29 Aralık 2011 Perşembe

ZONGULDAK’IN İLK GAZETECİSİ VE MATBAACISI TAHİR AKIN KARAUĞUZ

ZONGULDAK’IN İLK GAZETECİSİ VE MATBAACISI

TAHİR AKIN KARAUĞUZ

(1898-1982)


Tahir Akın KARAUĞUZ, Ahmet Naim ÇILADIR ve Hüseyin Fehmi İMER; Uzun Mehmet Hikâyesinin oluşmasında rol oynayan komisyonda yer alan ve Havza Tarihi açısından da çok önemli bu üç isim hakkında epeydir bir çalışma yapmak istiyordum. Üçleme tarzında olacak bu çalışmamda ilk olarak Zonguldak’ta gazeteciliğin ve matbaacılığın miladi sayılan isim Tahir Akın KARAUĞUZ’un hayat hikâyesini sizlerle paylaşıyorum.

Mehmet Tahir ya da sonradan soyadı kanunundan önce bile kullanmaya başladığı hali ile Tahir Karauğuz 1898 yılında Safranbolu ilçesinde doğdu. Babası ,“Karakullukçuoğlu” namıyla bilinen köklü bir aileye mensup olan saraç ustası Mehmet Hilmi (GÜROL) Bey, annesi ise yine Safranbolu’nun tanınmış ailelerinden Emin Efendi'nin kızı Şükriye Hanım'dır. Tahir Karauğuz annesini çok küçük yaşta kaybetmiştir. İlkokulu ve ortaokulu Safranbolu'da tamamladıktan sonra lise öğrenimi için ailesi tarafından Kastamonu'ya gönderildi.

Anadolu’da açılan ilk Sultani olma özelliği taşıyan ve 1885 yılında kurulan Kastamonu Sultanisi'nin öğretim kadrosu içinde Türk fikir hayatının seçkin kalemleri bulunuyordu. Bu öğretmenler arasında, Ahmet Talat (ONAY) , İsmail Hakkı (UZUNÇARŞILI) , Hasan Fehmi (TURGAL) , İsmail Habib (SEVÜK),Ragıp Nurettin (EGE) ve Suat Haki (SOYER) gibi gelecekte yazar ve tarihçi olarak ünlenecek önemli isimler vardı.

Bu hocaların çoğu İttihat ve Terakki Partisinin faal üyeleri idi. Tahir Karauğuz bu ortamda Türkçülük ateşiyle yoğrularak yetişti. İttihat ve Terakki Partisinin bünyesinde kurulan Türk Gücü’ne katıldı. Kısa zamanda okulda, cemiyetteki toplantılarda ve milli günlerde yaptığı konuşmalarla ve şiirleriyle tanınmaya başlandı.1913 yılından itibaren Kastamonu da yayın yapan KÖROĞLU Gazetesinde şiirleri Tahir Karauğuz adıyla yayınlamaya başladı. Artık okulda hocaları ve arkadaşları onu adıyla değil şair ismiyle çağırıyordu. Safranbolu’nun Tahir’i “Kastamonu’nun Şairi” olmuştu

1.Dünya savaşı yılları idi arkadaşları birer ikişer askere alınması onunda 1916 yılında gönüllü olarak askere gitmesinde etkili oldu. Gönüllü olmasında bir etkeninde Ziya Gökalp ile tanışma imkânı sağlamak olduğunu sonraki yıllarda kendisi itiraf eder. Bu emeline kavuşmuş İstanbul’a gittiğinde onunla tanışmıştır.7 ay süren İhtiyat Zabitleri Talimgâhındaki öğrenciliğini tamamladıktan sonra asteğmen rütbesi ile Karadeniz bölgesindeki 5. Kolordu, 14. Fırka, 526 sayılı Sahil Muhafaza Piyade Taburu'na emir subayı ve bölük kumandan vekilliği olarak atandı. Daha 18 yaşında idi ama bulunduğu birliğe sıkı bir görev verilmişti.

Firari ve eşkıya takibinde bulunan birliğe komuta etmeye başladı. Müfrezesi bölgede “Yıldırım Bey Müfrezesi” unvanı ile anılmaya başlandı. Keskin, Sungurlu, İskilip, Kırşehir ve Çorum taraflarında firari ve eşkıya takibinde bulundu bu görev 2 yıl sürdü. 1918'de teğmen rütbesi ile terhis oldu.

Lise son sınıfta yarım kalan tahsilini tamamlamak üzere Kastamonu'ya döndü. Kastamonu’da kendini ateşli bir ortamın içinde buldu. Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkmasından sonra milli mücadeleyi desteklemek gayesiyle iki genç arkadaşı Hüsnü (AÇIKSÖZ) ve Ahmet Hamdi (ÇELEN) ile birlikte AÇIKSÖZ Gazetesini çıkartmaya başladılar. AÇIKSÖZ Milli Mücadeleyi desteklemek amacıyla Anadolu’da yayın hayatına atılan ilk gazetedir. Merkezi yönetime bağlı ve “Hürriyet ve İtilaf Fırkası”nın denetimi altındaki Kastamonu’da o sırada böyle bir gazetenin basımı oldukça güçtü. Dayısının arkadaşı olan Vali İbrahim Hakkı Bey gerekli ruhsatın verilmesinde kolaylık gösterdi. Gazete İstanbul Hükümeti’nin taraftarı olan ZAFER Gazetesi ile birlikte Vilayet Matbaası’nda basılarak 15 Haziran 1919 tarihinden itibaren çıkmaya başladı. İlk sayıda bulunan yazıların büyük çoğunluğu Tahir Karauğuz tarafından hazırlamıştı. Lise müdürü edebiyatçı Mehmet Behçet (YAZAR)'ın da bir yazısı bu nüshada çıkmıştır. Gazete açıktan milli mücadeleyi desteklediğini belli etmişti. Gazetenin çalışmaları sonucunda şehrin milli mücadeleyi destekleyen şehirler arasına katıldığı gazetenin 16 Eylül 1919 tarihli sayısında duyurulmuştur.

Bu gazetenin bir özelliği de TBMM’nin 25 Mart 1921 tarihinde oy birliği ile kabul ettiği büyük şair Mehmet Akif (ERSOY) ait İstiklal Marşımızı bundan 1 ay kadar önce 21 Şubat 1921 tarihli 125.sayısında birinci sayfadan ilk kez yayınlamış olmasıdır.

Tahir Karauğuz 1919'da edebiyat şubesinden mezun oldu. Liseden mezun olduktan bir süre sonra Ulus’a Nahiye Müdürü olarak tayin edildi. Ulus’ta bulunan 67 köyü tek tek dolaşarak halkın milli mücadeleyi desteklemesi yolunda çalıştı. Bu köylerde “Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin şubelerini kurdu.

Zonguldak'ta madencilik yapmakta olan dayısı Maksut ÇİVİ’nin sürekli olarak yaptığı davet üzerine memuriyetten istifa etti. Dayısının Zonguldak ve Kozlu'da bulunan dört kömür ocağının sorumlu müdürü olarak çalışmaya başlayacaktı.12 Mart 1921 tarihinde yaşamının 40 yılını geçireceği Zonguldak’a gelmişti. Bir kaç yıl sonra Zonguldak kömürüne Karaelmas adını ilk kez o verecek ve şehre bu ad damgasını vuracaktı.

Tahir Karauğuz Ankara hükümeti tarafından yakından takip ediliyordu. Garp Cephesi Komutanlığı'na bağlı bulunan Zonguldak ve Kozlu bölgeleri Askeri Polis Müdürlüğü görevine atandı. Tahir Karauğuz kısa bir süre Akçakoca İskele ve Limanlar Kumandanlığı'nda görev yaptıktan sonra 24 Nisan 1921’de Garp Cephesi Komutanlığı'na bağlı İstihbarat Zabiti (Subayı) olarak atandı.

Sakarya Savaşının kazanılmasından hemen sonra Yusuf Akçura'nın himayesine giren Tahir Karauğuz, Garp Cephesi Kumandanlığı'nın Matbuat ve İstihbarat Şubesi'nde teğmen olarak göreve başladı. Halide Edip (ADIVAR) , Yakup Kadri (KARAOSMANOĞLU) ve Yusuf Akçura'nın da içinde bulundukları “Düşman Mezalimini Tespite Memur Edebi Heyet”te görevlendirildi.

Heyetin hazırladığı kitapların Ankara'da basımını takip etmenin yanında istihbarat biriminin basınla ilişkilerini yürüttü. İsmet (İNÖNÜ) ve Fevzi (ÇAKMAK) ile tanışma imkânı buldu.

Fevzi (ÇAKMAK) Zonguldak madenlerine ve işçi meselesine önem verdiğini belirterek Tahir Karauğuz’u Zonguldak’a Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Subayı ve Matbuat ve İstihbarat Müdürü olarak atadı. Dayısı Maksut (ÇİVİ)’nin yardımlarıyla şehirde ilk matbaayı, Zonguldak Karaelmas Yazım ve Basımevi'ni kurdu.

Türk basın tarihinde Zonguldak’ın ilk süreli yayını olan 'Zonguldak' gazetesi 23 Mart 1923 tarihinde bu basımevinde basıldı. 1923-1953 yılları arasında 30 yıl süren yayın hayatında bu gazete kömür havzasının tarihini konu etmenin yanında şiir ve sanata ayırdığı sayfalarında Orhan Şaik GÖKYAY ve Behçet Kemal ÇAĞLAR’ın ilk edebi ürünlerine yer vermiştir.

Tahir Karauğuz yayıncılık faaliyeti sırasında değişik yıllarda irili, ufaklı çeşitli dergi ve kitapların yanı sıra gazeteciliği Zonguldak'ın çevresine yaymak istedi. Safranbolu, Amasra için uzun ömürlü olmayan gazeteler çıkardı. Onun yanında yetişen Bedri EREL’de daha sonra Kdz. Ereğli’nin ilk gazetesi olan Şirin Ereğli Gazetesini kurmuştur.

Tahir Karauğuz'a, Milli Mücadeledeki fedakârlıklarından dolayı, TBMM 'nin 23 Mayıs 1926 tarihli oturumunda alınan kararla “beyaz şeritli” İstiklal Madalyası verildi. Daha sonra ,”Zonguldak Müdafaa-i Hukuk Aza-i Sabıkasından” dolayı, TBMM 'nin 26 Mayıs 1930 tarihli kararı ile İstiklal Madalyası'nın şeridi ' kırmızı'ya çevrildi.

Zonguldak Maden İşletmesi'nde çalışmaya gelen mühendisler arasında bulunan yabancıların “Saint Barbe” gününü “Madencilik Günü” olarak kutlama alışkanlığı belirmişti. Karauğuz Türklere ait bir kutlama günü belirlenmesinden yana idi. Zamanın İşletme Müdürü Hüseyin Fehmi (İMER) ve yazar Ahmet Naim (ÇILADIR)'ın katılımlarıyla üçlü bir komite kuruldu. Yapılan inceleme sonucunda Türkiye'de kömürün ilk olarak 1829 yılında Ereğli'nin Kestaneci Köyü’nde “Uzun Mehmet” tarafından bulunduğu ve 8 Kasım gününün Zonguldak'ta “Kömür Bayramı” olarak kutlanacağı kararı alındı. Bayram ilk defa 1932 yılında kutlanmaya başlandı.

Karauğuz Zonguldak'a ilk geldiğinde şehir Fransızların işgali altında idi. İşgal güçleri idari işlere karışmamakla birlikte yabancıların madenler üzerindeki çıkarlarını korumakla görevli idiler. Kömür işletmesi Fransız askeri gücünün kontrolü altındaydı. Fransızlar 21 Haziran 1921'de şehri terk etmişlerdir. Zonguldak Halkevi başkanı olduğu sırada Halkevleri Müfettişliği görevini yürüten Behçet Kemal (ÇAĞLAR) ile birlikte bir teklif hazırlayarak 21 Haziran tarihinin “Kurtuluş Günü” olarak kutlanması talep edildi. Teklifin kabul edilmesi üzerine şehrin kurtuluş günü halkevi tarafından düzenlenen şölenlerle ilk defa kutlandı.

1938 yılında yayınlarında adını Akın KARAUĞUZ şeklinde kullanmaya da başlamıştır. Bu bir anlamda Türkçülük akımının onda hala ne kadar kuvvetli olduğunu göstermektedir. Zira Tahir Arapça kökenli bir isimdir.

Karauğuz yaptığı basın faaliyetleri ile çevrenin kültürel değerlerinin tespiti yanında milli kültürün ülke çapında yaygınlaşması yolunda da gayret gösterdi. Zonguldak bölgesi maden ocaklarının varlığı sebebiyle bünyesinde yoğun bir işçi kesimi barındırmakta idi.

İşçiler, yeraltı faaliyetinde bulunan Türkiye Komünist Partisi'nin de yoğun propagandası altında bulunmakta idi. Tahir Karauğuz, basın ve cemiyet çalışmaları ile bu tür faaliyetleri tesirsiz kılmaya gayret göstermiştir. Kırım Türklerinin Lideri ve Kırım Milli Merkezi'nin Başkanı Cafer Seydahmet (KIRIMER) ile yakın dostluk ilişkileri kurmuştur. KIRIMER, Zonguldak Halkevi, Zonguldak Maden Teknik Okulu ve Karabük'te verdiği konferanslarında konu olarak komünizm ile mücadeleyi ele almıştır. KIRIMER'in bu konferansları daha sonra kitap halinde yayınlanmıştır.

Tahir Karauğuz 11 Haziran 1940 ile 20 Kasım 1941 tarihleri arasında teğmen olarak tekrar askere alınmıştır.17 aylık bu üçüncü askerlik dönemi onun hem basın hayatını kötü etkilemiş hem de siyasete atılma şansını bitirmiştir. Bu dönemde yakınında bulunanlar yokluğundan yararlanıp onu bertaraf etmişlerdir.

Türkiye'de Milli Şef Dönemi isimli iki ciltlik hacimli bir araştırmada II. Dünya Savaşı döneminde neşredilen Turancı yayınlar hakkında verilen bilgiye Tahir Karauğuz'a ait Doğu Dergisi de dahil edilmiştir. Derginin Kasım 1942'de yayın hayatına başladığı belirtildikten sonra yazı kadrosu içinde Cafer Seydahmet (KIRIMER)’ in de bulunduğu ifade edilmektedir.

Karauğuz’un Türkçü çevrelerle ilişkisi ve dergisinde Türkçü önderlerin yazı ve şiirlerine sık sık yer vermesi, belli çevrelerin tepkisini ve dikkatini çekmiştir. II. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru savaşan taraflar arasında üstünlük dengesinin Almanların aleyhine dönmesi üzerine, hükümetin Türkçüler arasında geniş bir tutuklama hareketinde bulunarak Sovyetlere şirin görünmeye çalıştığı bir gerçektir.

Şükrü SARAÇOĞLU hükümeti tutuklama listeleri oluşturdu. Listelerde dönemin siyaset ve fikir dünyasında dikkat çekici isimler bulunmaktadır. Listede Karauğuz’un adı ile birlikte yakın dostluk ilişkilerinin bulunduğu ve imzalarına dergilerinde yer verdiği Cafer Seydahmet KIRIMER, Orhan Şaik GÖKYAY, Fethi TEVETOĞLU, Hüseyin Namık ORKUN, Ziyaeddin Fahri FINDIKOĞLU 'nun isimleri de bulunmaktadır. 3 Mayıs 1944 'te Ankara'da yüksek öğrenim gençliğinin yaptığı Komünizmi telin mitingi üzerine önceden tasarlanan tutuklamalara başlandı. Hükümetin önceden tasarlanan listedeki önemli isimleri tutuklamaya cesaret edemediği için tutuklamaların kapsamını dar tutarak gençler ve bir iki orta yaşlı tanınmış isimle yetindiği görüldü. Karauğuz'a dokunulmamakla birlikte eniştesi Fazıl HİSARCIKLILAR, Zonguldak Mehmet Çelikel Lisesi Öğretmeni Ziya ÖZKAYNAK, hemşehrisi ve o sırada Ankara Hukuk Fakültesi öğrencisi olan İsfendiyar BARUÖNÜ gözaltına alınanlar arasında bulunmakta idi. Karauğuz'un isminin etkili bir dost çevresinin bulunmasına rağmen tutuklanmaları kararlaştırılanların listesinde bulunması dikkat çekicidir.

Tahir Karauğuz 1940'lı ve 1950'li yıllarda Zonguldak'ta CHP İl Yönetimi’nde başkan ve üye olarak görev aldı. Aynı zamanda Halkevi Başkanlığı’nda bulundu. Yerel seçimlere katılarak İl Genel Meclisi ve İl Daimi Encümen üyeliği görevlerinde bulundu. Atatürk ve İnönü'ye duyduğu hayranlık parti çalışmalarına katılmasına sebep olmuştur. Tek parti döneminde siyasi ve sosyal faaliyetlerindeki etkinlikleri sonucunda etrafta zaman zaman milletvekili seçileceği yolunda kanaatler oluşmuştur. 1944 seçimlerinin sonuçlarının belli olması üzerine kaleme aldığı bu mektubunda bundan sonra Doğu dergisinin yayınlanması ve (Orta-yüksek öğrenime yardım kurumu) işleri ile ilgileneceğini ifade etmiştir. Bu iki çalışmanın da Türkçülük için olduğunu, başka bir şey düşünmediğini, bu uğurda ne vazife düşerse, ne fedakârlık istenirse, canla başla gönüllü olacağını ifade etmiştir. 1948 yılında Demokrat Parti bizzat Celal BAYAR aracılığı ile onu saflarına davet etti. Ama o baştan beri Cumhuriyet Halk Partisi içinde yer almıştı teklifi nazikçe reddetti. Dayısı Maksut ÇİVİ ve arkadaşı Ahmet Naim ÇILADIR ise Demokrat Parti’ye katıldılar.

Tahir Karauğuz toplumun bütün kesimlerini alakadar eden sahalarda faaliyette bulunan bazı cemiyetlerin çalışmalarına katıldı. 20 Ağustos 1946 tarihinde Vali Halit AKSOY, Rafet GÜNEŞ, İzzet ÇAKMAKLI, Hakkı GÜLERMAN, Mehmet ÇELİKEL ve Cemil AKALIN ile birlikte Zonguldak Öğrenime Yardım Kurumu kuruldu. O dönemde şehirlerarası gidiş gelişin elverişli olmaması sebebiyle çevredeki fakir öğrencilerin tahsile devam edebilmelerine sağlamak üzere lisenin yanında “Öğrenci Yatıevi” unvanı ile bir yurt tesis etmiştir. Yurdun ihtiyaçları dernek tarafından karşılanmış, eğitim ve öğretim bakımından gerekli nezaret ise lise öğretmenleri tarafından yerine getirilmiştir. Dernek sayesinde çok sayıda öğrencinin lise ve yüksek öğrenim görmesi mümkün olmuştur. Zonguldak'ta eğitimin gelişmesi için büyük maddi katkılarda bulunan Mehmet ÇELİKEL birlikte çalıştığı arkadaşı KARAUĞUZ'u , “El için kendini eskiten Tahir” sözleriyle tarif etmiştir.

Bundan başka İhtiyat Zabitleri Cemiyeti, Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu, Türk Hava Kurumu, Milli İktisat ve Tasarruf Kurumu, Öğretmenler Birliği, İşçi Yardım Sandıkları, Amele Birliği, Türk Basın Birliği Zonguldak Temsilciliği, Basın-Yayın Derneği, Amasra’yı Sevenler Derneği gibi isimlerini saymadığımız çok sayıda dernekte üye ve yönetici olarak görev yaptı. Türk Dil Kurumu üyesi idi. Mahalli seviyede yaptığı bu cemiyet faaliyetlerinde tüketemediği enerjisi ile kurduğu iki ayrı dernekle Türkiye'nin bütününe hizmet etmeyi düşündü. Daha sonra yerleştiği İstanbul'da “Türk Büyüklerini Anma ve Yaşatma, Türk Güzelliklerini Tanıtma”' ile çok sevdiği şair için “Abdülhak Hamid'i Sevenler” derneklerini kurarak başkanlıklarını yaptı.

Maddi menfaat beklemeden büyük bir gazetecilik sevgisi yürüttüğü bu çalışmalar sonucunda 1960'lı yıllarda ekonomik sıkıntılarla karşılaştı. Büyük borç yükü altına girmesi sonucunda matbaasını kardeşi Saim GÜROL’a devrederek 1962 yılında, öğrenimleri dolayısıyla daha önce İstanbul’a giden çocuklarının yanına yerleşti. Burada da boş durmayarak daha önce eski harflerle yayınlanan bazı kitapların yeni basımlarını yaptı. Kurduğu dernekler vasıtasıyla anma günleri tertipledi. Ailesinin geçimine katkı sağlamak gayesiyle sözleşmeli olarak o sırada İstanbul Topkapı'da bulunan Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nde görev yaptı.

Tahir Karauğuz Zonguldak'a yerleşip önde gelen simaları arasına girdikten sonra, Hacer Hanım'la 1928 yılında evlenmiştir. Çağlayan (1929-1992) ile Doğu (1941- ) isimli iki erkek çocuk sahibi olmuştur.

Tahir Karauğuz 4 Haziran 1982 tarihinde 84 yaşında İstanbul'da vefat etmiştir. Cenazesi 6 Haziran 1982 günü Şişli Camii'nde kılınan öğle namazını müteakip Aşiyan Kabristanı’nda toprağa verilmiştir. Ölümü üzerine İstanbul ve taşra basınında hayatı ve çalışmaları hakkında bilgi verilen çok sayıda yazı ve haber çıkmıştır. Şehre yaptığı hizmetlerden dolayı yayınevinin bir zamanlar bulunduğu caddeye Zonguldak Belediyesi tarafından 'Tahir Karauğuz Caddesi' adı verilmiştir.


TAHİR KARAUĞUZ’UN YAYINLARI

Gazeteleri: Açıksöz (1918-1923), Zonguldak (1923-1953) ,Kömür (1940-1941), Safranbolu (1951-1953), Amasra (1951 Günün Sesi (1954-1959) Işıkveren (1956-1957 )
Dergileri: Karaelmas 1938-1941,Türk Kanadı 1938,Doğu 1942-1951
Kitapları: Orduya Armağan 1922, Orta Anadolu'da Yunan Faciaları 1922,Mithat Akif 1932, Zonguldak Havzası 1934, Öz Türk Adları Kılavuzu 1935,Ekler-Kökler Üzerine Demeçler, Dil Araştırmalarına Gerekçeler 1936, Zonguldak Kılavuzu, 1936-1937,Milli Şef İnönü Zonguldak’ta 1940,Basın Kanunu ve Benim Görüşlerim 1950,Safranbolu- kasaba Durumu ve Hükümet Konağı Meselesi 1950, Ahmet Hamdi Akseki 1950,Devde-i Kaside ve Gazel 1951, CHP Nasıl Kuruldu? 1954,Uzun Mehmet’ten Günümüze Kadar Türkiye'de Kömür 1959,Anadolu'dan Koğduklarımız, 1965, Türklüğün Öğünçleri 1974, Türklüğün Öğünçleri-Bir Ömür 1976
Kaynaklar:


1-Ömer ÖZCAN “Türkçülük Tarihinden İsimler: Tahir Akın Karauğuz”

Türk Yurdu Dergisi ,Sayı:183, Sayfa: 47-52 Kasım 2002

2-Doğu KARAUĞUZ “Kuvay-ı Milliye Ruhuyla Bir Ömür” Truva Yayınları 1.Baskı Mayıs 2011

GÜRDAL ÖZÇAKIR
GAZETEREĞLİ ARALIK 2011



Hiç yorum yok: