27 Mart 2013 Çarşamba

Kelebeğin Rüyası’nda Zonguldak

 
ÖMÜR ÇELİKDÖNMEZ
 
Kelebeğin Rüyası’nda Zonguldak

Kelebeğin Rüyası, Yılmaz Erdoğan'ın yazıp yönettiği Zonguldak’ta iki genç şairin hayatını konu alan 2013 yapımı dram filmi. Başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ ve Mert Fırat'ın paylaştığı film, II. Dünya Savaşı döneminde Zonguldak'ta yaşayan ve genç yaşta veremden ölen şairler Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu'nun yaşam öyküsünü anlatıyor. O dönemde şairlerin Mehmet Çelikel Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olan Behçet Necatigil'i de Yılmaz Erdoğan canlandırmakta. Ancak Rüştü Onur’un Kastamonu Lisesi’nde öğrencilik yıllarından ve edebiyat hocası Abdülbaki Gölpınarlı’dan filmde bir iz görülmüyor. Bu da senaryo hazırlanırken çok da titiz davranılmadığı şeklinde yorumlanabilir. Aslında filmde Devrek Halveti Tekkesi Şeyhi Hacı Abdullah Sabri Efendi’nin torunu olan Rüştü Onur portresinde tarihi bir kişiliği yansıtmaktan uzak profil çiziliyor. Bilindiği gibi Rüştü Onur’un dedesi olan Devrek Müftüsü ve Halveti Tekkesi Şeyhi Hacı Abdullah Sabri Efendi, Birinci Meclis’te Bolu Mebusu ve Cevat Rifat Atilhan’ın ifadesiyle Sarıklı Mücahitlerden. Zaten sosyalist sol ve Kemalist çevreler, Rüştü Onur’un aile köklerinde ortaya çıkan bu malumattan rahatsız olmuştu. Konu ile ilgili yıllar önce Şeyh Dede Şair Torun Rüştü Onur isminde bir kitap yayımlayan maden emekçisi seksen öncesi Türkiye Komünist Partililerden Kadir Tuncer, şair Rüştü Onur’un şeyh torunu olduğunu gündeme getirdiğinde sosyalist sol ve Kemalist çevrelerin engizisyonunda aforoz edilmiş, bu konudaki araştırması görmezlikten gelinmişti. Filmi çekmeye karar verdiğinde Zonguldak’ta araştırmalarda bulunan Yılmaz Erdoğan’ın ilk görüştüğü isimlerden olan Kadir Tuncer’in kitabının ikinci baskısı geçtiğimiz günlerde İlkim Ozan yayınları arasında Zonguldaklı Şair Rüştü Onur adıyla yapıldı.
Filmin konusuna gelince. Film Zonguldak'ta, 1941 yılında başlar. Zonguldak'ta yaşayan iki genç şair Rüştü Onur (Mert Fırat) ve Muzaffer Tayyip Uslu (Kıvanç Tatlıtuğ), yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürlerken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar. Yeni kurulan Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa'da da II.Dünya Savaşı yaşanmaktadır. Şairliğe ve sanatta bakışın daha oluşmadığı toplumda şiir ile uğraşan bu iki veremli genç toplumun her kesimine şiiri sevdirmeye çalışmaktadırlar. Belediye Başkanı'nın kızı Suzan Özsoy (Belçim Bilgin)'un Zonguldak'a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer'in şiire olan inancı daha da artar. Muzaffer, Suzan'a aşık olur. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, ailesinin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940'lı yılların vebası olan verem, iki genç insanın da sağlığını gitgide tehdit etmektedir. Rüştü ve Muzaffer kendi geleceklerini kurabilme çabası içine girerler vs vs.
Filmde mükellefiyet uygulamasına yönelik kareler, Kemalist sosyalist çevreler tarafından Cumhuriyet Halk Partisi’ne eleştiri yapıldığı gerekçesiyle adeta deyim yerindeyse topa tutuluyor. Eli kelepçeli kaçak işçilere yapılan işkence sahneleri oldukça başarılı bir sinematografik anlatımla verilmiş. Filmde maden ocaklarında jandarma zoruyla çalıştırılan işçilerin sefaleti gözler önüne seriliyor. Kemalist sosyalist çevrelerin itirazı tam da bu noktada ayyuka çıkıyor. Her iki şairin de mükellefiyet uygulamasıyla sorunlarının bulunmadığı dolayısıyla bu sahnelerin filmde gereksiz yere kullanıldığı belirtiliyor. Aslında doğru olmakla birlikte yanlış ve eksik bir eleştiri. Nedenine gelince evet her iki şairin de mükellefiyetten dolayı başları ağrımamış. Ancak filme konu olan tarih aralığında mükellefiyet bütün acımasızlığıyla yürürlükte. Dolayısıyla bir dönemin Zonguldak’ta yaşayan edebiyat kahramanlarını konu alan filmde bu sahnelere yer verilmesi filme belgesel bir nitelik kazandırmış.
Filmle ilgili tanıtım ve tenkit yazılarında vurgulanan “şairliğe ve sanatta bakışın daha oluşmadığı toplumda şiir ile uğraşan bu iki veremli genç”(bu nasıl Türkçeyse !)tasviri gerçeklikle çok da bağdaşmıyor. Bu yıllarda Zonguldak’ta Doğu Dergisi ve Zonguldak Halkevi tarafından Karaelmas dergisi yayımlanıyor. Türkiye genelinde okuyucu kitlesi bulunan bu dergilerin Zonguldak’ta oluşturduğu bir kültür iklimi zaten mevcut. Ayrıca Tahir Akın Karaoğuz tarafından günlük neşredilen Zonguldak isimli gazete ve Ali Rıza İncealemdaroğlu’nun sahibi olduğu Ocak isimli mevkuteden haberdarız. Bugünlerde Zonguldak’ta filmle ilgili en çok tartışılan konulardan bir başkası da Rüştü Onur’un eşinin Roman asıllı olup olmadığı. Kadir Tuncer araştırmasında kadının Roman asıllı olduğunu belirtir. Yine Zonguldaklı araştırmacılardan Tunay Karakök de aynı görüştedir. Ancak Rüştü Onur’un bir Roman kadına aşık olmasını şaire yakıştıramayanlar da vardır.
omurcelikdonmez@hotmail.com

1 yorum:

Adsız dedi ki...

güzel film çok etkilenmiştim izleyince, yönetmeni de iyi iş çıkarmış bu yazıya gelince bilinmedik yönlerine ışık tutmuş