14 Ocak 2012 Cumartesi

KDZ. EREĞLİ İDMAN YURDU AZA DEFTERİ VE BİR KENTİN HAFIZASI

                   KDZ. EREĞLİ İDMAN YURDU AZA DEFTERİ VE BİR KENTİN HAFIZASI



                                                                              KDZ.EREĞLİ 1933

Kdz. Ereğli 1930’lu yılların başında 5500 civarında nüfusu olan bir şehirdi. Bu dönemde havzanın en eski ve güçlü şirketlerinden olan Fransız sermayeli Ereğli Şirketi hala varlığını sürdürüyordu. Havzada yeni şirketlerin kurulması ve kömür işletmeciliğinde yeni tekniklerin uygulanmaya başlanması ile kömür üretimi hızla artırmış ve hükümetin teşvikiyle ihracat canlanmıştır. Çamlı ve Kireçlik gibi bölgelerde çıkarılan kömürün kıyıdan gemilere yüklenmesi işi veya bir başka deyişle tahmil ve tahliyecilik denilen yükleme-boşaltma işi bu tarihlerde büyük önem kazanmıştır. Bu dönemde kayığı ve mavnası olanlar, Kdz. Ereğli’nin dar gelirli ve işsiz gençlerini kürekçi ve hamal olarak yanlarında çalıştırarak önemli servet sahibi olmuşlardır. Kdz. Ereğli’de bugün de varlıklarını koruyan bazı tüccar ailelerin serveti tahmil ve tahliye kaynaklıdır. Bu yıllar balığın ve çileğin bol olduğu ama fakirliğin doruğa ulaştığı yıllardır.

Türkiye Cumhuriyetinin ilk ili olma özelliğine sahip Zonguldak; 1 Nisan 1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilat- ı Esasiye Kanunu’nun 60. maddesine göre sancaklar kaldırılınca vilayet yapılmıştır.

Zonguldak’ta kömür işletmelerinin varlığı ve buranın il yapılması sonucunda Zonguldak’ın ilçeleri bundan yararlanarak öğrencilerini il merkezine ortaokula gönderme yoluna gitmişlerdir. Fakat Kdz. Ereğli’yi vilayete bağlayan bir yol bulunmadığından Kdz. Ereğli Zonguldak’ta açılan ortaokuldan pek yararlanamamıştır. Oysaki o yıllarda Kdz. Ereğli’de bulunan Süleymaniye Mektebi, Bozhane Mektebi, Gülüç Mektebi, Kayabaşı Mektebi sayesinde çocuklar iyi bir eğitim alıyordu. Okuma yazma oranı o döneme göre yüksek sayılabilirdi. Ama ne yazık ki ilkokul sonrası gidilebilecek bir okul bulunmuyordu.

Zonguldak ile karayolu bağlantısı olmadığından tek bir yol kalıyordu o da deniz yolu. Küçücük sebze motorları ve yine ticari eşya taşıyan motorlar ile 25 millik yol 4-5 saatte alınıyordu. Bu hem tehlikeli hem de oldukça mali yük getiren bir yolculuktur.

Bu olumsuz durum 1937 yılında sona erdi. Kdz. Ereğli Kaymakamlığı ve Belediyesi Ereğli’de Ortaokul açmak için harekete geçti. Bunun için uygun bir bina gerekmekteydi. Bu sırada kent içinde Halil Paşa Konağı diye bilinen yapının Karamahmut ailesi tarafından satışa çıkarıldığı öğrenilince bina o günün parası ile 6,198 liraya Belediyece Ortaokula çevrilmek üzere satın alındı. Ve ortaokul açıldı.

Kdz. Ereğli’nin 1930’lu yıllarda ki genel atmosferine daha ayrıntılı bilgiler katmak için şu an elimizdeki en değerli birinci elden kaynak “1930 Ereğli İdman Yurdu Aza Defteri” dir.

                       
Bundan 3 sene önce Kdz. Ereğli’nin en eski ve köklü eczanesi Memleket Eczanesi’nde sohbet edip çayımı yudumlarken Eczanenin 3. kuşaktan sahibi Sayın Sadun DURAN bana gülümseyerek Ereğli İdman Yurdu Aza defterinin kendinde olduğunu söyleyince şaşkınlığı ve sevinci aynı anda yaşadım. Sadun Bey defteri içeriden getirdi. Kalbim küt küt atarak ilk sayfayı açtım. İlk sayfadaki fotoğraf kulübün kurucularından ve reisi Sadeddin Bey “Aman Allahım !” evet o işte ben bu kişiyi 5,5 yıldır araştırıyordum. İşte artık fotoğrafı ve kişisel bilgileri elimde idi. Sayfaları bir taraftan çeviriyorum bir taraftan da şahıslar hakkında Sadun Bey’e bilgiler aktarıyorum. Bir taraftan Eczaneye gelip giden müşteriler oluyor onlarla da sevincimi paylaşıyorum. Sadun Bey Sadedin Bey’in dedesi Sabit Bey’e 1934 yılında Antalya’dan atmış olduğu foto kartı (kartpostal) bana bilgisayarından gösterdi. Evet dedim onun imzası çünkü bu imzayı daha önceden tanıyordum. Aza defterinde de henüz soyadı kavramı olamadığı için sadece adını içeren hattat edası ile atılmış o estetik imza.

Sadun Bey’in ağzından o sihirli cümle döküldü:

“-Hocam bu defteri alın inceleyin ve işiniz bitince getirirsiniz.”

Bir hazine sandığı bulmuş defineci sevinciyle iyi günler dileyerek eczaneden evime bir anda adeta uçuyorum sayfalar, bilgiler ve fotoğraflar o kadar ayrıntılı net bilgiler var ki kafamda yerine tam oturmamış rivayet gibi kalan birkaç konu bir mozaiğin küçük küçük taşları gibi artık yerlerine oturuyor
                           
Ereğli İdman Yurdu Aza defterinde 132 sayfa kayıt tutulmuş üye bilgiler Sadeddin ERİŞEN tarafından tek tek işlenmiştir. Kayıtlı 130 üye gözükmektedir.(2 sayfa boş bırakılmıştır) Üyelerinin profilini kabataslak incelersek Dönemin Zonguldak Mebusları Celal Sahir Bey (Fahri Üye) ve Ragıp Bey (Fahri Üye) Dönemin Kaymakamı Mehmet Halit Bey (Fahri üye) 18 Erkek 6 Bayan olmak üzere toplam 24 Muallim (Öğretmen), 2 Kömür Şirketi Temsilcisi, 3 Mühendis, 22 Memur (çeşitli kurumlarda çalışan), 3 Muhasip,5 Şirket Kâtibi, 2 Vapur Acentesi Sahibi, 4 Maden İşletmecisi, 9 Sandal, Kayık Sahibi ve Motorcu, 1 Eczacı, 1 Doktor, 1 Diş Hekimi, 1 Liman Reisi, 10 Adet Küçük Esnaf, 8 Tüccar, 3 Müfettiş, 1 Sorgu Hâkimi, 2 Asker Emeklisi, 4 Öğrenci, 1 Eczacı kalfası, 1 Yurt odacısı, 1 Harman Çavuşu şeklindedir. Geri kalan üyelerle ilgili herhangi bir meslek kaydı yoktur. Bayan Üye sayısı 18’dir ve yukarıda belirtildiği gibi 6 tanesi öğretmendir.

1930 yılı Kdz. Ereğli eğitim istatistiklerine bakıldığında ilçedeki toplam öğretmen sayısı zaten 56 kişidir. Tüm öğretmenlerin neredeyse yarıya yakını Ereğli İdman Yurdu üyesi olmuşlardır.

Zonguldak Mebusu 94 numaralı üye Ragıp Bey’in ( ÖZDEMİROĞLU ) ilgili sayfasında şöyle bir not dikkatimizi çekiyor. Yurt binasının icarını deruhte etmiş (Binanın kirasını üstlenmiş) ve bu sebepten kendisine heyet-i idare kararı ile teşekkür name takdim edilmiştir.(Karar 23.7.1932)

Diğer Zonguldak Mebusu 67 numaralı üye Celal Sahir Bey (EROZAN) ise gayet renkli bir simadır. 29 Eylül 1883’te İstanbul’da doğmuştur.

Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu’nun dört kurucu üyesinden biridir. “Türk Dili Tetkik Cemiyeti”nin kuruluş dilekçesinde görevi, “veznedar” olarak belirtilmiştir. 26 Eylül 1932’de toplanan ilk Türk Dili Kurultayı, dilin sözvarlığını saptamak üzere “Lügat ve Istılah Kolu”nu kurmuş, “Umumi Merkez Heyeti” de kol başkanlığına Celal Sahir EROZAN’ı getirmiştir. (1932)

Ereğli İdman Yurdu denilince akla gelen, şehrimizin hafızasında önemli bir iz bırakan olay 9–13 Temmuz 1934 tarihinde gerçekleşen kikler ve yelkenli ile gerçekleştirilen İstanbul seyahatidir. Bu seyahatli ilgili taradığım kaynaklarla aza defterindeki bilgiler iyice örtüştü. Ereğli İdman Yurdu kürek çekerek sahilleri takip ederek bu zorlu işi başarmış. İki takım oluşturulmuş birinci kiktekiler 20 yaş altı ikinci kiktekiler ise 20 yaş üstündekilerden seçilmiştir.

Bu yolculuğa katılanlar;

Hüseyin GÜRDAL (Moskof), Zülfi ÇITAK, Yakup ARGÜN, Vahit Bey, Hacı KUZU, İzzet Bey, Abdullah OKAY (Sandalcı), Ekrem SÜREL (Bakkal), Abdullah ÜLKER, Ahmet Bey (Kara Kulukçu), Ahmet KAPLAMA (Fırıncı), Şinasi Bey (Hacı oğlu), Mehmet ABALI (Abalı oğlu), Müslim oğlu İbrahim Bey (Sandalcı)

Yelkenlide ise Şaban (DALAY) Bey (Öğretmen), Zekai Bey (Öğretmen), Şahidi Bey (Öğretmen), Halis Bey (Kökçülerin Hacı Mehmet’in oğlu), İsmail AKSAN, Refik SART ve İdman Yurdu Kulübü’nün Başkanı Sadeddin ERİŞEN bey bulunmaktadır. Hafız Mehmet Bey (Ölecek oğlu) seyahatte idare memuru olarak görevlendirilmiştir. Yine Kulüp Aza defterinden öğrendiğimize göre Refik SART dönüşte İstanbul’da kalmıştır.

14 Temmuz 1934 tarihli Cumhuriyet gazetesinde 5. sayfada bu seyahat haber olarak verilmiştir. Buna göre bir çifte, iki kik ve bir ağırlık sandalı ile 20 kadar sporcunun İstanbul’a ulaştığı, sporcuların İstanbul Halkevi’nde misafir edildikleri, İstanbul da dört gün kalarak yine İzmit körfezi sahillerinden dolaşarak, futbol maçları da yaparak Ereğli’ye dönecekleri belirtilmiştir. Bu süre zarfında sandalların Galatasaray’ın Bebek’teki denizcilik lokalinde kalacağı bilgisi de verilmektedir

Sadeddin Bey ile ilgili şu bilgileri ise yine Kulüp Aza defterinden ulaşıyoruz.1909–1914 yılları arasında İstanbul’da Hubertus Avcı Kulübü İdari üyesi, Devrek Avcı Cemiyeti kurucusu ve başkanı, İstanbul Stadyum kurucularındandır.20.08.1930 tarihinden 12.05.1935 tarihine kadar Ereğli İdman Yurdu başkanlığını yaptı. Sadeddin Bey Kulüp başkanlığından kendi isteği ile işlerinin yoğunluğunu mazeret göstererek istifa etmiştir. İdare heyetinde ise göreve devam etmiştir. İdman Yurdu aza defterini incelerken dikkatimizi çeken nokta şu oldu. Maarif Memuru olan 1902 doğumlu Mustafa oğlu Sırrı Bey yurt içinde bazı tutumları yüzünden tepki görmüş idare heyetiyle anlaşmazlığa düşmüş ve istifa etmiştir. Bu şahıs daha sonra dışarıdan Ereğli İdman Yurduna düşmanca bir tutum izleyerek üyeleri istifaya zorlamıştır. Defter kayıtlarına göre Sadeddin Bey tarafından mahkemeye verilen Sırrı Bey özellikle İdman Yurduna üye öğretmenlere baskı yapmış bunun sonucunda 60 numaralı üye Öğretmen İdris Bey 72 numaralı üye Öğretmen Şahin Bey 88 numaralı üye Öğretmen Nuri Bey baskılara dayanamayarak istifa etmiştir. Bu baskı daha sonra ise Kaymakam Emin Bey tarafından da uygulanmış bunun sonucunda da Tahrirat kâtibi 71 numaralı üye Salih Zeki Bey ve Orman memuru 91 numaralı üye Celal ACAR (Baron) istifa etmek zorunda kalmış fakat Celal ACAR’ın istifası kabul edilmemiştir. Tüm bu baskılar Sadeddin Bey’i yıpratmış olmalı ki oda başkanlıktan istifa etmiştir. Daha sonra ise bu baskılar artarak onu Kdz. Ereğli’den ayrılmaya hatta sürgüne sürükleyecektir.

Sadeddin ERİŞEN ”KOZES” “adlı şirketin Ereğli mümessili (temsilcisi) olarak görev yapardı. Ereğli’ye gelen yabancı vapurlara kömür yüklenmesi ve sevkiyat işleri ile uğraşıyordu. Yardımsever bir kişi olarak sevilirdi, fakir babasıydı. Gemilerden artan kömürü yoksullara dağıtırdı. Ereğlili motorcuların halkı mağdur ettiği şikâyetleri üzerine motorcuların yüksek fiyatlarla yolcu taşımalarını engelledi kendi motoruyla düşük fiyatlarla yolcu taşıttı. Bu olay onun Ereğli’den mecburen ayrılmasına sebep olan süreci başlattı.128 imza toplanarak “KOZES” Şirketinin nakliye işlerini yürüten mümessil Sadeddin Bey’e karşı bir kampanya oluşturuldu. Casuslukla itham edildi. 3 ay İstanbul’da gözaltında kalan Sadeddin Bey mahkeme kararıyla Romanya’ya sürgün edildi.16 ay vatansız olarak Romanya’da yaşadı. Dönemin Zonguldak milletvekilleri durumu Mustafa Kemal ATATÜRK’e arz eyledi. Dosya ATATÜRK ’e getirildi, dosyayı inceleyen ATATÜRK emir vererek bir karar çıkarttı. Böylece çıkarılan meclis kararıyla vatanına döndü fakat maalesef Ereğli’ye gelmedi, Ereğli gençliği böylece 1937 yılında önderini yitirmiş oldu.

Sadeddin Bey deniz sporlarına çok önem verirdi. Bugünkü SSK Hastanesinin bulunduğu yerde 1 Temmuz Denizcilik Bayramı ve 30 Ağustos Tayyare Bayramları münasebetiyle kik yarışları, sandal yarışları, mavna yarışları, yüzme ve ördek kapma yarışmaları yapılırdı. Ayrıca bayanların da kürekçi takımları vardı. İdman Yurdunun 17 ve 20 numaralı üyeleri iki bayan ile ilgili Kulüp Aza defterinden buraya vereceğimiz bilgiler bize 1930’lu yılların Kdz. Ereğlisi ile ilgili çok değerli bilgiler sunuyor. 17 numaralı üye Adile Hanım Sadeddin ERİŞEN’in kızıdır. Adile Hanım 30 Ağustos 1931 tarihinde Tayyare Bayramı menfaatine düzenlenen deniz yarışlarında 2 çifte sandal ile birinci gelmiştir. 20 numaralı üye Perihan Hanım’da aynı şekilde 30 Ağustos Tayyare Bayramı münasebetiyle 4.9.1931 tarihinde yapılan iki çifte Hanım sandal yarışlarında birinci gelmiştir. Bugün bile zevkle izlenen yağlı direk yarışmasının ödülünü bizzat Sadeddin Bey cebinden öderdi.

Rahmetli Sadeddin ERİŞEN’in İstanbul’da ki torunu Semra ARZIK hanım çalışmalarımdan internet blog sayfam sayesinde haberdar olmuş ve 3 yıl kadar önce bana telefon ile ulaşmıştı. O an sevinci ve şaşkınlığı beraber yaşamıştım. Şu an hala kendisi ile irtibat halindeyiz ikna edebilirsem Sadeddin ERİŞEN ve arka planda 1930’lu yılların Ereğlisini bir romanda anlatmak istiyorum. Ayrıca Kdz. Ereğli’ye bir kent tarihi müzesi kazandırmak en büyük idealim bu gerçekleşirse Aza Defterini Sadun Bey bu müzeye bağışlayacak bende 10 yıldır topladığım tüm belgeleri bağışlamayı düşünüyorum. Mevlam Görelim Neyler, Neylerse Güzel Eyler…





Hiç yorum yok: