2 Nisan 2011 Cumartesi

ÇANAKKALE SAVAŞLARI LAĞIM MUHAREBELERİ VE ZONGULDAK-EREĞLİ MADEN İŞÇİLERİ

Çanakkale'de Ereğlili Madencilerin Kampı



ÇANAKKALE SAVAŞLARI LAĞIM MUHAREBELERİ VE

ZONGULDAK-EREĞLİ MADEN İŞÇİLERİ


Çanakkale Kara Savaşları, ortalama sekiz buçuk ay sürmüştür. 18 Mart Boğaz Savaşı'nın ardından 25 Nisan 1915 tarihinde Kumkale, Seddülbahr ve Ârıburnu bölgelerine çıkarma yapan itilaf Devletleri'ne mensup askerler, bu süreçte bu bölgelerde tutunmaya çalışmışlardır. Kumkale'de barınamayan Fransız birlikleri, iki gün sonra burayı terk ederek, takviye kuvveti olmak suretiyle, Seddülbahr bölgesindeki İngiliz birliklerine katılmışlardır. Nitekim İtilaf Devletleri'ne mensup askerler, 27 Nisan'dan itibaren, Seddülbahr ve Arıburnu bölgesinde tutunabildikleri gibi savaşın sona erdiği 9 Ocak 1916 tarihine kadar bu iki bölgede kalmayı başarabilmişler ve bu tarihte de tamamen çekilmişlerdir. İngiliz birliklerine mensup Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinin 25 Nisan akşamında Arıburnu bölgesinde elde ettikleri sınırlar, savaşın sonuna kadar neredeyse hiç değişmeden kalmıştır. 26 Nisan'dan 6 Ağustos'a kadar geçen süreçte her iki taraf da çeşitli taarruzlar yapmış olsa da bir adım bile geriye gitmemişlerdir. Buna neden olan iki taraf kuvvetlerinin kuvvet olarak birbirine denkliğinin yanı sıra arazinin kimi yerlerde sarplaşmasıdır. Bu bakımdan Gelibolu Yarımadasındaki sarp yamaçlarda muharebelerin tıkandığı görülmüştür. Bu nedenlerden dolayı, sarp yamaçlarda siper hatları oluşturulmak sureti ile tıkanan muharebeler, ilginç uygulamalara neden olmuştur. Askerlerin siperden çıkmadan herhangi bir hedefe ateş etmesini sağlayan aynalı tüfekler, konserve kutularından yapılan el bombaları ve siperleri zarar görmeden ele geçireceği düşünülen zırhlı otomobiller siper muharebelerinde düşmandan bir adım da olsa ileri gidebilmek amacına hizmet etmiştir. İşte bu uygulamalardan biri de, gerilerde açılacak bir lağım ile düşman siperlerinin altına kadar ilerlemek ve burada patlatılacak bombalarla düşman siperinin yok olmasını sağlamak esasına dayanan lağım muharebesidir. Patlamadan sonra yapılacak bir taarruz ile siperlerin ele geçirilmesi amaçlanmıştır. Lağımcılık, Çanakkale Savaşları esnasında keşfedilmiş değildir. Türklerin eski bir savaş geleneği olan bu yöntem, Osmanlı Devleti'nde, dönemine göre modern bir yapıya ulaştırılarak, çeşitli savaşlarda kullanılmıştır. Eski devirlerde, hazırlanan tüneller aracılığı ile kale surlarının altına kadar ilerleyerek, burada bulunan sur duvarlarım tutan kalasların yakılması ile surların çökertilmesi sistemi varken, sonraları surların altına yerleştirilen barutun patlatılması ile sur yıkımı sağlanmıştır. Bu işlerle ilgili olan Lağımcı Ocağı, özellikle kale kuşatmalarında önemli bir işleve sahiptir. İstanbul'un Fethi (1453), Rodos'un Fethi (1522), I.Viyana Kuşatması (1529), Lefkoşe ve Magosa Kuşatmaları (1571), II. Viyana Kuşatması (1683) esnasında Türkler tarafından şiddetli lağım patlatmaları olduğu bilinmektedir. Çanakkale Kara Savaşları'nda her iki tarafında lağım yöntemine başvurduğu görülür. Bu, yukarıda bahsedilen örnekler ile yöntem olarak aynı olsa da uygulamada farklılıklar gösterir. Çünkü birinde söz konusu olan kale kuşatmaları iken, Çanakkale Savaşları'nda siperler arası mücadele örneğini teşkil eder. Birinde kaleyi ele geçirmek için açılan gedikten hücum edilir, diğerinde havaya uçurulan siper ele geçirilmek için taarruz yapılır. Bu tür uygulamaların özellikle Gelibolu Yarımadası kuzey bölgesinde yoğunlaştığını söylemek yanlış olmaz; çünkü burası diğer muharebe yerlerine göre daha sarp bir araziye sahiptir. Yine de, özellikle muharebelerin son aylarında Seddülbahr bölgesinde de her iki tarafın lağımlar patlattığı görülmüştür.

LAĞIM FAALİYETİNDE BULUNAN TÜRK ASKERLERİ

Çanakkale Cephesi'nde lağım muharebeleri, 28 Mayıs 1915'te, 5. Tümen'in 14. Alayının Bombasırtı'nda patlattığı bir lağım ile Türkler tarafından başlatılmıştır. Bir başka değişle Çanakkale Cephesi'nde ilk lağım patlatan Türkler olmuştur. Cephedeki bu ilk lağım, Saat 03.30'da, 14. Alay'a mensup Bölük Asteğmeni İhsan'ın (ERİÇ) tarafından patlatılmıştır. Bunun ardından İngilizlerin Boyun noktasındaki siperlerine 9. Tümen'in 27. Alayı'nın da katıldığı bir baskın yapılmıştır. Bu baskına destek olmak için 3. Tümen'in 64. Alayı'ndan seçilen bir müfreze, İngilizlerin Yükseksırt'taki siperlerine gösterme bir harekatta bulundu ise de çapraz ateş altında kalan bu birlikten sadece 15 kişi dönebilmiştir. 28 Mayıs'ta patlatılan bu lağımın yanı sıra, lağım patlatmak fikrinin nasıl çıktığı ve bu fikrin uygulamasına ilk defa kimin başladığı konusunda farklı görüşlere değinmek gerekir. Bazı yayınlarda İngiliz birliklerine mensup Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinin lağım kazdıkları, bu teşebbüs üzerine Türklerin karşı lağım kazmaya başladığı düşünülmektedir. Oysa eski tarihlerden beri lağım işlerine önem veren Türklerin, Çanakkale Cephesi'nde ilk lağımı patlatan taraf olmasının yanı sıra bu işe ilk başlayan taraf olmasının da işaretleri çoktur. 25 Nisan'dan itibaren Arıburnu Cephesi, çok sağlam bir şekilde tahkim edilmiştir. Hatta bugün tutulan hatlar bir türlü aşılamamıştır. İki taraf kuvvetleri de bir iki adım ilerlemekten başka bir şey yapamaz hale gelmişti. Özellikle 1 Mayıs ve 19 Mayıs’ta yapılan Türk taarruzları büyük zayiatlara neden olmuştu. İşte bu nedenlerle Mayıs ayının başında Türk tarafının tıkanan muharebeleri açmak için şu kararı aldığı görülmüştür. "... Düşmana yalnız toprakla ilerlemeye karar verildi. Kale Savaşlarında olduğu gibi gizli yollarla ilerlenecek, yeni hatlar meydana getirilecek ve bu amaçla da tahkimat işlerine önem verilecekti..." Kuzey Grubu Komutanı Esat Paşa, cephedeki lağım faaliyetlerine ve 28/29 Mayıs 1915'te 14. Alay'ın patlattığı lağım hazırlıklarına, karşı taraftan işitilen kazma seslerinin neden olduğunu belirtir. Bu seslerin, İngiliz birlikleri tarafından lağım faaliyetinde bulunulacağı şüphesini doğurması nedeni ile tünel açmak işine girişildiğinden bahseder; fakat sarp yamaçlara karşı duran ve arkasında kaçacak yeri bulunmayan İngiliz birliklerinin kazma sesleri -siperlerin birbirine yakınlığı da düşünüldüğünde- korunak hazırlama gibi hayatta kalmak için toprak altına gömülme mesaileri nedeniyle olduğu anlaşılmaktadır. Lağım kazım işlemlerinde bu işte uzman olan Zonguldak-Ereğli bölgesi madencilerinin tecrübelerinden yararlanıldığı konusunda bazı bilgilere ulaşıyoruz. Genel Kurmay Başkanlığı Çanakkale Savaşları fotoğraf arşivinde bunun ile ilgili bir fotoğrafta “Çanakkale'de Ereğlili Madencilerin Kampı” ifadesi kullanılmıştır. En somut bilgi ise Esat Paşanın hatıratında karşımıza çıkıyor. Esat Paşa, cephedeki ilk lağım faaliyeti hakkında şunları söyler:

ESAT (BÜLKAT) PAŞA

"Beş-altı gün evvel toprak altından işitilen kazıma seslerinden, düşmanın lağım kazmakta olduğu kanısına varılmıştı. Harbiye Nazırı kadar yetkisi olduğunu bildiğim Levazım Dairesi Başkanı İsmail Hakkı Paşaya doğrudan doğruya başvurarak Zonguldak'tan lağım kazmakta olan dört-beş lağımcının acele gönderilmesini rica ettim. Üç-dört gün içinde bana dört uzman lağımcı gönderdi. Cesur ve çalışkan alay kumandanı, hemen işe başladı. Lağımcıların tahminine göre kazdıkları lağımın ucu, düşman siperlerinin altına varmıştı. Bunun üzerine gerekli tertibat alındı. O gün topçu birliklerinden sabah namazına başlamadan önce güzel bir sesle ezan okunurken, 14.Piyade Alayı tarafından düzenlenmiş olan lağım ateşlenerek düşmanın burada bulunan siperleri havaya uçurulduktan sonra piyade savaşları bütün şiddetiyle sürmeye başladı. Topçularımız, gündüzden hedef ve nişan noktalarını ayarlamışlardı. Biz de yeni lağımlar kazıp düşman lağımlarını dinlemek üzere tertipler alıyorduk. " (1) Zonguldak-Ereğlili madenciler ile ilgili araştırmalar şu an sınırlıdır. Araştırmacılar için bakir olan bu konuda birkaç kaynakta da şu bilgilere rastlıyoruz: “Türk güçleri, istihkamcıların (lağımcı) yanı sıra, Zonguldak'ta kömür ocaklarında çalışmış gençleri de toplayarak lağım çarpışmalarının yaşandığı siperlere sevk etti. Seddülbahir cephesinde bu tür çarpışmalara Alman istihkamcıları da katıldılar... Türkler lağımları kazma-kürekle açarken, düşman hayli modern kazı gereçleri kullanıyordu. Böylece, iki taraf arasında büyük kayba yol açan bir "lağım savaşı" başladı.” (2) “Gelibolu yarımadasının engebeli olmasından dolayı, her iki tarafında kullandığı bir diğer yöntem, lağımlardır ( tünellerdir ). Kendi mevzisinden kazarak düşman mevzisine kadar, toprağın altından giden asker, düşman tarafına geldiğinde ne kadar patlatıcı varsa doldurur ve fitilleyerek kendi mevzisine gelir. Ateşlendikten ve patlatıldıktan hemen sonra büyük bir hücuma kalkışılarak, karşı mevziler ele geçirilir.Her iki düşman taraf, bu yöntemi o kadar ciddiye almışlardır ki, Osmanlı ordusu Zonguldak vilayetinden Maden işçilerini dahi getirdiği rivayettir.Gayet teknik olan bu yöntemde çok enteresan lağım dinleme yöntemleri kullanılmıştır.Bunların başında mutfaklardan getirilen tencereleri lağım tehlikesi olan bölgelere koymalarıdır.” (3)


KAYNAKLAR: (1) Murat KARATAŞ (Araştırma Görevlisi) Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü “Çanakkale Muharebelerinde Lağım Muharebeleri Makalesi” Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı (Bahar-Güz 2008, s.43-50)

(2) Yetkin İŞCEN 10.11.2005 “Çanakkale Savaşları'nda "Keskin Nişancı Türk Kadınları" Efsanesi...” http://www.gallipoli-1915.org/keskinnisanci.htm

(3) ADAM ÖLDÜRME ZANAATI Mustafa Seçkin ÇAKIR


GÜRDAL ÖZÇAKIR MART 2011

KDZ.EREĞLİ

Hiç yorum yok: