7 Nisan 2012 Cumartesi

İlhan SELÇUK’un Yüzbaşı Selahattin’in Romanında 1927 yılında Kdz.Ereğli'de Cumhuriyet Bayramı Töreni

İlhan SELÇUK’un  Yüzbaşı Selahattin’in Romanında 1927 yılında Kdz.Ereğli'de Cumhuriyet Bayramı Töreni


Karadeniz Ereğli’de eski Cumhuriyet Bayramları ve kutlamaları  ile ilgili araştırmalar yaparken bu konuda İlhan SELÇUK’un  Yüzbaşı Selahattin’in Romanında bilgiler olduğunu öğrendim. Anlatılan mekan ilçemizin en eski eczanesi Memleket Eczanesi olunca şu an 3.kuşaktan eczanenin sahibi Sadun DURAN beyden bu konuda yardım aldık aşağıda roman ve 1927 Cumhuriyet Bayramı törenleri ile ilgili izahatler bulacak adeta o günleri tekrar yaşayacaksınız….
Yüzbaşı Selahattin’in Romanı”nda Memleket Eczanesi ile ilgili geçen bölümün öyküsü kısaca şöyle:
            Yüzbaşı Selahattin, İstiklal Savaşının sonrasında, Ankara’da Harbiye’deki görevine devam eder. Bir süre sonra açılan kurmay sınavlarına girer; sınavların kopya çekildiği şüphesi üzerine iptali üzerine askerlikten istifa ederek 11 Nisan 1926’da emekli olur.  ( II.Cilt, sayfa 264-266)
            Kayınpederi Ali Rıza Bey’in Haziran 1923 ortalarına doğru görevi sebebiyle Ereğli’ye tayini çıkmış ve oraya yerleşmiştir. Yüzbaşı Selahattin, emekliliğinin sonrasında, Ankara’da çiftlik işine yönelir ve Ankara’da kalır. Eşi Nimet Hanım ve çocuklarını Ali Rıza Bey’in yanına Ereğli’ye gönderir.
            Memleket Eczanesi, Nimet Hanım’ın Ereğli’de yaşadığı dönemde, Selahattin Bey’e yazdığı mektupta konu ediliyor:
                                                                                                            

                                         Karadeniz Ereğlisi     31.10.1927

Selahattin,
Cumhuriyet Bayramı Hükümet önünde kutlanacağı için Sabit Beyin eczanesinin üstündeydik. ( Bugünkü İstanbul Pastanesi'nin olduğu yer.Eski Hükümet Konağı'nın tam karşısı )
Birinci Kız Mektebi uzaktan göründü. Önde beyazlar giyinmiş, bayrak tutan bir kız. Ortalarında ufak mini mini melek kanatlarıyla Tomris, ( 1922 doğumlu kızları) gayet muntazam ve ciddi geldiler, durdular. Arkadan öteki okullar. Önde iki erkek çocuğu… Siyah pantolon, beyaz bluz ve göğsünde” Yaşasın Cumhuriyet” yazılı kurdelesi, elinde Gazi’nin resmiyle Cengiz ( 1921 doğumlu oğulları) ve arkadaşı, geldiler, dizildiler.
İkinci Kız Mektebinden on üç yaşında bir kız, tam bir saat konuştu. Herkes hem ağladı, hem avuçları patlayıncaya kadar alkışladı. Ondan sonra ortaya gayet şık çiçeklerle süslü bir masa kondu. Üstüne Tomris’i çıkardılar. Çok ciddi bir tavırla halkı selamladıktan sonra, o da şunları söyledi:
Aziz Vatandaşlar,

Bugün Cumhuriyet Bayramı. Hepimiz neşeliyiz. Çünkü serbestiz. Bundan beş sene evvel serbest değildik. Yunanlılar ve başka düşmanlar bizi mahvetmek istiyorlardı. Mustafa Kemal Paşa başımıza geçti. Çalıştı, çalıştı, Yunanlıları kovdu ve bizi bugünkü hürriyete eriştirdi. Daima hür ve serbest olabilmek için herkesin çalışması ve sevgili vatanımıza hizmet etmesi lazımdır. Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Gazi, Varolsun Türkler!”
Tomris bunu avazı çıktığı kadar bağırarak, gayet serbest olarak söyledi ve halka mini mini buseler dağıtarak masadan indi. Onu sevmeyen kimse kalmadı. Halk “Yaşasın küçük Türk yavrusu Tomris” diye bağırdı.
Tam merasim bittikten sonra Aydın (vapurun adı) geldi. Yerimde duramadım, dışarı fırladım. Babamı vapura yolladım. Acaba Selahattin geldi mi? Babam bir saat sonra geldi: “Selahattin yok, mektup var” dedi. Seni bekliyoruz.

                                                                                    Nimet Selahattin
                             (II. Cilt, s.270-271)


Kayınpeder Ali Rıza Bey'in emekliliğinden sonra, 27 Haziran 1928'de Nimet hanım ve çocuklar da onunla birlikte İstanbul'a giderler.
                   
                                        Ecz. Sadun DURAN


Hiç yorum yok: