11 Ocak 2008 Cuma

ZONGULDAK MADENCİLERİ KRAL MİDAS'IN MEZARINDA

Kral Midas'ın mezarına ilk kez Zonguldaklı madenciler girmiş


Yazar Ahmet Öztürk
Perşembe, 10 Ocak 2008

Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun köylere okul, yol, cami yaptırdığını, zaman zaman kentin kimi belediyecilik hizmetlerini karşıladığını biliyordum da, antik kazılarda görev alarak ülkenin kültür mirasının gelişimine katkı sunduğunu bilmiyordum doğrusu. 1950’li yıllarda Gordion’da kral Midas’ın mezarını bulan arkeoloji ekibi, 300 metre çapında, 53 metre yüksekliğinde ki tümülüse girmeyi göze alamayınca iş Zonguldaklı madencilere düşer. Zonguldak’tan uzman gelen uzman ekip, hummalı bir uğraşı sonucunda açtığı galeriyle mezara girer. Orada onları bir sürpriz beklemektedir.
National Geographic dergisinin Ocak 2008 tarihli sayısında Doç Dr. Taciser Tüfekçi Sivas, “Frigler Midas’ın Ülkesinde” başlıklı makalesinde olay şöyle anlatıyor.
Gordinon 85 kadar tümülüsle, bugüne kadar bu tip mezarların en yoğun olarak bulunduğu yerleşme yeri. Tümülüsler soylulara özgü bir mezar türü ve Anadolu’ya Phryglerle birlikte girdiği düşünülüyor. Bunlkar, yığma toprak tepelerin altındaki ahşap mezar odalarından oluşuyor. Kazılan 35 tümülüs arasında Büyük Tümülüs Lidya kralı Alyattes’in Bin Tepeler’deki tümülüsünden sonra Anadolu’da bilinen ikinci büyük Tümülüs: Çapı 300, yüksekliğiyse 53 metre. Bu gizemli yığma tepe ilk kez 20.yy’ın başında Gordion’daki kazılar sırasında Körte kardeşlerin dikkatini çekti. Ancak onlar, dönemin teknolojik yetersizliği karşısında umutlarını yitirerek Büyük Tümülüs’ün kazısından vazgeçse de, 1956’da şans Amerikan arkeolog R. Young’a güldü. Young, “Tümülüs başlı başına bir anıt mezar olduğu için onu üstten kazarak tahrip etmek istemedim” diyor.
1955 yılının sonbahar aylarında küçük bir sondaj makinesiyle kazıya başlayan Young –ancak yüz kadar sondajın sonunda- 1956 yazında yığma tepenin altındaki mezar odasının yerini belirledi.
Tümülüs’te açılan tünel çalışmasında Zonguldak Kömür İşletmesinden gelen, maden galerisi açmada yetkin mühendis ve işçiler görev aldı. Ancak mezar odasına ulaşmak üzereyken bir sürprizle karşılaştılar.
Odanın çevre duvarına açılan oyuktan, iri moloz taşlar akmaya başlamıştı. Young mezar odasını üzerine yığılmış bu koruyucu moloz dolgunun vagonlarla dışarıya taşınmasının bir hafta sürdüğünü anlatıyor. “Bu engeli aştığımız düşünürken yaklaşık iki metre sonra bu kez koca kütüklerden meydana gelen bir başka engelle karşılaştık. Bu kütüklerin arkasında bir metre kalınlığında gene bir moloz duvarı, onun da arkasında nihayet mezar odasının ahşap duvarı vardı.”
Odaya adımını atan Young’ın tam önünde ayakların dibinde büyük bir lahit duruyordu. Ahşap kütükten oyulmuştu. Üzerinde mezar sahibinin iskeleti vardı.
Mezar odasına girdiği anda Young’ın dikkatini dağıtan çıtırtılar, 2600 yıl sonra ilk kez içeri dolan havanın etkisiyle çözülmeye başlayan, oyma ve kakmalarla süslü ahşap mobilyalardan geliyordu.
Ahşap eşyaların çökmesiyle yerlere saçılmış olan 200 kadar tunçkap, demirden üç ayaklar duran üç tunç kazan Phryg maden endüstrisinin ulaştığı yüksek düzeyi yansıtıyor. Bazı tunç kaplarda yer alan balmumu bantlar üzerindeki yazılar ise bilinen en eski Phrygçe yazı örnekleri.
Mezar odasının bululmasıyla sona eren gizemli yolculuk bu kez yerini henüz kesin yanıtı bulunamamış bir başka gizeme bıraktı. Tümülüsün anıtsal ölçekteki boyutu ve mezar odasının zengin buluntuları burada gömülenin bir kral olduğunu gösteriyordu. Young’a göre bu kişi Kral Midas olmalıydı. Anca mezar odasının dış duvarında kullanılan kütüklerin yaşının, dendrokronoloji (ağaç halkalarına bakılarak tarihleme) yöntemiyle İ.Ö 740 tarihini göstermesi başka olasılıkları da gündeme getirdi. Yeni tarihlendirmeye göre bu kral İ.Ö 709 yılında hala Phyg tahtında hüküm süren Midas değil, atalarından biri belki de babası Gordios olabilirdi…

Hiç yorum yok: