25 Kasım 2011 Cuma

SANATA ADANAN BİR ÖMÜRDE KDZ.EREĞLİ SEVDALISI BİR EĞİTMEN OSMAN ZEKİ ORAL

SANATA ADANAN BİR ÖMÜRDE KDZ.EREĞLİ SEVDALISI BİR EĞİTMEN
OSMAN ZEKİ ORAL

O Cumhuriyet döneminin Türkiye de ki en önemli ressamlarından biri bugünü kadar onun hakkında hep sanat hayatı ile ilgili bilgiler edindik gelin birde Ereğli sevdalısı Eğitimci Osman Zeki ORAL’ı birlikte tanıyalım.

Çocukluğunuzun Kdz. Ereğli’sini anlatır mısınız?
Çocukluğumdan ilk anılarım okul ile ilgili olanlardır Kayabaşı Mektebinde okudum. O dönemde Ereğli de Süleymanlar Mektebi, Kayabaşı Mektebi ve Akarca Mektebi 3 yıllık eğitimden sonra öğrencilerini 4.ve 5.sınıfları okumaları için Bozhane Mektebine gönderirlerdi. İlkokul öğretmenim Emine Hanımdı. Çocukluk döneminde bende resim merakı başladığında Halkevine gidip gelmeye başladım. Oradaki kitapları incelerdim. Halkevi’nin emektarı Ali Usta ( Ali GÜLEN ) vardı. O gerçekten bende büyük izler bıraktı. O dönemki gençliğin yetişmesinde çok büyük emekleri vardır. Halkevi şu anki Garanti Bankasının üst katında idi. Çok güzel bir kütüphanesi vardı. Futbol, Bando ve Tiyatro kolları gayet faaldi. Meşhur Abukatın Hasan ve Temel KARAMAHMUT tiyatro oyunları sergilerdi. Ayrıca Postane Müdürü Mehmet Bey Halkevinde okul öğrencilerine Fransızca kursu verirdi.

Ereğli de o dönemdeki sosyal ve ekonomik yaşam hakkında bilgi verir misiniz?
Özellikle II. Dünya Savaşı dönemi yoksulluk yıllarıydı. Bizim tarlamız yerimiz yurdumuz vardı. Ama para pul yoktu. Bizim tek geçim kaynağımız mısırdı. O dönemi insanlarını elbiselerindeki büyük yamalarla hatırlarım. O günlerden hatırladığım diğer önemli olaylar İsmet İNÖNÜ’nün Ereğli’ye gelmesidir. İsmet Paşayı elimizdeki çıralarla bekledik. Gülcemal Vapuru ile geldi. Celal BAYAR da ona eşlik etmişti. Birde 1938 senesindeki Millet Vapuru faciasını unutamam şu anki Azim Otelinin olduğu civara yakın bir yerde vapur battı. 3–4 kişi son bir umutla geminin direğine tırmandılar. Ama maalesef kurtulamadılar dalgalar onları alıp gitti.

Öğretmenlik hayatınız nasıl ve ne zaman başladı?
Öğretmenliğe ilk olarak 1953’te başladım. İlk görev yerim Bolu’ydu. İlk tayinim Bolu Kız İlköğretmen Okuluna oldu. Bu okul daha sonra Enstitü oldu.

Nasıl atandınız ?
1950’den sonra 6 ay kadar Boğaziçi’nde Mısır Prensesi’nin yanında kaldım. Orda Yahya Kemal BEYATLI ile tanıştım. Yemeğe gelirdi. Beni görürdü. Folklorik kültür nedir? bilmezdim. Onda gördüm. Eski eşyaları topluyordu. Yahya Kemal BEYATLI doktor Reşat BERGER’e rica etmiş. O zaman Reisicumhur Celal BAYAR’dı. Öğretmenliğe başlayabilmem için ona mektup yazmış. Sonra askere gittim. Bitince Ereğli’ye geldim. Ankara’ya öğretmenlik müracaatı için gittim. Halil SOYUER Milli Eğitim Bakanının özel kalem müdürü idi. Milli Eğitim Bakanı Tevfik İLERİ ile görüştüm. Durumu anlattım, dosyasına bakın dedi. Buldurlar. Sarı bir zarftı. Postacı yazmış, kendisi Ereğli’de olmadığı için bulunamamıştır. Ankara Atatürk Lisesine tayinim olmuş ama iş işten geçmişti. Ama Halil Bey Bolu Kız Öğretmen Okulu boş dedi. Memleketine de yakın deyince Resim ve Yazı Öğretmeni olarak enstitüye atandım. Sonra Kız İlköğretmen okulu oldu. Tarımdan, dikişe her türlü eğitim vardı. 13 sene Bolu’da kaldım. 1967’de Bolu Güzel Sanatlar Galerisi’ni kurdum. İlk müdürü benim. Oradan Ankara’ya geçtim.

Kız öğretmen okulunda ne kadar görev yaptınız?
Kız öğretmen okulundan sonra Erkek Öğretmen okuluna geçtim, çünkü okulda fazlaydım. Erkek öğretmen okulu 3 senelikti. Buraya atanan öğretmenler pek durmazdı.

Okullarda eğitim ile ilgili nasıl uygulamalar yaptınız?
Okulda temsiller olurdu. Bunlarda aranan birinci kişi olurduk. Temsile uygun dekor yapardık. Okul gezilerinde sergiler açtık. Adana, Düzce ve Zonguldak gibi şehirlerde sergiler açıp temsiller verdik.
Çocuk resimleri hakkında konferanslar verdik. Çünkü okuyan öğrenciler ilkokul öğretmeni olacakları için bilgilendirmeler yaptık. Mahalli sanatçıların da çalışmalarını takip ettik. Mehmet YÜCETÜRK Bolu’lu tanınmış ressamdı. Onu yalnız bırakmadım. 13–14 sene beraber kaldık. O çalışmalarını evine asardı. Ev adeta müze gibiydi. Öğrencilerle Pazar günleri izin alarak oraya gidip tatbikat yapardık. Onun evi kırsal alanda adeta küçük bir galeriydi. Bu köy Salıbeyler köyü idi. Yanında Sarıcalar ve Beyköy vardı.
Bu okulda da aynı çalışmalara devam ettik. Aynı zamanda Kız öğretmen Okulunda da temsil çalışmalarına devam ettik. Antikom piyesinde dekor yapmıştım. Millet sahne açılıp dekoru görünce alkışladı. Polyanna piyesi için de dekor yapmıştım. Yine su içinde bale yapan kızlar için dekor yaptım.
İnkılâp olunca bizi köylere de gönderdiler. Amaç köyleri kalkındırmaktı. Sarıcalar köyü camiini onardım. Sonradan köylere yüzme havuzları yapıldın dedim, alay ettiler. O sırada Ahmet TAHTAKILIÇ Turizm bakanıydı. Cumhuriyetçi Köylü Partisi ve Senato vardı. Kaplıcalara açık hava yazma havuzu yapılsın dedim. Yaz kış girsinler diye. Nihayet Aşçılık okulunu da o zaman teklif ettim. O sırada E–5 yolu yeni yapılıyordu. Köylere voleybol sahaları yaptık, camileri badana ettik, eski Türkçe yazılar yazdık ( Hat Sarıcalar köyü camisi), çeşmeyi yaptık. Yürüyerek gidip gelirdik, çok zor olurdu. Hisartepedeki öğretmen okuluna uzaktı. Bu yaptıklarımıza karşın bir kere de olsun teşekkür almadım.
Okulun mehter ve bando takımının kurulmasına katkım oldu. Okul yarışmalarında öğrenci resimlerini sergiledik, yurt dışı yarışmalara da katıldık, eserlerimizin çoğu ödül aldı. Öğretmen okulu olarak Bolu panayırında sergiler açtık.
İlkokullarda haftada 1 kere resim derslerini takip ettik. Avukat Neşe İLERİ o dönem öğrenciymiş. Noter olarak gitmiş buradan. İlkokulda sanat eğitim alanların ortaokul ve sonrasında büyük hamleleri oldu. Bunu bizzat gördüm.
Öğretmen, müfettiş ve ev hanımlarının katıldığı iş kursları yaptım, resim kursu gibi ( Düzce’de). Hocalar da gelir bilgilerini takviye ederlerdi. Ciltler, cilbentler, ebru gibi kurslar yapardık. Bazı veliler çocuklarına sanat eğitimi almaları için müracaat ettiler. Ama yer yoktu. Evime kabul ettim. Ama evi hallaç pamuğu gibi attılar. Sonra bunlara Özel İdarede yer bulduk. Bu yer Özel İdarede sanat galerisi olarak açıldı. Resim ve heykeller geldi. Atölye yapıldı, kurslar düzenlendi, sergiler açıldı. Dışarıdan ve okuldan gelenler çalıştı. Akşamları kültür geceleri yapardık. Esnaflardan ve emekli öğretmenlerden de gelenler vardı.
İlk açtığım yere belediye sahip çıktı ve Ressam Mehmet YÜCETÜRK ismi verildi. Bunların yapılmasında faydamız oldu. Bolu’daki Türkiye’de açılan 10.galeri oldu.

Ankara’ya nasıl tayin oldunuz ?
Adnan ATİKEN Kültür müsteşarıydı. Baktı hemen dedi Ankara’ya. Oradaki galeri müdürüyle atışmışlar. Ne galeri için yer var ne de yatmak için. Konservatuar’da bir odada 1–2 ay kaldım. Sonra ev tuttum.
Galeri için Kızılay’da mahsen gibi bir yeri açtık. Yer bul dediler. Belediyenin Zafer Çarşısında bir salon vardı. Düğün salonu olarak yapılmıştı. Prof.Dr. Şadan Bey yardımcı oldu. Yine Bolulu mimar İhsan KIYGI’dan yardım aldım. Tanzimini de İhsan Kıygı yaptı.
Burada herkese yönelik kurslar açtık. Sonra büyükleri iptal ettik. Verimli olmuyordu. Yer uygun değildi. Küçüklerde de doldu mu doldu. Her yerden gelen vardı. Kimseyi geri çeviremezdim.
Burada kütüphane yaptım ve kültürel sinema filmleri oynattım. Salonu ikiye ayırdık. 1 tanesini liseliler için sanat tarihi olarak düzenledik. Büyük sergiler açıldı. Balkanların en çok gezilen galerisiydi. Günde 2–3 bin kişi ziyaret ederdi.

Ankara’ya tayin olunca öğretmenliğe de devam ettiniz mi ?
Bu arada öğretmenliğe de devam ettim. Eğitim derneğinin Ankara Kolejinde ve Mimar Kemal Ortaokulunda derslere girdim. Çünkü Ankara’ya tayin olurken onu şart koşmuştum. Kültür Bakanlığı kurulunca öğretmenlikten ayrılarak kadrom bu bakanlığa geçti. O dönemde Talat HALMAN ilk Kültür Bakanıydı.

Öğrencilerinizden arayanlar oluyor mu?
Erol ŞEFİK (Bilecik) gibi öğrencilerim arıyor. Bağlama çalardı. Ali Osman’ı orda tanıdım. Nerelisin dedim. Zonguldak dedi. Neresi: Kozlu. Haaa bu paçalılardan, Bayat boyundan dedim. Oğlum kendinizi iyi yetiştirin dedim.
Etütler vardı, hocalar dolaşırdı. Hüseyin ÇAĞRICI da öğrenciydi orda. Konakların hamamcı Ali’nin kızı vardı. Çocuklara alfabeyi öğreteceksin iyi yetişmeniz lazım derdim. İkmale bırakıyordum, sonra geçerlerdi.

Galerilerin faydası oldu mu?
Her okul sırayla sergi açtı ve insanlar gezdi. Yoksa insanlar uzak yerlere gidemezlerdi. Sadece veliler gezerdi.
Sadeddin adında öğretmen arkadaş vardı. Orhan beyle tanıştırdım. Balıkçılık yapıyordu. Halidun vardı gariban.
Galeride şiir müzik geceleri tertip ederdik. Bolu’nun gelişmesi adına iyi oldu.

Ankara Döneminizde Ereğli’ye ne gibi hizmetiniz oldu?
Hamzafakıhlı Akpınara kadar olan yolu ben yaptırdım. Kaymakamı bakan yaptılar. Sergiyi gezerken ona durumu anlattım. Böylece yol yapıldı. Mehmet YÜCETÜRK buradaydı. Demirçelik köprüsünden greyder yola kepçeyi vurduğu zaman el salladık.
Topçalı Musabeyli (Alaplı) Toyfanlı camilerine yardım yaptık. Tramvaylar 1961 de kaldırılıp Kadıköy’e alındı. Vazgeçmeyin dedim. Bolu’ya alın dedim. Kaplıca ile şehir arasında gidip gelir dedim. Bolu öğrenci şehri olur dedim. Nitekim öyle oldu. Tramvaylar da geri geldi.

RÖPORTAJ :  GÜRDAL ÖZÇAKIR & MURAT KARA


                                 1937 yılı Osman Zeki ORAL'ın okul diploma defterinde ders notları


2 yorum:

Adsız dedi ki...

Sayın Osman Zeki Oral'a bir mesaj göndermek isterdim.
Ben araştırmacı yazarım ve ağırlıklı olarak eserlerin denizcilik tarihi üzerinedir.
Kendisinin Millet Vapuru'nun batışını çocukluk yıllarında yaşadığını okudum.
Daha fazla anısı olabilir mi ve ayrıca bu gemiye ait fotoğraflar olabilir mi..
Vakıa ben Ortaokul son sınıfı Kdz.ereğlisinde okudum ve mezun oldum.
Selamlarımla
Osman Öndeş
EMail:osmanondes@superonline.com
Cep:053221411243

koleksiyon67 dedi ki...

Osman bey merhaba maaelesef Sayın Osman Zeki Oral'ı 3 sene önce kaybettik. Gemi ile ilgili 3 yıldır aralıklarla bende bir çalışma yapıyorum.

RESİM OLARAK ŞU ANA KADAR BENDE RASTLAMADIM.SAYGILARIMI SELAMLARIMI YOLLUYORUM.