29 Ekim 2012 Pazartesi

TUNALI HİLMİ BEY KISA BİR ÖMÜRDE BÜYÜK BİR DAVA ADAMI


TUNALI HİLMİ BEY
(1871-1928)

KISA BİR ÖMÜRDE BÜYÜK BİR DAVA ADAMI
 

           Tunalı Hilmi; bu isim Ankara’yı bilenler için sadece bir cadde isminden ibarettir. Hatta yolu düşenler için Kdz. Ereğli’de bugün Yenimahalle’nin olduğu bölge de Tunalı Hilmi Sokak yazılı mavi bir levha gözünüze çarpabilir. Şimdi gelin hayatı mücadelelerle geçmiş, görüşleriyle döneminin çok çok ilerisinde olan bu dava ve fikir adamını beraber tanıyalım.
1871'de Bulgaristan’ın Eskicuma ( Tırgovişte ) kentinde doğan Tunalı Hilmi Bey 1877 Rus savaşı nedeniyle ailesiyle birlikte İstanbul'a göç etti. (1)
Fatih Askeri Rüşdiyesi'ni bitirdi. Kuleli Askeri İdadisi öğrencisiyken “Teşvik” adlı gizli bir haftalık dergi çıkardığı için tutuklandı. Daha sonra girdiği Askeri Tıbbiye Mektebinde "Gizli Mektepliler" adlı bir örgüt kurdu. Ekim 1895'te, son sınıf öğrencisiyken Avrupa'ya kaçarak Cenevre'ye yerleşti.
Avrupa'da ilk yıllarını Jön Türk hareketinin kuruluş çalışmalarıyla geçirdi.“Meşveret” ve “Mizan” gazetelerinde yazılar yazdı. Hutbe adını verdiği küçük broşürlerde Jön Türklerin düşüncelerini dile getiren propaganda yazıları kalem aldı. Mücadele çizgisini ılımlı bulduğu İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde Osmanlı İhtilal Fırkasını kurdu. ( Ocak 1896 )  (2)
           Bir süre İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin genel sekreterliğini de yürüten Tunalı Hilmi 1897'de Cenevre’de İshak Sükuti ve Abdullah Cevdet'le Osmanlı gazetesini çıkardı. 1898'de İttihat ve Terakki Cemiyeti müfettişi olarak Mısır' a gitti ve cemiyetin Kahire şubesini örgütledi. Jön Türkler' in 1899'da sarayla uzlaşmasından sonra Madrid elçiliği Baş Kâtipliğine atandı. ( 1900 )
           1904 yılında Mısır'a tekrar gitti; Muhtelit Mahkeme'de çalıştı, “Kanun-ı Esasi” ve “Hak” gazetelerine yazdı. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul' a döndü ve başta “İnkılâp” olmak üzere çeşitli yayın organlarında yazıları yayımlandı.(3)
             1910- 1916 yılları arasında Kdz. Ereğli, Silivri, Bayburt, Ordu, Beykoz ve Gemlik'te
Kaymakamlık yaptı. İşte Tunalı Hilmi beyin Kdz. Ereğli kent tarihi açısından önemi burada karşımıza çıkıyor. Osmanlı yurdu içinde onun ilk memuriyetlik yeri Kdz. Ereğli olmuştur. (4)
31 Mart Vakası ve hayatını tahtan indirmeye adadığı II. Abdülhamid'in saltanattan uzaklaştırılması üzerine, Tunalı Hilmi, 14 yıl süren bir ayrılıktan sonra, 38 yaşındayken İstanbul’a dönmüş ve kısa bir süre sonra, 14 Eylül 1909 tarihinde Karadeniz Ereğli kaymakamlığı ile yurt içindeki ilk memuriyetine başlamıştır. Buradaki görevi süresince yaptığı olumlu icraat, daha sonraki yıllarda Kdz. Ereğli'nin bağlı olduğu Bolu'dan mebusluğa getirilmesini sağlamıştır. Yazar Enver KONUKÇU' nun belirttiğine göre, “ Bu sırada İstanbul gazetelerinde aleyhinde çıkan bir havadise yine Karadeniz Ereğlisi ileri gelenleri, başta müftü ve Maarif reisi ve Belediye reisi olmak üzere cevap vermişlerdir.”
  Tunalı Hilmi Kdz. Ereğli kaymakamlığı sırasında, halkın diline vurulmuş mengene olarak nitelediği dilekçeyi kaldırmış ve halkın sorunlarını doğrudan gelip kendisine anlatması usulünü getirmiştir. Yine bu görevi sırasında halkın devlet dairelerine gelemediğini fark eden Tunalı Hilmi üç, dört yerde konferanslar vererek halkı hükümete gelmeye teşvik etmiştir. (5)
            Tunalı Hilmi Bey, kadın erkek eşitliği konusunda net bir tutum içerisinde olmuştur. Daha 1902 yılında hazırladığı anayasa taslağında “Erkek aslan aslandır da, dişi aslan aslan değil midir?” sözlerini kullanmaktadır. Yine 42. Madde de de “Kadın erkeğe eşittir ve özgürdür” tanımını ortaya koymaktadır.
  1908 Meşrutiyet devriminden sonra kadın haklarının kazanılması için çalışmalar yaptı. Bunun bir parçası olarak 10 Ocak 1910 tarihinde Karadeniz Ereğli'sinde "Karadeniz Ereğli Evlendiriciler Cemiyeti”ni kurdu. Kuruluş amacı yoksul ya da kimsesiz olanlara ev, tarla, sermaye yahut çiftçilik aletleri tedarik etmek Kızların 15, erkeklerin 18 yaşından önce evlenmesine engel olmak, külfetli düğünler yapmamak, başlık parasını ortadan kaldırmak ve bunun gibi kadın haklarını savunan hükümler taşıyan cemiyet tüzüğünü hazırladı.  Şehrin ileri gelenlerini bu cemiyet etrafında topladı. (6) 
            Derneğin kurucuların hepsi erkekti. Cemiyete girenler yılda en az 5 kuruş vereceklerdi. Cemiyet her köyde bir şube açacaktı. (7)
Bir diğer ilginç konu ise yine Kdz. Ereğli de kurulan“Karadeniz Ereğlisi Osmanlı İçki Düşmanları Cemiyeti”dir. Bu cemiyet Tunalı Hilmi Bey’in vasıtasıyla Kdz. Ereğli’de kaymakam olduğu sırada yine onun destek ve teşvikiyle kurulmuş, ilk toplantısını ise 8 Aralık 1909 tarihinde yapmıştır. İkisi Hıristiyan, beşi hiç içki kullanmamış olan toplam 69 kişilik bir heyetle çalışmalarına başlayan cemiyet, teşkilata ait nizamnameyi Haziran 1910 tarihinde Sırat-ı Müstakim Dergisi’nde neşrederek, kuruluş saiki ve felsefesini kamuoyuna duyurmaya çalışmıştır. Nizamnamenin 7. Maddesinde cemiyetin hükümet ve kanunlar tarafından tanındığı bildirilmekle beraber belgenin resmi makamlardaki tekemmülü hakkında herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Buna rağmen cemiyetin kuruluş tarihiyle nizamnamenin yayımlandığı tarih arasındaki altı aylık fark, cemiyetin ameli sahada herhangi bir varlık göstermese de nazari sahada var olduğunu düşündürmektedir.
Hilal-i Ahdar’dan (Yeşilay) on bir yıl önce tesis edilmesi hasebiyle madde bağımlılığıyla mücadeleyi hedef ittihaz eden ilk teşkilat olan “Karadeniz Ereğlisi Osmanlı İçki Düşmanları Cemiyeti” sadece zamanlama açısından değil, kuruluş fikri ve felsefesi açısından da kendisinden önceki teşebbüsler arasında müstesna bir yere sahip olmuştur.
Bu cemiyet kuruluş amaçları konusunda ise nizamnamesinin ilk maddesinde şu ifadelere yer vermiştir: “Müslümanların peygamberi (s.a) bir mel’ûn (lanetlenmiş) canavar için “habisliklerin (fesatlıkların, kötülüklerin) anası” buyurmuştur; oda: içkidir. Bugün hele Frenkleri (Avrupalıları), huyca, sağlıkça, kemire kemire zehirliyor, öldürüyor. Osmanlılar arasına yayıldıkça yayılıyor. Katresini (damlasını) haram bildikleri halde Müslümanların bile birçoğu kendilerini bu azılı düşmandan koruyamıyorlar. Böyle bir düşmanla çarpışmak üzere Ereğli hemşehrileri “Karadeniz Ereğlisi Osmanlı İçki Düşmanları Cemiyeti” adıyla bir sancak açtılar, bunun altına toplanıyorlar…” (Karadeniz Ereğlisi Osmanlı İçki Düşmanları Cemiyeti Nizamnamesi, 1326: 195)
İçkiyle birlikte tütün, afyon, kahve ve hatta çay gibi bağımlılık yaratan maddelerle top
yekûn bir mücadeleyi kendisine şiar olarak kabul eden “Karadeniz Ereğlisi Osmanlı İçki
Düşmanları Cemiyeti” hedef kitle olarak çocukları seçmiş, bilhassa mektep çocuklarının bu
melun canavarın eline düşmemesi için gerekli tedbirleri almayı uygun görmüştür. Bu amaçla
neşredeceği gazete ve dağıtacağı risaleciklerle de halkı bilinçlendirmeyi içkiye karşı onlar da
bir nefret duygusu uyandırmayı amaçlamıştır (Karadeniz Ereğlisi Osmanlı İçki Düşmanları
Cemiyeti Nizamnamesi, 1326: 195)  (8)
           Tunalı Hilmi Bey 1920'de Bolu mebusu olarak Son Osmanlı Meclisi Mebusanı’na girdi. İstanbul'un işgali ve meclisin çalışamaz duruma düşüp dağılması üzerine Ankara'ya geçti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde gene Bolu'yu temsil etti. Haziran 1920'de Kdz. Ereğli’yi işgal etmek isteyen Fransız birliğine karşı direnişi örgütledi. Buradaki askeri başarılarından dolayı 21 Nisan 1924 tarihinde 1731 sıra nolu İstiklal Madalyası ile onurlandırılmıştır. (9)
  Kdz. Ereğli’deki Fransız işgali ve buna karşı direniş ile ilgili Tunalı Hilmi Bey TBMM’de 1920 yılının Eylül ayında 72.toplantıda şu tespitlerde bulunmuştur:
“Fransızlar Ereğli’yi işgale teşebbüs ettiler. Oraya vardığımın ertesi günü bir takım hilelerle karaya çıktılar. Dördüncü günü 70 kadar kahraman Kuvva-i Milliyeci bunların 300 kadar siperler içinde bulunan kuvvetleri üzerine ateş açtılar. Ve kendilerine 36 neferle, Halil (EKREN) Ağanın ilk kurşunu ile bir subay maktul verdirdiler. (10 Haziran 1920)
Arkadaşlar buradaki hastanede gördüğümüz manzara karşısında GLADISTON’un (İngiliz Başbakanı)  bir sözünü hatırladım. Melun diyordu ki “ İnsan neslinden olmaktan utanıyorum, çünkü Türkler de insan neslindendir...” Fransızların böyle yaptıklarını görünce insan yaratıldığıma bende utanıyorum.
  Sonra liman fenerini söndürmüşler geceleri yakmıyorlardı. Hastanede ne kadar ilaç şişesi,  vesaire kudurgan ayaklar altında çiğnenmişti. Hastanenin iki odasından ikisini de tamamen bizim askerlerimiz üzerine mitralyöz sıkmak için kullanmışlardır. Ve oradaki mitralyözlerden kalmış binlerce fişek kovanı bulunuyordu.” (10)
Tunalı Hilmi Bey 1921 Anayasası'nın hazırlık çalışmalarına katıldı ve TBMM'deki uzun ve ateşli konuşmalarından ötürü adından sık sık söz ettirdi.
II. ve III. Dönemlerde ( 1923-1927 ve 1927-1931 ) TBMM'de Zonguldak milletvekili olarak görev aldı.  Kömür havzasındaki işçilere yönelik çalışmalar yaparak TBMM’deki girişimleriyle 30 Mart 1923'de 25 yataklı Amele Hastanesinin kurulmasına ve Havza-i Fehmiye Kanununun çıkmasına öncülük etti. (11)
Tunalı Hilmi Bey 22 Kasım 1928'de İstanbul'da vefat etmiştir. İsmi, Ankara'nın Kavaklıdere semtindeki bizzat kendine ait olan ve hazineye bağışladığı alanda önemli bir caddeye verilmiştir. ( Tunalı Hilmi Caddesi )
Kaynakça:
1-  http://www.ata.boun.edu.tr/chronology/kim_kimdir/tunali_hilmi.htm
2-  http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=311
3-  http://www.ata.boun.edu.tr/chronology/kim_kimdir/tunali_hilmi.htm
4-  Aydın ESEN, BİLA VAKFI MAKALELER TUNALI HİLMİ BEY EYLÜL-EKİM 2007
5-  Sabri ATEŞ, TUNALI HİLMİ BEY OSMANLIDAN CUMHURİYETE BİR AYDIN
Sayfa 120-121
6- Meşrutiyetten Cumhuriyete Tunalı Hilmi Bey Sayfa 34 KOLEKSİYONCULAR DERNEĞİ YAYINI 2006
7-   Kim Kiminle Evlenmeli? Soner YALÇIN 29 Mart 2009 Hürriyet Gazetesi
8-Cem KARAKILIÇ, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Doktora Öğrencisi
AKADEMİK BAKIŞ DERGİSİ Sayı: 29 Mart – Nisan 2012 Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi ISSN:1694-528X İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi, Türk Dünyası Kırgız – Türk Sosyal Bilimler Enstitüsü, Celalabat – KIRGIZİSTAN
9-   Aydın ESEN, BİLA VAKFI MAKALELER TUNALI HİLMİ BEY, EYLÜL-EKİM 2007
10-   Tahsin AYGÜN KURTULUŞ SAVAŞINDA KARADENİZ EREĞLİSİ SAYFA 15,16
11- Aydın ESEN, BİLA VAKFI MAKALELER TUNALI HİLMİ BEY EYLÜL-EKİM 2007


 
            

 

 

                              





 

Hiç yorum yok: