15 Şubat 2018 Perşembe

Zonguldak’ta Milli Mücadele Destekçisi Bir Müftü: Devrek Müftüsü Hacı Abdullah Sabri (Aytaç) Efendi





Zonguldak’ta Milli Mücadele Destekçisi Bir Müftü: Devrek Müftüsü Hacı Abdullah Sabri (Aytaç) Efendi


Tunay KARAKÖK



Özet: Zengin taşkömürü yataklarına sahip olması sebebi ile Zonguldak ve havalisi işgalciler için ayrı bir önem arz etmekteydi. Bu nedenle Fransızlar, Zonguldak ve havalisini işgal etmişlerdir. Yaşanan bu işgaller karşısında Devrek’te Müftü Hacı Abdullah Sabri Efendinin halkı direniş için ikna etmeye çalıştığı ve işgalcilere karşı oluşturulmaya çalışılan direniş örgütlerinin oluşturulması için büyük çabalar sarf ettiği görülmüştür. İşte bu çalışmada, sayıları sekseni aşmış ve Milli Mücadele yıllarında Anadolu’nun her tarafında mücadele için seferber olmuş ve ahaliye seferber etmeyi başarmış din adamlarının Milli Mücadeleye katkıları noktasında; İngiliz, İtalyan ve Fransızların işgaline uğramış olan Zonguldak – Devrek havalisindeki direniş hareketini “Muhterem Cemaat; Türk Yurdumuzda bugünden itibaren kurtuluş Savaşı başlamıştır. Şimdi ise alacağınız karar ve çekeceğiniz telgrafl a kadınımız, kızımız, topumuz, tüfeğimizle Mustafa Kemal’in yanında yer almalıyız. İşte vatan elden gidiyor. Hep beraber kurtaracağız” diyerek başlatmış olan Devrek Müftüsü ve Devrek Kuvay-i Milliye Örgütünün kurucusu Hacı Abdullah Sabri Efendinin bölgedeki milli mücadeleye dair oluşumlarda ve faaliyetlerdeki etkinliği hakkında bilgiler verilmeye çalışılmıştır. 



Anahtar kelimeler: Milli Mücadele, Din Adamları, Zonguldak, Devrek, Abdullah Sabri Efendi




MAKALENİN TAMAMINI BU LİNKTEN OKUYABİLİR VEYA BİLGİSAYARINIZA İNDİREBİLİRSİNİZ.

1940’LI YILLARIN ZONGULDAK’INDA SOSYAL HAYATTAN EDEBİYATA YANSIMALAR BAĞLAMINDA MEHMET SEYDA’NIN ZONGULDAK HİKÂYELERİ

1940’LI YILLARIN ZONGULDAK’INDA SOSYAL HAYATTAN EDEBİYATA YANSIMALAR BAĞLAMINDA MEHMET SEYDA’NIN ZONGULDAK HİKÂYELERİ

Yrd. Doç. Dr. Musa DEMİR


ÖZET
Genelde edebiyatın, özelde ise “anlatı” edebiyatının yaşanan hayatla olan ilişkisi su götürmez bir gerçektir. Bu durum, bizim edebiyatımızda da -özellikle 19. yüzyılın ortalarından itibaren şekillenmeye başlayan Modern Türk edebiyatında- varlığını kuvvetle hissettirmiş, edebiyat, yaşanan somut hayatın/gerçekliğin yansıdığı bir ayna konumuna gelmiştir. Bu fonksiyonuna bağlı olarak gelişimini sürdüren modern Türk edebiyatı sırasıyla Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerini geçirdikten sonra nihayet, etkileri bugünlere dek sürecek olan Cumhuriyet dönemini idrak etmiştir. Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında 1940 sonrası dönemde daha çok hikâye ve romanlarıyla kendine özgü bir yer edinen yazarlarımızdan Mehmet Seyda (1919-1986) da gözlemci gerçekçi/tasvirci gerçekçi bakış açısıyla kaleme aldığı eserleriyle yaşadığı döneme tanıklık etmiş bir yazardır. “Gayretkeş bir yazar” olarak nitelenen Mehmet Seyda’nın, önce memurluk ve sonra da askerlik görevi dolayısıyla bulunduğu Zonguldak’a dair gözlemlerine dayanan Zonguldak Hikâyeleri -İlk bakışta Refik Halit Karay’ın Memleket Hikâyeleri’ni çağrıştıran adıyla- 1937-1943 yılları arasında Zonguldak ve yöresinde yaşanan sosyal hayata ayna tutucu bir özellik arz etmektedir. Bu makale, 2. Dünya Savaşı yıllarında kaleme alınan söz konusu hikâyeler üzerinden, Zonguldak ve yöresindeki sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel hayatın o dönemlerde nasıl olduğuna ve nasıl dönüştüğüne dair bazı tespitleri dikkatlere sunmayı amaçlamaktadır. 

Anahtar Kelimeler: Mehmet Seyda, Zonguldak Hikâyeleri, Cumhuriyet Dönemi Türk Öykücülüğü.


Zonguldak Stories of Mehmet Seyda in the Context of Reflections from Social Life to Literature in Zonguldak of 1940’s


 Abstract 

Generally in literature but especially in ‘narrative literature it is a crystal-clear fact that there is a relationship between literature and real life. This fact has also made its presence felt strongly in our literature peculiarly in Modern Turkish literature shaping from mid-19th century and it has become a mirror reflecting concrete, real life. Modern Turkish literature, maintaining its development based on this function, finally reached Republic period effects of which are still perceived up to the present after getting through Tanzimat reform era and Constitutional period respectively. In Republic Turkish literature, one of our post 1940 period narrators Mehmet Seyda, who has a mind of his own with mostly his stories and novels, is a narrator bearing witness to his age with his works which he wrote up observer realist/ depiction realist point of view. Mehmet Seyda, known as a diligent writer, wrote Zonguldak Stories based on his observation when he lived there because of his military and duty position. With a similar title to Refik Halit Karay’s Hometown Stories these stories have importance on account of bringing light to the social life in Zonguldak and its neigbourhood. This assertion, through these stories written in World War II period, aims to draw attention to the some determinations about what socio-economic and socio-cultural structure of the people in Zonguldak and its neigbourhood were and how these structures changed.

 Keywords: Mehmet Seyda, Zonguldak Stories, Republic Period Turkish Narrating


MAKALENİN TAMAMINI BU LİNKTEN OKUYABİLİR VEYA BİLGİSAYARINIZA İNDİREBİLİRSİNİZ.




OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDA KÖMÜR OCAKLARININ İŞLETİLMESİ (1839-1918)

O S M E D
Osmanlı Medeniyeti Araştırmaları Dergisi – Journal of Ottoman Civilization Studies
Cilt 2, Sayı 2, Ocak 2016 / Volume 2, Issue 2, January 2016




OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDA KÖMÜR OCAKLARININ İŞLETİLMESİ (1839-1918)
OPERATION OF COAL CENTER IN THE OTTOMAN EMPIRE (1839-1918)

Yüksel Kaştan



Özet
Dünya’da en önemli enerji kaynaklarından biri kömür madenidir. Kömür önceleri ısınmada kullanırlarken daha sonra aydınlatmada, buharlı makinelerin icat edilmesi ile buhar elde etmede kullanılmıştır. Sanayileşme ile birlikte Avrupa ülkeleri arasında kömür madenine ulaşmak için mücadeleler başlamıştır. Bunu takip eden zamanlarda gelişmiş ülkeler az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde daha çok yeraltı madenlerine yatırım yapmışlardır. Esasen ülkelerin zenginlikleri yeraltı madenlerinin değeri ile ölçülmektedir. Bu nedenle yeraltı madenlerinin yoğun olduğu ülkelere yabancı sermaye akışı daha çok borçlandırma şeklinde olmuştur.
Osmanlı İmparatorluğu’nda yabancıların mülk edinmesi ve maden işletmesi yasal olarak mümkün değildir. Osmanlı İmparatorluğu ile İngiltere arasında 1838 yılında imzalanan Serbest Ticaret Antlaşması sonrasında İngiliz şirketleri ülkede mülk edinme hakkını elde etmiştir.1 Madenlerin yabancı şirketler tarafından işletilmesi ile ilgili yasal düzenlemeler ise Tanzimat sonrasında yapılarak kömür madenlerinin yabancı firmalar tarafından işletilmesinin önü açılmıştır. Kömür ocakları yabancı şirketler tarafından işletilmeye başlamıştır. Ancak Osmanlı İmparatorluğu kömür ihtiyacını ithal ederek karşıladığından yabancı şirketler Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde bu pazarlarını kaybetmek istememişlerdir. Yabancı şirketler ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumdan faydalanmak isteyerek kömür madenlerinin işletme imtiyazını almak istemişlerdir. Bu süreçte Fransız ve İtalyanlar ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumdan faydalanarak bir fermanla kömür yataklarında küçük işletmeler kurmuşlardır.2
Bu makalede kömür ocaklarının Osmanlı İmparatorluğu’nda işletilme süreci, yasal düzenlemeler, Osmanlı İmparatorluğu ile yabancı şirketler arasında gerçekleşen mücadeleler, I. Dünya Savaşı’nda kömür madenlerinin stratejik önemi incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Kömür, kömür ocağı, Osmanlı İmparatorluğu, şirket, işletme, imtiyaz.

Abstract
One of the most important energy source is coal mine in the world. While using the heating coal before then lighting is used to generate steam with the invention of the steam engine. Struggle to reach the coal mine has started among the European countries with industrialization. In the time that followed, the developed countries have invested in more underground mine in the underdeveloped and developing countries. Essentially wealth of the country is measured by the value of the underground mine. Therefore intensive flow of foreign capital to countries where underground mining has been mostly in the form of lending.
The acquisition of property by foreigners in the Ottoman Empire and mining is not legally possible. After the Ottoman Empire Free Trade Agreement signed between England and in 1838 obtained the right to acquire property in British companies of the country.3 The regulations related to the operation of mines by foreign companies run by foreign firms of the way to making coal mines were opened after the Reforms of Tanzimat. Coal mines began to be operated by foreign companies. However, it meets the need of importing coal from foreign companies Ottoman Tanzimat and Constitutional periods did not want to lose this market. Foreign companies to benefit from the economic situation in the country they wish to receive the franchise business of asking coal mines. In this process benefited from the economic situation in the country, the French and Italians have established small businesses in an edict coal.4
This article describes the process of operation of coal mines in the Ottoman Empire, legal regulations, the struggle taking place among foreign companies with Ottoman Empire in World War I. The strategic importance of coal mines were examined.
Keywords: Coal, coal mines, Ottoman Empire, companies, businesses, franchises.

MAKALENİN TAMAMINI BU LİNKTEN OKUYABİLİR VEYA BİLGİSAYARINIZA İNDİREBİLİRSİNİZ.


http://dergipark.ulakbim.gov.tr/osmed/article/view/5000164490/5000155540