23 Aralık 2008 Salı

ÖZÜR DİLERİZ SADEDDİN ERİŞEN




ÖZÜR DİLERİZ SADEDDİN ERİŞEN

Özür dilemek enaniyet’in kırılması bir nevi ego’nun törpülenmesidir.Yüce bir davranıştır.Ben hayatım boyunca bir çok kere yerine getirdim. Haksız olduğumu anlayınca büyük küçük demeden özür dilediğim bir çok kişi oldu. Peki kötü mü ? oldu. Tabi ki hayır aksine bu beni insan olarak yüceltti.
Gündem özür dileyenler ve özür dilemeyenler tartışmaları ile yoğun iken peki kim bu Sadeddin ERİŞEN Kdz.Ereğli ‘de hala izleri bulunan ama büyük bir haksızlık sonucunda bu şehirden ve hatta16 ay boyunca Türkiye’den uzak kalan bir mağdur.
Sadeddin ERİŞEN beyi merak edenler "Aza Defteri" ve bir kentin hafızası adlı makale mi okuyabilirler. Ben hayatım boyunca kadere şartsız ve tereddütsüz inandım. Metafizik olarak kalp gözü denilen his durumuna da inanırım .Kitabımı yazarken otobiyografisine değindiğim Ereğli’den dramatik ayrılışı sonunda acaba nereye gitti derken 1950 yılına ait efemera belgesinde İstanbul da ki adresini tespit ettiğim bu muhterem zatın torunu Semra ARZIK hanımefendi 15 Aralık 2008 Pazartesi gecesi bana ulaştı. İçimdeki his bana ailenin bireyleri ile bir gün görüşeceğimi söylüyordu. Semra hanımın bana ulaşmasında Internet’te Kdz.Ereğli Sayfası blog sayfamda etkili oldu bir anlamda blog görevini yerine getirdi.Telefonun ardında bir İstanbul hanımefendisi bana 70 sene kadar önce dedesine yapılan vefasızlığı ve haksızlığı tarihin karanlığından çıkardığım ve belgelediğim için teşekkür ediyordu. Konuşma süresince tüylerim diken diken oldu. Bir hafta sonra Semra ARZIK hanım ile bugün tekrar görüştüm. Ve olay ile ilgili taşlar yerine yavaş yavaş oturdu. Makalemizin kahramanı Sadeddin ERİŞEN 1956 yılında 74 yaşında vefat etmiş. Aile Ereğli’den ajanlık ithamı ile sürgün edilmiştir.Olay şu şekilde gerçekleşir :

Sadeddin ERİŞEN “ KOZES ” adlı şirketin Ereğli mümessili ( temsilcisi ) olarak görev yapardı.Ereğli’ye gelen yabancı vapurlara kömür yüklenmesi ve sevkıyat işleri ile uğraşıyordu.Yardımsever bir kişi olarak sevilirdi, fakir babasıydı.Gemilerden artan kömürü yoksullara dağıtırdı.Ereğlili motorcuların halkı mağdur ettiği şikayetleri üzerine motorcuların yüksek fiyatlarla yolcu taşımalarını engelledi kendi motoruyla düşük fiyatlarla yolcu taşıttı.Bu olay onun Ereğli’den mecburen ayrılmasına sebep olan süreci başlattı.128 imza toplanarak “ KOZES ” Şirketinin nakliye işlerini yürüten mümessil Sadeddin Bey’e karşı bir kampanya oluşturuldu.Casuslukla itham edildi.3 ay İstanbul’da gözaltında kalan Sadeddin Bey mahkeme kararıyla Romanya’ya sürgün edildi. 16 ay vatansız olarak Romanya’da yaşadı.Dönemin Zonguldak milletvekilleri durumu Mustafa Kemal ATATÜRK’e arz eyledi.Dosya ATATÜRK ’e getirildi, dosyayı inceleyen ATATÜRK emir vererek bir karar çıkarttı. Böylece çıkarılan meclis kararıyla vatanına döndü fakat maalesef Ereğli’ye gelmedi, Ereğli gençliği böylece 1937 yılında önderini yitirmiş oldu.

1923-1950 KDZ.EREĞLİ FUTBOL TARİHİ kitabımda ayrıca belirttiğim üzere 20.08.1930 tarihinden 12.05.1935 tarihine kadar Ereğli İdman Yurdu başkanlığını yapan Sadeddin Bey Kulüp başkanlığından kendi isteği ile işlerinin yoğunluğunu mazeret göstererek istifa etmiştir. Bunun ardında ki sebep Maarif Memuru olan 1902 doğumlu Mustafa oğlu Sırrı Beyin Ereğli İdman Yurduna düşmanca bir tutum izleyerek üyeleri istifaya zorlamasıdır. Sadeddin Bey tarafından mahkemeye verilen Sırrı Bey özellikle İdman Yurduna üye öğretmenlere baskı yapmıştır. Bu baskı daha sonra ise Kaymakam Emin Bey tarafından da uygulanmıştır Tüm bu baskılar Sadeddin Bey’i yıpratmış olmalı ki oda başkanlıktan istifa etmiştir.Görülüyor ki bu çok uzun süren bir yıpratma faaliyetiymiş adeta bir kampanya şeklinde devam etmiş nihayetinde Macar asıllı bir Türk vatandaşı olması eşinin köken olarak Avusturyalı bir Musevi olması onun ajanlığına delil gibi gösterilerek Kdz.Ereğli’nin o zaman ki güçlü ailelerinin de yardımlarıyla Sadedin ERİŞEN bertaraf edilmiştir.
ERİŞEN ailesi bundan sonra tam bir trajedi yaşamış bunu Semra ARZIK hanımdan öğreniyoruz.1930 yılların fotoğraflarından bize gülümseyen o zarif hanım sandal yarışmalarının birincisi yani Adile ERİŞEN İstanbul High School ( İngiliz Lisesi ) da ki eğitimi hem de son sınıf öğrencisi iken yarıda bırakmış ve babası ile beraber Romanya’ ya gitmek zorunda kalmıştır. Sadeddin bey sürgün dönüşü sonrası mimli bir kişi olduğu için işsiz kalmıştır.Ailenin ellerindeki tek mal varlığı İstanbul Tünel Caddesindeki 4 katlı apartman bile çok sonraları haciz yoluyla ellerinden alınacaktır. Semra ARZIK hanıma 6-7 Eylül 1955 olaylarının da mağduru oldular mı? Soruma şu ilginç anekdotla cevap verdi. Büyük dedesi Sadeddin Bey 1. Dünya Savaşında Osmanlı ordusunda Almanca bilmesi hasebiyle Galiçya Cephesinde de görev almıştır.İşte o dönemden kalan asker kalpağını başına madalyalarını da ceketinin göğsüne takarak binanın kapısın önünde bir sandalyeye oturmuş o yaşlı haliyle apartmanda bulunan Rum ailelerin koruyuculuğunu yapmıştır.
Sadeddin ERİŞEN beyin haksızlığa uğradığı bir konuda Ereğli de bıraktığı tapulu mülklerdir.1956 yılına kadar yani vefatına kadar bu mülkün vergilerini ödemiştir ailesi hala o döneme ait makbuzları saklamaktadır. Şu an için aile mülkün yerini tam olarak bilmiyor bu durum da aile hukuk savaşına girerse ilginç sonuçlar çıkabilir.
Evet gelelim özür meselesine Kdz.Ereğli Sadeddin ERİŞEN beye ve ailesine bir özür borçludur. Ona karşı kampanyayı oluşturan kişiler bugün elbette hayatta değiller ve de 128 imzalı dilekçede adları bulunanlarda iki metrelik kefene sarılıp toprağa girdiler. Ben onların torunlarından da böyle bir şey istemiyorum çünkü suçu işleyen kimse özrü o diler. Özür miras yoluyla intikal etmez.Bu özür simgesel olacak ve iade-i itibar niteliğinde taşıyacaktır. Burada Kdz.Ereğli belediyesine iş düşüyor bir sokağa ve caddeye ama lütfen çıkmaz sokak olmasın bu muhterem kişinin adını vererek lütfen bari ruhunu huzura kavuşturalım.
Maalesef geciken adalet tabi ki adalet değildir. Ama şu an KDZ.Ereğli’de yapılacak tek şey budur.



GÜRDAL ÖZÇAKIR
22 ARALIK 2008
KDZ.EREĞLİ

Hiç yorum yok: