27 Ocak 2012 Cuma

OSMANLI DÖNEMİ’NDE MADEN MÜHENDİSLERİNİN İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ GÖREVLERİ


 
OSMANLI DÖNEMİ’NDE

MADEN MÜHENDİSLERİNİN

İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ GÖREVLERİ

Erol ÇATMA
Bu sunu, iş kazasında kaybettiğimiz ilk kadın maden mühendisimiz Huriye Güney’e ithaf olunur.
Kastamonu’nun Azdavay İlçesi Bakırcı Köyündeki Deka Madenciliğe ait kömür işletmesinde 07.07.2006 14:30 sularında meydana gelen grizu patlaması sonucu işletme sahibi Selim Demir ile birlikte yaşamını yitirmiştir.

Giriş

“İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği[1]” kavramının “İş Hukuku”[2]nda Sanayi Devriminin başlangıcından sonra yer aldığı kabul edilmektedir.
“İşçi sağlığı ve iş güvenliği” kavramı, kapitalist üretim ilişkilerinin gelişmesine bağlı olarak, yoğun emek sömürüsü nedeniyle kıyıma ve kitle katliamlarına varan iş kazalarından, çalışma koşullarından doğan sakatlıklara, hastalıklara, erken ölümlere tepki olarak işçi sınıfının vermiş olduğu mücadeleler sonucu kazanılmış haklar bütünüdür.
[1] Emekçilerin gördükleri işlerden ötürü korunmaları ve karşılaşabilecekleri iş tehlikelerinin önlenmesi yolunda alınması yasalarla zorunlu kılınan önlemler.
[2] Emekçilerle işverenlerin ilişkilerini düzenlemek için gerçekleştirilen hukuk.
Bu haklar, devletlerin anayasalarında ve iş hukuklarında kanunlarla disiplin altına alınmıştır.
“İşçi sağlığı ve iş güvenliği uygulamaları” ülkelerdeki devlet yapısını belirlemede bir ayraçtır.
Ülkemizde de son 30 yıldır emek – sermaye ilişkileri ve “işçi sağlığı ve iş güvenliği” konusunda hiçte iyi olmayan uygulamalara tanık olmaktayız.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kavramı

Günümüzde “İşçi sağlığı ve İş güvenliği” bir mühendis dalı olarak önem kazanmış ve gelişmiştir.
Teknolojinin ve sanayinin olağan üstü gelişmesi yeni yeni işçi sağlığı iş güvenliği ihlalleri yaratırken, mühendisler bu değişimlerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırabilmek için sürekli bir arayış içinde olmuşlardır.

Mühendis Kavramı

Mühendislik “…bilim ve matematiksel prensipleri, tecrübe, karar ve ortak fikirleri kullanarak insana faydalı ürünler ortaya koyma sanatıdır…” şeklinde tanımlanabilir.
İnsanlık tarihi, ilkel komünal toplumdan, kapitalist topluma ulaşıncaya kadar büyük sosyal değişimlere uğramıştır.
Mühendisler bu süreçlerde dünyanın 7 harikasını inşa ettikleri gibi insanlık tarihinde birçok anıtsal ve dinsel yapılara da imza atmışlardır.
Bu süreçlerde mühendislerin ortak özelliği olağanüstü ölçü ve hesap bilgisine sahip olmasıdır.
Maden mühendisinin ve diğer birçok mühendis dallarının ortaya çıkması sanayi devriminin bir ürünüdür.

Sanayi Devriminde Maden Mühendisliği Kavramı

17’nci yüzyıldan sonra taşkömürü yakan buhar kazanlarına bağlı makineler olağan üstü üretim hızıyla sanayi devriminin yaratıcısı oldular.
Maden üretiminde yerin daha derinliklerine inilmesine engel olan gazlar, kömür tozları, güçlü buharlı makinelere bağlanan vantilatör ve aspiratörlerle kısmen giderildi. Madenlerde çalışmayı engelleyen suların ve kazılan madenlerin dışarıya çıkartılmasında da buharla çalışan makineler başarıyla kullanıldı. Kömür ve diğer madenlerin üretimi hızla arttı.
1815 de Davy’nin emniyet lambası, 1871 de Alfred Nobel’in dinamiti madenlerdeki grizu ve kömür tozu patlamalarına büyük ölçüde engel olduğu gibi, aşılması güç sert lağım ilerlemelere büyük bir hız kazandırdı.
Bu süreçte madenlerde çalışan mühendislerin sadece ölçü ve hesaplamada uzman olmaları yetersiz gelmeye başladı. Daha başka hünerlere ve teknik bilgilere ihtiyaç hissetiler. Çünkü farklı sosyal ilişkilerle, ölüm, sakatlanma ve hastalanma olasılığı çok yüksek bir mühendislik dalı ortaya çıkmıştı. Artık onlar için sadece mühendis kavramı da yeterli değildi. Çünkü onlar maden mühendisi olmuşlardı.
Madenin araştırılmasında, üretiminde, ekonomik olarak daha çok istifade etme yönünde de birçok mühendis dalı gelişti. Madencilik ve maden ürünleri hayatın her alanında etkili olmaya başladı.

Sanayi Devriminde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kavramı

Bu dönemin en vahşiyane uygulamalarından birisi madenlerde ve fabrikalarda ucuz iş gücü olarak 6 yaşında çalışma yaşamına başlayan erkek veya kız çocukların hunharca sömürülmesiydi. Ağır çalışma koşulları, gerek üretim zorlamasından, gerekse işçi sağlığı ve iş güvenliği için gerekli önlemlerin alınmamasından emekçiler için ağır zayiatlara neden oluyordu.
Kaçınılmaz olarak emekçilerin direnişleri, örgütlenmeleri ve sistemin değişimi için çıkardıkları isyanlarda, egemen sınıfları bir dizi önlemler alamaya zorladı. Bütün bunlar “sosyal politikalar”[1] kapsamında “işçi sağlığı ve iş güvenliği” kavramını ortaya çıkardı.
[1] Sosyal Politika: Toplumda var olan sosyal sınıfların ilişkileri, hareketleri, savaşımları ve çelişkileri karşısında devleti ve hukuksal düzeni ayakta tutmaya korumaya yönelik çalışmaları içeren bir düşünce bütün olarak tanımlanabilir. (Prof. Dr.Cahit Talas, Toplumsal Politika, İmge Kitabevi, Ekim 1990, Ankara, S:31.)
Osmanlı Döneminde Mühendis Kavramı
Mühendis kavramı Osmanlıya 1389 tarihinde Kosova Savaşından sonra hazırlanan maden kanunnamelerinde “URBARAR” tanımlamasıyla girdi. Urbararın anlamı
Sas Maden Kanunnamesi’nin 5’inci maddesinde “madencilikte kuyu ölçüsünü bilir mühendislerdir[4]” şeklindedir.
1580 yılında Osmanlı’nın Sidrekapısı’ndaki maden teknolojisini seyyah Mehmet Âşık şöyle anlatıyor:
[4] Bu kanunnamenin Osmanlıca orijinalinin kitaptaki kopyasında da mühendis kavramı okunmaktadır.
“…Osmanlılar madencilikte Batı ile aynı teknolojiyi uygulamaktaydılar. Buradaki maden kuyusu 115–155 metre derinliğine kadar inmekteydi. Su boşaltma işlemi çarkla dönen kovalara ilave el pompalarıyla yapılıyordu. Mekanik olarak çalışan çarklar ile havalandırma sistemi vardı…”

Osmanlı Döneminde Maden Mühendisliği

Osmanlı İmparatorluğu, Sanayi Devriminin kendi üzerindeki olumsuz etkilerini görmüş, bütün dönüşümlerini bunun üzerine kurgulamıştır.
Taşkömürünün havzada bulunmasının ardından 1830 yılında maden mühendisi eğitimi için İbrahim Ethem Paşa Fransa’ya gönderildi ve Osmanlı’nın ilk maden mühendisi kabul edildi. Daha sonraki süreçte Avrupa’da birçok maden mühendisi yetiştirildi.

Havzada Taşkömürü Üretiminin Başlaması ve Maden Mühendisleri

Fransızların 1810 tarihli maden kanunundan kopya edilen 1861 Osmanlı Maden Kanunu’nda maden mühendisliğinin tamamen açıklığa kavuştuğu görülmektedir.
Kanunnamede mühendisler, maden başmühendisi ve maden mühendisi olarak tanımlanmaktadır.
1861 Maden Kanunnamesi’nin en önemli kurallarından birisi; maden mühendislerinin her maden ocağında bulundurulması uygulamasıdır.
1869 Maden Kanunnamesinde de, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile ilgili şu maddeler vardır:
“…64’ncü Madde: Bir madende kaza olduğu takdirde maden mühendisi uygun gördüğü tedbirlerle kazaların tekrarını engellemek için ve sorumluluğu kendine ait olmak üzere lüzum gördüğü şeyleri yerel yönetimden talep edecek ve hükümetten dahi icap eden şeylerin süratle yapılması sağlanacaktır.
65’nci Madde: Bir işkazası olduğunda maden mühendisi, kaza mahalline gidip kaza sebebini araştırmakla hiç gecikmeden gerekli tedbiri alacak ve kazanın nedenini maden idaresine bildirecektir.
Daha sonra ki 1887 ve 1906 tarihli Maden Kanunları’ nda aynı hükümler vardır.

Havzadaki İş Kazalarından İki Örnek

Emniyet lambası Havza ocaklarının çoğunda yoktur. Bir grizu kazası şu şekilde olmuştur. “…Kozlu’da Laz Emin Ağa’nın bir numaralı ocağında Ekim’in 31 inci sabahı 4 kazmacı ve 4 amele çalışmakta ve dışarıda ise 18 amale içeriye girmeğe hazırlanmakta iken, birikmiş olan gazın patlamasıyla, ateş ocağı tamamen sarmış ve içindeki kömür arabalarını dahi dışarıya püskürtmüştür. Ocaktan çıkan gaz ve dumandan içeriye girmek mümkün olmamıştır. Saat 10’da duman biraz hafiflemiş ve içeriye girildiyse de bir netice alınamamıştır. 2 Kasım 1877…” Bu kazada bir kısmı çocuk 8 işçi ölmüştür.
Grizu kazalarının önlenmesi için komisyon başkanlığından bir tamim gönderilir. Bu tamimin içeriği şöyledir: “…Grizu kazalarında telefatın önlenmesi amale ve kandilcilerin gereken tedbiri almasına bağlıdır. 21 Kasım 1878”
Başka bir grizu kazası ise şu şekilde cereyan etmiştir:
“Çınarlı’da Mustafa Bey ocağında gaz tutuşarak 5 amele yanmıştır. Amale ocağa gitmekten çekinmektedir. Tahkikat yapılması babında. 27 Temmuz 1878”
Bu telgrafa gelen cevap ise grizu kazasına bakış açısından oldukça önemlidir.
“Bartın Kaymakamlığı Vekâletine;
Umumi ocaklarda böyle sakatlıklar olması madenin cümle hususundandır. Her nerede olur ise olsun, eceli kaza[5], mukadderat-ı[6] ilahiden[7] olduğundan hiçbir ocağın tatiline mahal olmadığı, gerekli tedbirlerin alınmasıyla emsalleri gibi imalata devam etmek üzere amelenin de nasihatle tedibinden[8] geri durulmaması gerekir. 27 Temmuz 1878”
Yazışmalarda ocak emniyeti için kandilci ve çavuşlardan bahsedilmekte mühendis ise hiç anılmayıp, iş kazalarının takdiri ilahi olduğu vurgulanmaktadır.
[5] Tehlikeye uğramak suretiyle tesadüfen gelen ecel.
[6] Kaderde olan, alın yazısı.
[7] Allaha mensup Allah ile ilgili, tanrıdan.
[8] 1-Edeplendirme, edeplendirilme 2-Terbiye etme terbiyesini verme.3- Bir suç işleyeni başkalarına örnek olacak şekilde cezalandırma.

Maden Mühendislerinin Vazifelerine Dair Nizamat

“Maden Mühendislerinin Vazifesine Müteallik[9] Nizamat” 1895 yılında yürürlüğe girdi. Maden mühendisin işçi sağlığı ve iş güvenliğini içeren görevi şöyledir: “ …Maden mühendisi nizamnamede yazıldığı üzere teftiş için senede iki defa vilayet dâhilinde bulunan tüm madenlerin ameliyatını teftiş edecek ve gerek hükümete ve nezarete malumat vermek için gördüğü noksanlığı ve imalatı kayıt edecektir…”
[9] İlgili, ilişiği olan, ait, dair.

Bir İslah Layihası

14 Ekim 1902’de Emin Paşa’nın Havza için yazdığı “Islah Layihası”nda işçi sağlığı ve işgüvenliği için gerekli önlemler şu şekilde belirtilmiştir. “Ocaklar içinde olan su arkları kömür tozu ve toprak ile dolup sular ocağın içine yayıldığından, yollar daima çamur halinde ve rutubet fevkalade fazla olduğundan amelenin sıhhatine zarar vermektedir.
Tahkimat işleri bazı ocaklarda itinasız suretle yapılmış olduklarından telefata ve ölüme neden olmaktadır.
Ocaklarda insan ve hayvanların gidip geldiği yollara önem verilmediğinden kömür nakleden hayvan ve insanların zorluk çekmekte olduklarından maden mühendisinin göstereceği şekilde yolların yapılması için emir verilmesi.
Amele kulübelerin usulüne uygun olması, belirtilmişse de bu hususun dikkate alınmadığı görülmektedir. 14 Ekim 1902”
İş kazaları konusunda başta grizu olmak üzere göçükler had safhadadır. Hastalıktan ölenlerin sayılarını belirlemek mümkün değildir. Sadece 1903 yılından sonra bazı iş kazasını ve hastalıkları belirlemek mümkün olmaktadır. Bunun nedeni ise ilk emniyet nizamnamesinin yürürlüğe girmesinden sonra kazalar hakkında ayrıntılı raporların hazırlanmasıdır.

Ocak Ameliyatının Kural ve Usullerinin Umumiyesi

1903 yılında hazırlanan Kavaid-i Umumiyenin hazırlanış nedeni; “…Ereğli Maden Hümayunu Ocaklarında madenciler, mühendisler, çavuşlar tarafından dikkat edilmesi ve uyulması gereken bütün işler ‘Ocak Ameliyatının Kural ve Usullerinin Umumiyesi’ namı altında 56 madde ile izah olunmuştur…” şeklinde açıklanmıştır.
Maden mühendislerin görevlerinden bazıları şunlardır:
Madde 1: Zararlı ve tehlikeli olan gazları yok etmek, ocaklarda yeterli derecede temiz ve yeni havanın sürekli sağlamak için, nefeslik açmak ve gerekli teknik aletlerin bulundurulmasını sağlamaktır.
Madde 2: Ocak da gazın mevcudiyeti sürekli hissediliyorsa, 12 saatte bir defa ocak mühendisi refakatinde bir çavuş bulunduğu halde ocağın tamamını bir emniyet lambasıyla muayene ve kontrol ederek ocak havasının sağlıklı ve güvenilirliğini sağladıktan, sonra amelenin ocağa girmesine müsaade edecektir.
Madde 6: Ocakta patlayıcı ve yanıcı gaz hissedildiği zaman, pervane, körük, boru gibi teknik aletler vasıtasıyla temiz hava cereyan ettirerek, patlayıcı ve yanıcı gazları dağıtıp, emniyet açısından güvenilir hale getirmedikçe, amelenin ocağa girişine müsaade edilmeyecektir. Şayet, amelenin ocağa girmesinden sonra patlayıcı ve yanıcı gaz fark edilirse, hiç vakit kaybetmeden amelenin dışarıya çıkartılması şarttır.
Madde 8: Lağım ateşlenecek ocak mühendis ve çavuş tarafından muayene olunup, bir mahzur olmadığı anlaşılmadıkça ateşleme yapılmayacaktır. Ateşleme kazmacılar vasıtasıyla yapılacaktır.
Madde 17: Mühendis ve çavuş tarafından amelenin ocağa girişinden önce, bütün tahkimat aksamı gayet dikkatle muayene edilip tehlikeli mahallerin tamirci postası tarafından vakit geçirilmeden değiştirilecektir.
Bu emniyet nizamnamesinin yayınlanmasından sonra maden mühendisleri, maden mühendisliği kavramı ile “işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramı”nın her alanda yerleşmesini sağlamaya başlamışlardır.

SONUÇ

Osmanlı İmparatorluğu taşkömürü ile geç tanışmış, önce yabancı ülkelerin mevzuatını tercüme ederek ve daha sonra ülke gereksinimlerine uygun mevzuat üretmiştir.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği yönelik önlemleri giderek ayrıntılandırılmış maden mühendisinin tartışılmaz rolü ve görevleri açık bir biçimde ortaya konulmuştur.
Mühendisler raporlarıyla kaza nedenlerini açık açık ortaya koymuş, kaderci anlayışlar yıkılmaya başlamıştır.
O dönemde, maden işletmelerinde işçi sağlığı ve iş güvenliğinde maden mühendisinin çok daha önemli bir yeri bulunduğu görülmektedir.

• • Cumhuriyet döneminde Maden mühendisi yetiştirmek amacıyla açılan “Yüksek Maden ve Sanayii Mektebi” kısa süren eğitimiyle 70 mühendis yetiştirildikten sonra kapatılmıştır.
• • Havzada Devletciliğin yerleşmesi amacıyla önce devlet şirketleri kurulmuş ve geliştirilmiştir.

• • Bir çok sosyal politikalar ve işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri nizamnamelerde ve kanunlarda yer aldıysa da iş kazaları açısından önemli bir gerileme görülmemiştir.

• • Üretimin geri teknoloji ile sürdürülmesi, işçilerin kültür seviyesinin düşüklüğü, 1935 yılından sonra uzun ayak sisteminin yerleşmesiyle birlikte, ayak boyunda meydana gelen kazı boşluklarına (arka boşluk) gaz birikmesiyle, meydana gelen büyük gaz ve toz patlamaları, ölümlü iş kazalarında büyük bir artışa neden olmuştur.

• • Özellikle M.K.K. (1940-1948) Dönemi ve 12 Eylül 1980 faşist diktatörlüğün baskıcı rejimi ve liberal politikaların olumsuz etkisiyle kitle katliamlarına varan iş kazaları vukuu bulmuştur.

• • Ayrıca, 1980 sonrası Havzanın özel işletmelere açılmasıyla Osmanlının ilk dönemlerindeki gibi işin ehli olan olmayan bir çok müteşebbis, az yatırımla çok para kazanma hırsıyla, işsizliği ve sefaleti sömürülen bir çok gencin iş kazalarında ölümüne neden olmuştur.

• • İş kazalarının engellenmesinde en önemli etken olaya bilimsel olarak yaklaşmaktır. Bilimsellik, işi şansa ve ilahi gücün insafına bırakmaz. O nedenle devlet yöneticilerinin kendi üzerindeki sorumluluğunu ve iş cinayetlerindeki paylarını gizlemek için iş kazalarını ve ölümleri, “kader,” “alın yazısı,” “afet,” “güzel ölüm” olarak yorumlamaları çağdışılığın göstergesi ve gerici bir zihniyetin yansımasıdır. Asıl tehlikeli olan budur. Bu durum düzelmeden ne havzamızda nede ülkemizde ileriye dönük iyimserlik taşımanın hiçbir anlamı yoktur.

• • Beni dinleme zahmetine katlandığınız için hepinize teşekkür eder, şükranlarımı sunarım.

MADEN İŞLETMELERİNDE
İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ
SEMPOZYUMU
24-25 Kasım 2011
Zonguldak
TMMOB Maden Mühendisleri Odası


EROL ÇATMA
Emekli Maden İşçisi
erolcatma67@gmail.com

 


Hiç yorum yok: