), 21 Mart 1912 Şam Vapuru (Seyir zabiti muavini), 2 Temmuz 1913 Nurulbahir Vapuru (Seyir zabiti), 9 Ağustos 1914 Hızır Reis Gambotu (Seyir zabiti), 8 Ağustos 1918 Sakız Gambotu (Seyir zabiti), 8 Haziran 1919 Preveze Gambotu (Seyir zabiti), 9 Mayıs 1920 Aydın Reis Gambotu (Seyir zabiti), 9 Eylül 1920 Preveze ( Süvari-i Sanisi ), 1 Temmuz 1921 Sinop Liman Reisi, 20 Mart 1922 Alemdar ( Süvari), 12 Aralık 1923 Yunus Torpidosu ( Süvari ) , 11 Mart 1924 tekrar Yunus Torpidosu ( Süvari ), 11 Nisan 1925 Kemal Reisi Gambotu ( Süvariliği ), 26 Haziran 1927 Aydın Reis Gambotu (Süvariliği) 19 Ocak 1929 İntibah Mayın Sefinesi (Süvariliği)     
Mustafa Nail ERCİVELEK Alemdar Gemisindeki tüm hizmetlerinden dolayı Bahriye Dairesinin Riyasetinin 19 Şubat 1339 (1923) ve 646 numaralı takdirnamesi ile ödüllendirilmiştir.>Mustafa Nail ERCİVELEK hakkındaki tüm bu bilgilere Beşiktaş Deniz Müzesindeki Künye Kayıt Defterinden ulaşıyoruz. (1)

                            

Yerel Tarih bağlamında Mustafa Nail ERCİVELEK ile kentimizin gönül birliği onun Alemdar Gemisinde komutan olması ile başlar.
Alemdar gemisinin kumandanı Nuri Bey (PEKERGİN) in yerine Sinop limanı Reisi Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Nail Bey (ERCİVELEK) atanarak 11 Nisan 1922 tarihinde görevi devralır. Alemdar Kumandanı Mustafa Nail Bey (ERCİVELEK) geminin onarılarak silahlandırılması için Trabzon’a dönmesi hakkında emir alınca hemen yola çıkarak 13 Nisan 1922 tarihinde Trabzon’a varır.19 Nisan 1922 tarihinde fabrikadan uzman subaylar gelerek top konulacak yerleri hazırlanır.
Daha sonra 29 Nisan 1922 Cumartesi günü bir miktar mavzer tüfeği cephanesini Trabzon’da mendireğe boşaltan Alemdar büyük ve çok önemli bir cephanenin alınması için Novorossisk limanına hareket etti. Alemdar’ın görevi cephanenin Trabzon’a oradan da Samsun’a güvenle ulaştırılması için koruma görevi yapmaktır.
Alemdar gemisinde 21 Mayıs 1922 tarihine kadar makineler temizlenir. Yatakların yeniden dökümüne başlanır. Görülmeyen yerlere 7,5’luk iki, 4,5’luk iki Snayder topu yerleştirilir. 22 Mayıs 1922 Pazartesi günü saat 10.00’da Sürmene’nin 5 mil açığında top atışı talimi yapılır. Pusulanın ayarı tekrar düzenlenir. Geminin hızının normal olarak saatte 12 mil olduğu anlaşılır. Saat 17.10 da Trabzon’a gelen Alemdar Şahin vapurunun üzerine aborda olur.         
Apranosyan ><Kumpanyası’nın ><1300 ><tonluk, ><7 ><mil ><hız ><yapabilen ><bir ><şilebi ><iken ><Ereğli ><limanında ><el ><konularak ><Nakliyatı ><Bahriye ><emrinde ><“Şahin” ><adı ><ile ><çalıştırılan bu ><gemi ><İstiklal ><Savaşı ><Deniz ><cephesin­><de ><çok ><büyük ><yararlılıklar göstermiştir. ><GÖS  ><Savaş ><araçlarını ><birçok ><tehlikelere ><göğüs ><gererek ><taşı­><mıştır.                                                                                                                                                                                                                                                                    
Haziran ayı başında Alemdar’a verilen görev çok önemlidir. Yeni göreve göre taşımaları kesen abluka ve gözetleme yapan Yunan donanmasını “Şahin Vapuru”nun yolu üzerinden kendi üzerine çekecek gerekirse Yunanlılarla savaşacaktır. Emir kesindir “Şahin Vapuru” mutlaka önce Trabzon’a sonrada Samsun’a ulaşmalıdır. Alemdar Trabzon Nakliyat-ı Bahriye Kumandanlığından aldığı şifreli emirle 4 Haziran 1922 tarihinde denize açılır. 5 ve 6 Haziran günleri gözetleme görevi yaparak bölgede keşifte bulunur. Nihayet 7 Haziran günü Bahriye dairesinden gelen emirde düşmanın arkasında harekâtta bulunması istenir. O sırada “Averof Gemisi” ve iki Torpido ve bir nakliye gemisinden oluşan Yunan donanması 7 Haziran günü Samsun’u bombardıman ederek güneye doğru kıyılarımızı taramaktadır.   (2)                             
Mustafa Nail Bey (ERCİVELEK)  07 Haziran 1922 Çarşamba günü saat 21.30’da Trabzon mendireğinden çıkarak “Averof Gemisi”nin rotasına aykırı karayel rotası üzerinden yol alırken saat 3.00 sıralarında düşman donanması ile karşı karşıya gelir. Gece fenersiz ve arkası karanlık dağlara uygun siyah boyası ile Alemdarın görünmesi mümkün değildir.
            Böylece iki saat düşman donanmasını takip edip gözledikten sonra bir İtalyan ve bir Alman yük gemisini durdurarak kontrol eder. Alman gemisinden Alemdar’ın bu cesareti “Hurra” sesleri ile alkışlanır ise de İtalyan gemisi bu durumu telsizle etrafa bildirir. Alemdar’ın istediği de zaten düşman donanmasının haber almasıdır. Böylece düşman donanması Batum-Romanya rotası üzerinde ilerleyecek Alemdar’ı arayacaktır. Bu fırsattan istifade edecek olan“Şahin Vapuru” Samsuna emniyetle gelecek yükünü boşaltacaktır.
Alemdar’ın bu müthiş cesareti ile Yunan donanması atlatılır. Alemdar’ın planı başarıya ulaşır. Bu cephaneler Samsun’a çıkarılarak Samsun-Ankara yolu ile ve çoğu deniz yolu ile İnebolu’ya gelerek karadan cepheye ulaştırılır. 26 Ağustos 1922 Büyük Taaruzuna yetiştirilir. Aynı taktik sayesinde “Şahin Vapuru” bu kez 21 uçağı bu kestirme yoldan cepheye yetiştirerek Milli Mücadelenin kaderinde yine büyük bir rol oynamıştır.
Mustafa Nail ERCİVELEK tüm bu faaliyette büyük başarı sağlayan ve perde arkasında kalan nice kahramanlardan beklide sadece biridir.
Alemdar’ın bu savaş taktiğini Balkan Savaşında “Hamidiye Kruvazörü” uygulamıştır. Ama ne yazık ki o başarıya ulaşamamıştı. Alemdar görevini yerine getirmenin huzuru ve haklı gururu ile bir hafta daha bölgede dolaşarak Romanya’dan 30 mil açıkta karakol ve gözleme görevi yaptıktan sonra yağ ve kömür ihtiyacını karşılamak için Amasra’ya döner. Daha sonra ihtiyaç yüzünden Alemdar’ın topları Amasra’da sökülür.                                                                                                                                             >
<Alemdarın ><alın ><yazısı ><kahramanlık ><ve ><şanlı ><görevleri ><başarmak olarak ><yazılmıştır.
Yunan ordusu İzmir de denize dökülmüştür ama Pontus’çularla görülecek bir hesap vardır. Mustafa Nail ERCİVELEK ve Gazi Gemi Alemdar gemisi personeli bu görevleri de kahramanca başarırlar.>AA




 
>            ><25 Ekim ><1922 ><akşamı > ><Gemi ><Komutanı ><Mus­><tafa ><Nail ><Bey (ERCİVELEK) ><gizli ><bir ><telgraf ><alır. ><Geminin ><güver­><te ><Teğmenini ><çağırarak ><bu ><telgrafı ><kendisine ><oku<<r. ><Deniz ><Birliklerinin ><Samsun ><ve ><çevresinde ><yap­><tıkları ><sıkı ><ve ><etkili ><izlemeleri ><sonucunda, ><artık ><buralarda ><barınamayacaklarını ><anlayan, ><dağlarda­><ki ><Rum ><Pontus ><çetelerinin, ><vatan ><hainlerinden ><ki­><raladıkları ><motorlarla ><Batı'daki ><ülkelere ><kaçmak­><ta ><oldukları ><bildirilerek ><onların ><yakalanmaları ><em­><redilmektedir.
>            <O ><gece ><hareket ><edilir. ><Teğmen ><Celaleddin Bey (><ORHAN)  ><4-8 ><sabah ><vardiyasının ><nöbetçi ><subayı ><olarak ><köp><rü üstünde ><bulunmaktadır. ><Yanında ><serdümen ><ve ><gözcü ><eri ><vardır. ><Gemide ><vardiyadakilerden ><başka ><herkes ><uykudadır. >><Ayancık  ><yakınlarına ><geldikleri ><sırada ><ortalık ><iyice ><ağarmış, ><geminin ><ilerlemekte ><olduğu ><doğu ><ufkunda, ><sarının, ><turuncunun ><her ><tonunu ><ta­><şıyan ><güneş ><tepsi ><gibi ><görünüşüyle ><yavaş ><yavaş ><yükseliyordu. ><Seyretmeye ><doyum ><olmayan ><bir ><man­><zaraya ><dalmış ><olan ><Teğmen >< Celaleddin Bey ><pruva ><istikame­><tinden ><bir ><yelkenli ><görür. ><Komutanının ><bir ><gün ><ön><ceki uyarısını ><anımsar. ><Acaba, ><bu ><eşkıya ><motoru ><muydu? ><Bir ><süre ><tekneyi ><dürbünle ><izler. ><><Yelkenliye ><doğru ><dümen ><kırdırır. ><Az ><sonra, ><yelkenlide ><dümen ><kır­><ar, ><başını ><kıyıya ><doğru ><çevirir. ><Bu ><hareketten ><kuşkulanan ><Teğmen ><yine ><üzerine ><dümen ><kırdırın­><ca, ><motor ><yeniden ><açığa ><dümen ><kırar. ><Bu ><hareket ><gemiden ><kaçmak ><istediğini ><göstermektedir.><
><Bu eşkıyalar><eşkiyalareee , ><yıllardan ><beri ><Samsun ><dağlarında ><katliam ><ya­><pan, ><Abacı ><Yanko ><çetesi ><diye ><anılan ><Pontuscular><dı. ><Alemdar da  A  Alemdarda o sıra toplar sökülmüştür ve personelde yeterli sayıda silahta yoktur. Teğmen >< Celaleddin Bey bu durumu hiç belli etmez eşkıyaları batırmakla tehdit edip gözdağı verir. Böylece ><kan ><dö­><külmeden ><dördü ><kadın ><olmak ><üzere ><169 ><kişiden ><oluşan ><Pontuscu ><azılı ><Abacı ><Yanko ><çetesi ><yaka­><lanmış ><olur.
>><            Topsuz ><tüfeksiz ><bir ><gemi ><olan ><Alemdar, ><Türk ><deniz ><subaylarının ><cesareti, ><ölümü ><hiçe ><sayan ><tu­><tum ><ve ><davranışları ><ile ><yıllarca ><bölgedeki ><Türk'­><lere ><kan ><kusturmuş o><lan ><eşkıyaları ><toparlar. >><Alemdar >< ><hava ><karardıktan ><sonra ><Sinop ><limanına ><demirleyip, ><Vali'ye ><baş­><vurarak >< ><eşkıya’yı ><teslim >< >< ><almalarını >< >><istenir. (3)>
            <Aylar ><geçiyor, ><Alemdar ><Karadeniz'de ><silahlı ><karakol ><yapıyordu. ><Cephane ><taşıma ><işlerini ><koru­><yordu. ><Bu ><günlerin ><birisinde, ><Trabzon'dan ><Batum' a ><gitmek ><üzere ><hazırlanırken, ><12 ><Mayıs ><1923 ><günü ><Trabzon ><Nakliyatı ><Bahriye ><Kumandanlığından ><gizli ><bir ><emir ><aldı. ><Komutan ><Yüzbaşı ><Mustafa ><Nail Bey’e (ERCİVELEK) ><gelen ><emirde ><Pontoscu ><Sarı ><Yani ><Çetesi’nin ><Pula><thane (Akçaabat) 'den ><sağladığı ><bir ><motor ><ile ><kaçmakta ><olduğu ><ve ><bunun ><yakalanması ><emrediliyordu. ><>
            <26 ><Ekim ><1922 ><olayında ><Abacı ><Yanko' dan  ><alı­><nan ><silahlarla ><mürettebattan ><silahsız ><olanlar ><da ><silahlandırıldı. ><Cephaneleri ><arttırıldı. ><Hükümet ><tarafından ><yardımcı ><olarak ><Jandarma ><Yüzbaşı ><Mahmut ><Bey ><komutasında ><atıcı ><seçme ><8 ><kişilik ><bir ><jandarma ><mangası ><verildi.>
            <Alemdar ><gece ><yarısı ><Trabzon'dan ><yola ><çıktı. ><Gece ><savunması ><önlemi ><alınmış, ><gemi ><karartılmış­><tı. ><Kuzey ><yönünde ><rota ><vererek ><ağır ><yolla ><kıyıdan ><uzaklaşıyordu. ><Geminin ><başında ><ve ><kıçında ><iki ><gözcü ><etrafı ><gözetlemekle ><görevlendirilmişti. ><Trabzon'un ><beş ><mil ><açığına ><gelince ><gemi ><zikzak ><seyrederek ><avını ><aramağa ><başladı. ><Saatler ><geçme­><sine ><rağmen ><hiç ><bir ><ize ><rastlanmadı. ><Komutan, ><çok ><ağır ><yolla ><seyrederek, ><o ><bölgeden ><ayrılmaya><rak, ><günün ><ağarmasını ><bekledi. 12 Mayıs 1923 tarihinde  ><gün ><ağarırken ><Trabzon'un ><6 ><mil ><açığında ><Batum ><rotası ><üzerinde ><seyreden ><bir ><motor ><görüldü. ><Süvari ><silah başı ><em­><rini ><vererek ><son ><yolla ><üzerine ><yaklaştı. ><Alemdar ><avını ><bulmuştu ><ve ><kaçırmak ><istemiyordu. ><Bir ><saa­><te ><yakın ><bir ><süre ><izledikten ><sonra ><ona ><yaklaşmış ><ve ><önlemişti.>
<Eşkıya ><motoru ><Alemdar'ın ><hızla ><üzerine ><gel­><mekte ><olduğunu ><görünce ><kıymetli ><eşyalarını ><aşa­><ğı , ><denize ><atmaya ><başladı, ><bu ><arada ><bazılarının ><da ><denize ><atladığı ><görüldü. ><Eşkıya’nın ><bu ><durumuna ><gören ><Mustafa ><Nail Bey ><onlara, ><acıdı ><Alemdar'ı ><stopa>< ><aldırdı, ><düdük ><öttürdü. ><Denize ><atlamanın ><yan­><lış ><bir ><şey ><olduğunu ><anlatmaya ><çalıştı. ><Komutan ><böyle ><düşünürken, ><stop ><etmelerinden ><yararla­><narak ><denize ><atlayanlar ><yeniden ><motora ><alındı. ><><Kim ><oldukları ><soruldu. ><Motor­><dan sandalla ><üç ><kişi ><geldi. ><Yolcu ><olduklarını ><söylediler. ><Ancak, ><motordakilerin ><Pontuscu ><Sarı ><Yani ><çetesi­><nin ><adamları ><oldukları ><anlaşıldı. ><Trabzon ><Liman ><Reisliğinden ><almış ><olmaları ><gereken ><hareket ><vize ><kâğıtlarını ><alarak ><Kaptanla ><'elebaşlarının' ><gemiye ><gelmelerini, ><kaçarlarsa ><yakalayıp ><Trabzon'a ><götü­><receklerini ><söylediler. ><Sandal, ><motora ><döndü. ><Alemdar ><Komutanı Mustafa Nail Bey (ERCİVELEK) ><Abacı ><Yanko ><çetesine ><yap­><tıkları ><gibi; ><işi ><kan ><dökmeden ><ve ><çatışmaya ><gir­><meden ><çözmek ><istiyordu, ><ancak ><buna ><olanak ><ol­><madığını ><anlamakta ><gecikmediler. ><Alemdar'ın ><ateş ><gücü ><motordakilerin ><gücünden ><çok ><azdı. ><Alemdar'><daki ><19 ><mavzere ><karşı ><motorda ><50 ><tüfek ><vardı. ><Ancak ><Alemdardakiler, ><kolayca ><kurşun ><işlemeyen, ><sac ><küpeşte ><siperi ><arkasında ><dövüşecekler, ><buna ><karşın ><motordakiler, ><şiddetli ><yaylım ><ateşi ><karşı­><sında ><delinecek ><olan ><ahşap ><güvertede ><kalacak­><lardı. ><Motor ><rahatça ><batırılabilecekti.>
            <Sandal ><motora ><gittikten ><sonra ><eşkıyalarda ><bir ><kaynaşma ><oldu. ><Çok ><kısa ><uzaklıktan ><ateşe ><başla­><dılar. ><Alemdar ><komutanı Mustafa Nail Bey ><silahlı ><müfrezeye ><ateş ><emrini ><verdi. ><Mahmuzlamak ><için ><de ><makine ><dairesine ><hücum ><emrini ><iletti. ><Deniz ><üstünde ><bir ><muharebe ><başlamıştı. ><Alemdar'ın ><kumanda ><böl­><gesi ><olan ><köprü üstüne ><ateş ><yağıyordu. ><Saldıran ><Alemdar'ı ><hareketsiz ><bırakmak ><istiyorlardı, ><zik­><zak ><yaparak ><mahmuzdan  ><kurtulmak ><için ><çabalı­><yorlardı. ><Motordaki ><insanlarda ><heyecan, ><telaş ><son <<kerteye ><ulaşmıştı. ><Onlara ><da ><isabet ><oluyor ><ve ><bağırtmalardan ><yaralananlar ><olduğu ><anlaşılıyor­><du. ><Motordakiler ><atışlarını ><tam ><köprü üstünde ><yoğunlaştırdılar. ><Gemiyi ><buradan ><yönetmek ><olana­><ğı ><kalmamıştı. ><Bir ><aralık ><istim ><borusunu ><kurşun ><deldiğinden ><geminin ><düdüğü ><öter ><kaldı. >< Mustafa Nail Bey’in ><önündeki ><ayar ><pusulası ><da ><isabet ><aldığından ><parçalandı. ><Kurşun ><yağmuru ><altında ><baca ><ve ><köprü üstünün ><tahta ><bölümleri ><delik ><deşik ><oldu. ><El ><dü­><men ><donanımını ><donattırarak ><Alemdar'ı ><kıçtan ><yönetilir ><bir ><duruma ><getirdiler.>
            < Mustafa Nail Bey  ><işi ><kestirmeden ><çözmek ><için, ><bir ><aralık ><motoru ><mahmuzlamak ><istediyse ><de, ><hızlı ><motor, ><önünden ><kolaylıkla ><kaçıyordu. ><Mu­><harebe ><yarım ><saat ><kadar ><kıyasıya ><sürdü. ><Çeteciler ><geminin ><ahşap ><kısımlarında ><çok ><büyük ><tahribat ><yapıyorlardı. ><Buna ><karşı ><kendi ><motorlarında ><da ><tehlikeli ><yaralar ><açılmaya ><başladı. ><Nişancı ><olan ><jandarmaların ><ve ><özellikle ><Teğmen ><Sururi ><ve ><Arif ><Beyler' in ><boşa ><gitmeyen ><kurşunları, ><eşkıyanın ><çoğunu ><öldürüyordu. ><Paniğe ><kapılan ><çeteciler, ><Türkler' in ><eline ><geçmesin ><diye ><kadınları ><diri ><diri ><denize ><atmaya ><başladılar.
>            <Alemdar ><olanca ><hızıyla ><motorun ><üzerine ><yö­><nelmişti. ><Onu ><mahmuzlayıp ><batıracaktı. ><Bu ><sıra­><da ><motorun ><makinesine ><bir ><mermi ><rastladığından, ><stop ><edince ><eşkıyalar ><çaresiz ><kaldılar. ><Artık ><Alem><dar'ın ><motorlarını ><mahmuzlayarak ><batıracağını ><ve ><hepsinin ><birden ><boğulacaklarını ><sandılar. ><Ateş ><ke­><serek ><beyaz ><çarşaf ><gösterdiler. ><Bu ><teslim ><olduk­><larının ><bir ><işaretiydi. >< Mustafa Nail Bey >< ><hep­><sini ><canlı ><olarak ><yakalamak ><istediğinden, ><motoru ><batırmaktan ><caydı ><ve ><ona ><yaklaştı. ><Asker ><ve ><su­><bayları ><küpeşte ><gerisine ><güven ><altına ><aldıktan ><sonra ><motora ><yaklaştı. ><Fakat ><stop ><durumundaki ><motor ><yeniden ><çalışmaya ><başladı ><ve ><zikzaklar ><ya­><parak ><yine ><mahmuzdan ><kurtuldu. ><Alemdar'ın ><çok ><yaklaştığını ><gören ><çeteciler ><oldukça ><yakın ><uzak­><lıktan ><tekrar ><ve ><şiddetli ><olarak ><ateşe ><başladılar, ><çarpışma ><yeniden ><kızıştı. ><Yüzden ><fazla ><tüfekle ><ateş ><eden ><eşkıyanın >><><><kurşunları ><Alemdar'ın ><saclarına ><çarpıp ><biri ><belki ><on ><oluyordu. ><Atış ><yerleri­><nin ><demirleri ><mantar ><ve ><kaputlarla ><örtülerek ><teh­><likeli ><sıçramalar ><önlendi. >< Mustafa Nail Bey, ><ateşleri ><kesi><linceye ><kadar ><ateşe ><devam ><karar ><verdi.>
            <><Mustafa Nail Bey >><önlerinde ><zikzak­><lar ><yapan ><motorun ><dümencisine ><ateş ><etmeleri ><için ><Sururi ><ve ><Arif ><Beyler’e ><emir ><verdi. ><Vurulan ><dü­><menci ><papaz ><giysiliydi. ><Yerine ><bir ><diğeri ><geçti, ><O'da ><vuruldu. ><Eşkıyaları ><yöneten ><eli ><silahlı ><bir ><papaz ><daha ><dümene ><geçti. ><Yine ><zikzaklar ><başladı. ><O ><da ><vu­><rulanca ><motor ><hareketsiz ><kaldı ><ve ><ateş ><kesildi. ><Mo­><tora ><yaklaştılar. ><Gemiden ><indirilen ><sandalla ><Nuri ><Arif ><Bey ><komutasında ><8 ><kişi ><motora ><gitti. ><Araların­><daki ><açıklık ><on ><metre ><olunca ><elinde ><tabancası ><ile ><Nuri ><Arif ><motora ><girdi ><ve ><motoru ><Alemdar'a ><bağ­><ladılar. ><Motorun ><içi ><yaralı ><ve ><ölülerle ><doluydu. ><Sağlam ><kalıp ><teslim ><olanlar, ><onlara ><canavarca ><ba­><kıyorlardı. ><Çetenin lideri><lideril ><Sarı Sarı ><Yani ><de ><ölüler ><arasında ><idi. ><Yaralılara ><insanlık ><görevi ><yerine ><ge­><tirilerek ><yardım ><edildi. ><Silahlar ><toplandı, ><Alem­><dar'a ><taşındı.
>            <>            <Silahlı ><130 ><eşkıyadan 90 kadarı ><90><ölmüştü. ><Koru­><ma ><önlemleri ><sayesinde ><Alemdar ><da ><hiç ><kimsenin ><burnu ><bile ><kanamamıştı. ><Motor ><kaptanı ><Rizeli ><Ahmet ><Kaptan ><ilk ><çatışmada ><çeteciler ><tarafından ><öldü­><rülmüştü, ><diğer ><iki ><Türk ><tayfa ><su ><içinde ><korundu­><ğundan ><hayatta ><kaldılar. ><İki ><saat ><süren ><bu ><çatış­><madan, ><motoru ><yedeğe ><alarak ><Trabzon'a ><doğru ><ha­><reket ><ettiler. ><Alemdar ><da ><insanca ><kayıp ><yoktu ><an<<cak ><gemi ><hasar ><görmüştü. ><Pusulası ><kullanılmaz ><duruma ><gelmiş, ><kk><köprü üstüne ><ve ><diğer ><bölge­><lere ><iki ><binden ><fazla ><mermi ><isabet ><etmişti.
Trabzon'da ><sağ ><olan ><kadınlardan ><başka ><35 ><er­><keği ><ölülerle ><beraber ><Hükümete ><teslim ><ettiler. ><Bu ><kanlı ><başarıdan ><sonra ><denizden ><kaçmanın ><ardı ><kesildi. ><Bütün ><Kurtuluş ><Savaşımız ><boyunca ><va­><tandaşlarımızı ><dağa ><kaldırarak ><işkence ><yapanlar, ><insanlık ><dışı ><davranışta ><bulunanlar ><geçte ><olsa ><adalet ><önünde ><hesap ><verdiler ><ve ><kurşuna ><dizildi><ler. ><Alemdar ><yine ><eskisi ><gibi ><birçok ><tehlikeleri ><göze ><alarak ><savaş ><araçlarını ><ve ><göçmenleri ><taşıma­><ya ><devam ><etti. Savaş ><sonuna ><kadar ><vatana ><ve ><mil­><lete ><değerli ><hizmetlerde ><bulundu.  (4)
                                     
Son olarak Merhum Nurettin PEKER’den devraldığımız tarihi misyon ile Mustafa Nail ERCİVELEK’in değerli eşi Merhum Hadiye ERCİVELEK hanımefendiyi de yad edelim. Nurettin PEKER, Öl Esir Olma adlı eserini hazırlama çalışmaları sırasında 1959 yılının baharında Küçükyalı da ki evlerinde ERCİVELEK ailesini ziyaret eder. Hadiye Hanım ağır bir ameliyat geçirmiştir. Nurettin PEKER Hadiye Hanım’ın yiğitliğinden dem vurarak şu bilgiyi verir. “Hadiye ERCİVELEK Hanım, Alemdar’ın Trabzon-Batum- Novorossisk aralarındaki taşıma ve yaptığı karakollarda Trabzon Nakliyatı Bahriye Kumandanlığının ısrarlarına rağmen rahatça evinde oturmayıp egemenlik uğrunda savaşan kocasının yanından ayrılmadığı ve Alemdarın maskot ablası olarak elinde dürbün, enginlerde gördüğü düşmanı haberlediği ve kocasına yardımcı olduğu gerçektir.” (5)

                                   
Makalenin hazırlanması sırasında Mustafa Nail Beyin kızı Tezer Sungur (ERCİVELEK) Hanımefendi ile bağlantıya geçerek ondan babası ile ilgili bilgiler istedik Sağ olsun bize aşağıdaki bilgileri yolladılar:
“Babam Mustafa Nail Bey Trabzon ilinin Faroz mahallesinde doğdu. Babası Ömer Efendi tüccar idi. İstanbul ve Trabzon arasında zahire ticareti yaparmış. O zaman çocukların ilk eğitimi mahalle mektebi adı altında sarıklı bir hocanın yönettiği okullarda olurmuş. Babam da böyle bir okula gönderilmiş. Ancak bir süre sonra ilgisi mektepte öğretilenlerden ziyade okul yolundaki bir manastır inşaatına yönelmiş. Bir kaç gün okula gidiş saatinde evden çıkıp dönüş saatine kadar bu inşaatı seyretmeye başlamış ve okuldan döner gibi eve dönmüş. Fakat mektepteki Hoca babamı merak edip evine haber gönderip sağlığı hakkında bilgi istemiş. Böylece annesi okula gitmediğini öğrenmiş ve babası Ömer Efendinin çok kızacağını söyleyerek Mustafa'yı korkutmuş. Mustafa bu korku ile bir çare düşünmüş. Aklına İstanbul'da oturan yakınları gelmiş. Halası ve eniştesi İstanbul'da limana çok yakın oturuyorlarmış. Eniştesi sarayda görevli imiş.
 Böylece Mustafa evlerinin önündeki incir ağacından bir sepet incir toplayıp gerekli eşyalarını da bir çıkın yaparak limana inmiş. Orada babasının dostlarının dostlarından tanıdığı, gemisi ile İstanbul'a gidip gelen bir kaptanı elinde incir sepeti ve çıkını ile ziyaret etmiş. Sepeti babasının gönderdiğini, kendisini İstanbul'daki halasının yanına götürmesini rica ettiğini söylemiş.
Kaptan bu işe şaşırmakla birlikte, çocuğun kararlı duruşu karşısında Mustafa’yı gemisine kabul etmiş, birkaç saat sonra demir alarak İstanbul’a hareket etmiş. Akşam Mustafa eve gelmeyince aile meraka kapılmış, babası tüm sahili, limanı aramış, herkese sormuş, bir kişi Mustafa’yı birkaç saat önce demir alan gemiye binerken gördüğünü söylemiş.
Mustafa İstanbul’a indiğinde halasının evine gitmiş, halası onu gördüğüne çok sevinmiş, sevincini kocasına da aktarmış, O zamanlar evlerde kullanılan su kuyu ve çeşmelerden temin edilirmiş. Eniştesi, Mustafa’nın geldiğini duyunca, su tenekelerini ona vererek çeşmeden su getirmesini istemiş. O anda Mustafa ailesinden habersiz buraya gelmekle hata yaptığını kavramış, çaresiz bu işi yapmış, daha sonraları bu olayın kendisi için çok önemli bir hayat dersi olduğunu anlatırdı.
Babam eniştesinin aracılık etmesi ile Bahriye Mektebine girmiş, bu okulda başarılı olarak mezun olmuştur. Bu mektepte talebeyken kendisine sınıf arkadaşı diğer Mustafa ile karıştırılması için Nail adı verilerek, Mustafa Nail olarak anılmaya başlanmıştır. Genç yaşlarda komşu kızı olan annem Havva Hadiye hanımla evlenerek yuva kurmuştur.
İstiklal savaşında aldığı görevlerde bu savaşa neredeyse ailece katıldıkları söylenebilir, çünkü evdeki hanımlar her fırsatta- annesi ve kız kardeşi de dahil boş pirinç ve şeker çuvallarından çamaşır dikerek yoksul ve yarı çıplak askerlerin giyinmesini sağlamışlar. Ailemiz Mustafa Nail beyin görevi nedeniyle çok sık yer değiştirmişler, çoğu kere denklerini açmadan başka görev yerlerine gitmişler. Ayrıca annem Hadiye Hanım, Alemdar gemisinde de eşiyle birlikte zaman zaman bulunmuş, Pontus çetelerinin yakalanması olayı sırasında Hadiye Hanım elinde dürbünüyle eşine yardımcı olmuştur. Hadiye Hanım Mustafa Nail Beyden 2 yıl önce 1963 yılında vefat etmiş ve Küçükyalı’daki aile kabristanına defnedilmiştir.”

Not: Mustafa Nail ERCİVELEK’in torunu Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi, Öğretim Görevlisi Elif SUNGUR Hanımefendi 2008 yılında Gazi Alemdar Müzesine dedesine ait dürbün, meçler ve geminin orijinal sancağını bağışlamıştır. Ayrıca dedesi ile ilgili bu çalışmamda birinci elden bilgilere ulaşmamda büyük destek vermiştir kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum.

KAYNAKÇA

1- Transkrip Denizcilik Müzesinde görevli olan Dil Uzmanı Mehmet AKTAŞ tarafından yapılmıştır. Tarihler tarafımızdan miladi yıla çevrilmiştir.
2-Nurettin PEKER, Öl Esir Olma, İstanbul, Sayfa:106-108
                3- >  Nurettin PEKER, Öl Esir Olma, İstanbul, Sayfa:113
           Erol MÜTERCİMLER Destanlaşan Gemiler Hamidiye-Yavuz-Nusrat-Alemdar Sayfa: 225-237>
4->> Nurettin PEKER, Öl Esir Olma, İstanbul, Sayfa:121-126
Erol MÜTERCİMLER Destanlaşan Gemiler Hamidiye-Yavuz-Nusrat-Alemdar Sayfa: 238-242
5- Nurettin PEKER, Öl Esir Olma, İstanbul, Sayfa:112


                       


                                   
                           

                         

GÜRDAL ÖZÇAKIR
TEMMUZ 2012

Hiç yorum yok: