9 Ağustos 2012 Perşembe

Sarıkamış Deniz Şehitleri


SARIKAMIŞ HAREKATI VE 
SARIKAMIŞ 
DENİZ ŞEHİTLERİ



                 
GÜVEN İSLAMOĞLU 2007

Bu hafta 93 yıl önce Ruslar tarafından batırılan bugüne kadar arşivleri karanlık sayfalarında kalan bir hikayenini peşinden gidiyoruz.Donmak üzere olan Osmanlı askerlerine lojistik destek sağlamaya giderken Kdz Ereğlisi açıklarında batırılan 3 gemi ve 3000 bin askerin anısına, ilk kez gemileri battığı yerde tören düzenlenecek..Törene Sarıkamış Harekatı’nı kamuoyunun gündemine sokan,bu konuda önemli araştırmaları bulunan,dedelerini “Sarıkamış Faciasında yitirmiş olan, Kalp Cerrahı Prof.Dr Bingür Sönmez’de katılıyor.Bingür hocanın yanında önemli bir konuk var.Bu kişi batırılan Bezm-i Alem gemisinin 4’üncü kaptanı Mehmet İhya Kaptan’ın oğlu, emekli plastik cerrah Dr.Bedrettin Görgün.
İşte bu programda bu 3 geminin Türk tarihi açısından önemini ve bu faciadan kurtulan 167 kişiden biri olan,7 yıl Sibirya da esir tutulan İhya kaptanın öyküsünü anlatacağız.

Ruslara karşı Doğu Anadolu'da mücadele veren Osmanlı askerler 21 aralık 1914 tarihinde Sarıkamışa doğru saldırıya geçti.Ancak yoğun kış şartları, yeterli giyim, barınma, gıda gibi imkanlardan mahrum kaldıkları için donarak şehit olmuşlardı.Bu durum tarihe “Sarıkamış Faciası" olarak geçmişti. Bu facianın yaşanmasında, ihtirasına yenik düştüğü belirtilen Enver Paşa sorumlu tutulmuştu.Aslında baskın şeklinde gelişen,Rusları beklemedikler zamanda vurmayı hedefleyen başarılı bir harekattı.Problem harekatın zamanlamasındaydı.Çünkü lojistik destek gecikmişti.Askerlerin kışlık giysileri,yeterli gıda ve mühimmatı yoktu.Harekat sırasında başlayan kar fırtınası 90 bin askerin tek bir kurşun atmadan donarak ölümüne neden oldu.

LOJİSTİK DESTEK GELSEYDİ SAVAŞIN KADERİ DEĞİŞEBİLİRDİ

Bugün öğreniyoruz ki aslında lojistik destek ,Sarıkamış Harekatından 45 gün önce gönderilmiş. 6 kasım 1914 tarihinde İstanbul’dan, için de 3 bin asker,2 tayyare, askeri mühimmat,gıda ve kışlık giysi bulunan Bezm-i alem, Bahr-i Ahmer ve Mithat Paşa adlı 3 kuru yük gemisi Enver Paşanın emri ile hareket etmiş.Ancak ne ilginçtir bu kadar önemli bir kargo taşıyan gemiler refakatçi savaş gemisi verilmemiş..O sırada Türk ve alman donanmasının bir kısmı Trabzon limanını diğer bir kısmı ise İstanbulu koruyormuş.Savaşın kaderini değiştirebilecek kadar önemli kargo taşıyan bu 3 gemi Zonguldağı bombalayıp üslerine dönen Rus Donanmasına raslamış.Bu 3 yük gemisi 3 bin asker ve Sarıkamışa götürülen malzemelerle birlikte çok kısa sürede denize gömülmüş...

BATAN GEMİLER BULUNUYOR
Bu gemiler Prof.Dr Bingür Sönmezin ısrarlı takibi sonucu ortaya çıkarıldı.Gemiler Avustralyalıların Çanakkalede batırılan AE2 denizaltısını da bulan deniz araştırmalarıyla tanınan Selçuk Kolay tarafında bulundu..Hiçbir ücret talep etmeden bu işe gönüllü olan Kolay 2 günlük bir çalışma sonunda gemilerin yerlerini tespit etmiş..
**Selçuk Kolay /Deniz Araştırmacısı

Bu 3 gemi ile ilk tanışmam 80 lerin ortasında oldu. Bir alman deniz tarihi araştırmacısı Osmanlı dönemindeki buharlı gemilerin bir envanter çıkarmak için benden yardım rica etti..Bu 3 geminin Haydarpaşa’dan Sarıkamış’a mühimmat götürmek üzere kasım ayında eskortsuz yola çıkarıldığını, ertesi günü Kandilli önlerinde Ruslar tarafından batırılıdığını okumuştum..Ama bulmaya yönelik çalışma yapmadım..
Bingür hoca ile tanıştım bu gemilerle ilgilendiğini bulunduğu taktirde Sarıkamış açısından çok önemli bir eksiğini kapanacağı söyledi..Benden yardım istedi.
Sarıkamış tarihinde önemli yere sahip bu 3 gemi batmasaydı sarıkamış tarihi değişebilirdi.

Selçuk kolay yan taramalı sonarıyla 6 batık tespit etmiş.Batıklardan 4’ü yakın çağlara aitmiş. O döneme ait 2 gemi enkazı bulmuş.Sonar görüntüsü gemiler çok net gösteriyor.Selçuk Kolay bu 2 gemiden birinin, yine Ruslar tarafından aynı gün aynı yerde batırılan Nikea adlı gemi olduğunu düşünüyor. Buradan hareketle diğer geminin batan 3 gemiden biri olabileceğini ancak dip örtüsü çamurlu olduğu için net bir şey söylemekten kaçınıyor.Ancak Selçuk Kolay’ın gösterdiği sonar fotoğrafları ve görüntülerinden gemiler çok net görünüyor.Başüstünde ki ırgatlar bile net seçiliyor.
Rus Donanması kömür ikmalini kesmek için Zonguldak Limanı’nı bombalıyordu.3 Türk gemisi Ruslara yakalanmamak için karaya yakın seyrediyorlardı.Nikea adlı gemi o gün Zonguldak’tan kömür yükleyip İstanbul’a doğru hareket etmiş.Aynı saatlerde 3 türk gemisi Kdz Ereğlisini geçerek Kilimli açıklarına gelmiş.
**Selçuk Kolay / Deniz Araştırmacısı

Bölgenin Rus tehditi olduğu altında olduğunu biliyorlardı ,o yüzden açık gitmediklerini sanıyorum..Karadeniz sahilden gitmeye müsait .Deniz navigasyon açısından iyi bir yer..Bunlar buharlı gemi, duman çıkarırlar.Karaya yakın gitmeleri onları kamufule ediyordu.Zor durum karşısında kendilerini kurtarma şansı verir.

HASAN BASRİ BEYİN GÜNLÜĞÜ RUS DONANMASININ SALDIRI ANI

Selçuk Kolay % 100 emin olmadan konuşmak istemiyor.Ancak Dr.Bedrettin Görgün’ün elindeki kaynaklar Selçuk Kolay’ın anlattıkları ile örtüşüyor.Bu el yazması notlar Mithatpaşa gemisinin katibi Hasan Basri beye ait.Hasan Basri bey Bedrettin beyin babası İhya kaptanla birlikte kurtulan,Ruslara esir düşüp Sibirya ya gönderilen 167 kişiden biri.Bu notları Sibirya’dan kaçmayı başaran.İhya kaptana vermiş.
Hasan Basri bey notlarında olay sabahı çok sisli bir hava olduğunu,top sesleri duyduklarını ama kimler tarafından ateş edildiğini göremedikleri söylüyor..İşte tarihin karanlık sayfalarında kalan “Sarıkamış Deniz Faciası nın perde arkası..Bu anılar Türk ve Dünya medyasında ilk defa yayınlanıyor..

İŞTE OLAY GÜNÜ YAŞANANLAR..

Hava da oldukça sisi var,önümüzde giden önümüzde giden
Bahr-i Ahmer,Bezm-i alem arasıra sisi içinde kayboluyor.
Böylece bir saat geçti.Biz de Ereğli Zonguldak arasında bulunuyorduk.
Sahilde 5-6 parça teknenin dumanı göründü.Ama sisten fark edilmiyordu.
Bizim gemiler olmalıydı.Tam bu sırda bir top sesi işittik,ne idi anlayamadık,
Sisi mani idi.Nihayet bizim donanma rus donanması ile harp ediyor
Hükmünü verdik.Ne gaflet.İlk top alaturka üç var idi gittikçe top sesleri tezayud ediyor.
Bir aralık sis dağıldı.Bahr-i Ahmer vapuru ters dönmüş lakin makine kaportaları üstünde dehşetli alev ve yangın gözüküyor ve bezm-i Alem ise kamal-i şiddetle bombardıman ediliyor.

Basri bey her an Türk donanmasını gelip onları kurtaracağını sanmış.Durum ümitsizleşince karaya doğru yönelmişler.Ama rus donanması kaçamamışlar.Gemiyi terk etmek için hazırlık yapmışlar.

İlk mermi üstümüzde patladı.Gelen mermi sancak iskelesini parçalayarak birinci kamaradan içeri girdi.İkinci mermi ise sancak tarafındaki mataforayı parçalayarak vinççi Hüseyin’i yaraladı.Onun feryadı bütün ortalığa bir dehşet verdi,umum ne yapacağını şaşırdı.Süvarinin emri üzerine büyük beyaz bir masa örtüsü mendireğe çekildi ise de Ruslar ateşe devam ettiler,ne vahşet.Bir posta vapurunda top tüfek yok bununla berber teslim işareti veriyor.

Basri bey o an yaşanan kargaşayı çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

Kamarot Madam Eleni gelmiş aman bey beni bırakma diye benden meded talep ediyor.O aralık Vehbi Efendi’yi gördüm belinde mantar yelek ile geldi kendisine Vehbi şu yeleği bağla dedim yüzüme bile bakmadı gemini kıçına koşarak gitti.Kamorot Hikmet gelip benim yeleği bağladı.Denize baktım.Ekseri gemiciler yüzmeye uğraşıyorlar.Elan mermşler devam ediyor.Ben asla yüzmek bilmem denize atlayıp ne yapmak ümidindeydim.Ailemi gözümün önüne getirdim,kendilerine kalben elveda ettim ne yapalım takdir-i Huda böyle imiş,diterek cenab-ı hakka rabt-ı kalb ile tövbe istiğraf edip son vazife-i diniyeyi icra ederk kendimi denize tevdi eyledim..

Ruslar bir müddet daha mermi yağdırdıktan sonra sağ kalanları toplayıp trenle Sibirya’yanın en doğusuna,Rusya’da güneşin doğduğu yer olarak bilinen Lauria şehrine götürmüşler.Yolculuk bir hafta sürmüş.Bir çok Türk esir yolda hayatını kaybetmiş...Lauria şehri genelde sürgün edilmiş Rusların,suçluların ve esirlerin toplandığı bir nevi açık cezaevi görevi gören bir şehirmiş.İhya kaptan ve Basri bey 7 yıl Sibirya da yaşamışlar.Bir kısmı burada hayatını kaybetmiş.İhya bey yorgan dikerek hayatını sürdürmüş.Kaçış için para biriktirmiş.

TARİHİ FOTOĞRAFLAR

Bu fotoğraf esaretinin birinci yılında Lauriya’dan gönderilmiş.Soldaki kişi ise Almanya’da gemi mühendisliği eğitimi görürken askere alanına aynı şekilde Ruslara esir düşen Orhan Türksavul bey miş.Kart Almanya üzerinden Türkiye’ye ulaşmış.
İşte o günleri anlatan bir başka ilginç fotoğraf..Türk esirler yerel halkla beraber.Fotoğrafda Rus askerler de var.
Bu fotoğrafta bulunanların bir kısmı Türkiye’ye dönmeyi başarmış.Bir kısmından ise hiç haber alınamamış.

TÜRKİYE YE DÖNÜŞ
İhya kaptan biriktirdiği paralarla yeni bir kimlik edinmiş 1920 yılında Bolşevik ihtilalinden yararlanarak,tatarların da yardımı ile Lauria’dan kaçmış.Sibirya’nın doğusunda ki Vladivostok Limanı’na varıp bir gemiye denizci olarak yazılmış.Japon Denizini,Hint Okyonusu’nu,Süveyş Kanalı’nı geçerek İtalya’ya varmış.Ordan da Viyana’ya geçmiş.
İhya bey emekli olana kadar Deniz Yollarında çalışmış.Denizden hiç kopmamış.Bedrettin bey her ne kadar tıbbı seçse de o da deniz aşığı biri.9 metrelik yelkenlisi ile babasının bıraktığı yerden yola devam ediyor.Şimdi tek arzusu bu olayı bir kitap haline getirerek “Sarıkamış Deniz Şehitlerine “ olan minnet borcunu bir birey olarak ödemek istiyor.Bizlerinde bir millet olarak bu borcu bir şekilde ödememiz gerekiyor.En azından tarih kitaplarında bile yer alması bu vatan için canlarını veren bu şehitleri onure edecektir.

GÜVEN İSLAMOĞLU 2007


Hiç yorum yok: