21 Mart 2010 Pazar

KDZ.EREĞLİ HALKEVİ TAKIMININ GÜLEÇ YÜZLÜ GOLCÜSÜ

KDZ.EREĞLİ HALKEVİ TAKIMININ GÜLEÇ YÜZLÜ GOLCÜSÜ
NİYAZİ DEMİREL ( 1921–1999 )

1921 yılında dünyaya gelen Niyazi DEMİREL’i ben ne yazık ki sadece 1930’lu ve 1940’lı yıllara ait futbol takımları fotoğraflarından tanıyorum. Karadeniz Ereğli Halkevi Takımının iskeletini oluşturan ekipte o hep güler yüzlü bir delikanlıydı. Kdz. Ereğli Futbol Tarihi 1923–1950 adlı kitabıma dünyada olmasa da ışık tuttu. Çünkü Niyazi DEMİREL Eylül 1995 yılına ait Karadeniz Ereğli Tarih Doğa ve Kültürünü Yaşatma Derneği Bülteni 26.sayıdan itibaren 9 sayıda yer alan “Ereğli’de Futbol” adlı yazı dizisiyle o günlerle ilgili değerli bilgiler bırakmıştı.

Niyazi DEMİREL İlkokulu Ereğli’de okumuş, zor şartlar altında eğitimini Zonguldak Çelikel Lisesinde sürdürmüştür. İstanbul Yüksek Ticaret Okulunu ise ekonomik sebeplerden tamamlayamamış, E.K.İ Armutçuk Müessesesi, Karabük Demir Çelik İşletmesi gibi kurumların çeşitli kademelerinde çalışıp 1971 yılında Karabük Demir Çelik İşletmesinin İstanbul Satış Şefliğinden emekli olmuştur.

Şimdi zaman tünelinin kuytu bir köşesinden bize gülümseyen Niyazi DEMİREL’in kaleminden o dönemi şöyle bir gözlemleyelim. “ Sene 1934 Kdz. Ereğli’nin nüfusu yedi bin civarında. Herkes birbirini tanır evden çarşıya gidinceye kadar her bir tanıdıkla selamlaşılırdı. Haftada bir İstanbul’dan vapurun gelmesi, halkın iskele civarında toplanıp gelen gideni seyretmesinden veya mesire yeri olan Gülüç köyü ve ırmağı civarına gitmesinden başka bir eğlence yoktu. Bunlarda yazın birkaç ayla sınırlıydı. Yine bu senelerde ilçemizde iki spor kulübü vardı. Birisi Gençlerbirliği renkleri sarı kırmızı idi. Başkanı da İlyas KARACA idi. Kendisi öğretmendi.
Diğer kulübün adı Kdz. Ereğli İdman Yurdu, renkleri sarı lacivert idi. Başkanı da Sadeddin ERİŞEN Beydi. Bozhane ve iskele tarafı Gençlerbirliği, Yenimahalle tarafı ise İdman Yurdu taraftarıydı. Hudut Bozhane çarşısı idi.1934 senesinden evvel de futbolcu ağabeylerimiz vardı; ama bir sistem dâhilinde çalışmıyorlardı. Ne zaman ki İstanbul Vefa Kulübünden Celal ACAR ( Baron ) geldi. İşte o zaman futbolda da bir sistem olduğunun bilincine varıldı. Ereğlimiz de futbol ağır aksak sürerken birdenbire bir patlamaya şahit olduk. İlçemiz sakinleri bu faaliyeti pek sevdiler. Maçlar şöyle dursun, antrenmanlara bile gelmeye başladılar. Antrenmanları izleyenlerin başında Pideci Hacı İsmail, Dondurmacı Hayrettin, Dondurmacı Tosun, Lokantacı İmam Mehmet Ali gelirdi. Bunlardan öncelikle bahsetmemin sebebi; Maç sonraları bunların bizlere öyle ikramları vardı ki; İmam Mehmet Ali bu işi ziyafet vermeye kadar götürürdü.
Celal ACAR ( Baron ) iki kulübü birleştirerek gençlerden bir Ereğli Spor Kulübü kurdu. Evet, takım kuruldu. Sistemli bir çalışma başladı. Fakat oyuncuların pek çoğu dışarıda okuyordu. Yaz aylarında faaliyetler bütün hızıyla devam ediyordu. Havzayı hallaç pamuğu gibi silkelemeye başladık. Devrek’i 4–0, Akçakoca’yı 8–0,Zonguldak’ı 2–0, Kozlu’yu 2–0 yendik. Daha da açılmaya başladık. Bartın, Düzce, Zonguldak ve kazaları az gelmeye başladığından 1937 senesinden itibaren İstanbul’dan Vefa, Beykoz, Arnavutköy ve birçok semt takımını, çileğimiz sayesinde Ereğli’ye getirmeye başladık.
Sene yine 1937 maçlarımızı genellikle yaz aylarında yapıyoruz sebebi de 10 Mayıstan sonra hem okullar tatil oluyor. Hem de Ereğlimizin meşhur Osmanlı Çileği bu aylarda bollaşıyor. O zaman Çilek bayramı yapılıyordu.1937’nin mayıs ayında Zonguldak’ın Kozlu nahiyesi ile bir maç için anlaştık. Ereğli takımını teşkil eden oyuncuların bazılarından yoksunuz, zira Ereğli dışındaki okullarda okuyan arkadaşlarımızın bir kısmı daha gelmemiş. Kozlu o tarihlerde hayli kuvvetli Mühendis Şerif Bey, Batman Sabri, Balyalı Mehmet, Adnan, Vahap DEMİREL gibi futbolcular var.

Maç başladı, bizim takım eksik olduğu için biraz zorlandık ancak çekişmeli bir maçtan sonra 3-1’lik skorla sahadan galip ayrıldık. Bizim golleri Hikmet RONA, Safi ERKUL ve ben attım. Kozlu’nun golünü ise Adnan kaydetti. O maçta unutulmayan iki olay oldu. Mühendis Şerif Bey Ziyaettin CIBIR’ın ayağını kırdı. Birde Vahap DEMİREL’in Yakup ARGÜN‘a (Çengel) yalvarması vardı ki çok enteresandır. Vahap, Yakup’a der ki; “Benim mukadderatım ( kaderim ) senin elinde, biz galip gelip ben gol atarsam sınıfı geçeceğime söz verdiler.” Bizim Çengel anlar mı? Adam geçer top geçmez misali yaparak Vahap’a geçit vermedi. Vahap sınıfı çaktı mı? Çakmadı mı? Orasını hatırlamıyorum.
1938 yılında Vefa kulübünün başında Muhsin Hoca bulunuyordu. Bu Hoca bizleri çalıştıran Baron Celal ACAR’ın Vefa kulübünden arkadaşı imiş. Bundan istifade eden sayın çalıştırıcımız Vefa Kulübü ile bir maç yapmak üzere anlaşmaya varırlar. Ben o zaman Zonguldak Ortaokulunda okumaktaydım. Ereğli’den bir telgraf aldım. Zonguldaklı olan ve İstanbul da okuyan ve iyi futbol oynayan Seyfi DEMİRTAŞ’ı alıp gelmem isteniyordu. Ben durur muyum? Arkadaşım ile birlikte Ereğli’ye geldik.
Maç gününde, bizlerde heyecan had safhada kolay mı? İstanbul liginde oynayan büyük bir kulüp ile maç yapacağız. Seyirci tıklım tıklım tezahürat çok fazla, hakemin düdüğü ile maç başladı. Seyfi DEMİRTAŞ’tan bir pas aldım, biraz sürüp sol beki geçtikten sonra on sekizin dışından kaleye bir şut çekerek 4.dakikada ilk golü attım. Aradan 58 yıl geçmesine rağmen o ilk golümün heyecanını duymaktayım. Tribünler golün sevinciyle adeta çınlıyordu. O maçta 2–2 berabere kaldık Vefa Kulübünden o zaman oynayan futbolculardan Prens Lütfi, Tatar Haydar ve Şeref gibi klâs oyuncuları hatırlayabiliyorum. Vefa Kulübü benim oyunumu beğenmiş olmalı ki her türlü sorumluluğu üstlenerek beni almak istediler. Ama bu eğitimimi tamamlamak istediğimden gerçekleşmedi. (NOT: Bu yazı 1995 yılında kaleme alınmıştır.)
O yıllardaki futbolcu arkadaşlarımdan bahsetmem gerekirse mahalle komşum Ahmet CÖBEK’i ( Heykel Ahmet) nasıl unutabilirim, hani top geçer adam geçmez tabir edilen bekler vardır ya; İşte Ahmet’te öyle bir futbolcu idi. Aynı durumda diğer bir futbolcu arkadaşım Sabahattin AKMAN (Sibo) Zonguldak’ta yetişmiş ve futbolunu yine Zonguldak’ta sürdürmüş her yönü ile mükemmel bir arkadaşımız idi. Diğer önemli futbolcu arkadaşlarım ise; Şahap CÖBEK, Mehmet GÜLEN, Ziyaettin CIBIR, Yakup ARGUN, Vahit EVECEK, Sedat GÜLER, Seyfi DEMİRTAŞ, Safi ERKUL, Orhan TAK, Mahir KUN, Temel AÇAN ve Muzaffer ÇAKMAKKAYA’dır.
Yine 1938 yılında unutamadığım başka bir hatıra ise Zonguldak’a deplasmana gidiyoruz. Kömür Spor ile bir maç yapacağız.
İlk perdeyi Seyfi açtı, ikincisi Sedat’tan üçüncüsü de bana nasip oldu. Rahmetli Ekâbir Mustafa AKMAN benim golü şöyle anlatır. “Top sağ direğe vurdu hızını alamadı sol direğe oradan gol olarak içeriye girdi.” Maç 4–1 galibiyetimiz ile sonuçlandı.
Ömer HAYYAM‘ın deyimi ile “İnsan geçmişi ile övünmemeli” Ancak benim amacım övünmek değil Zonguldak ve Ereğli havalisinde ne denli futbol olduğunu hatıralarımın satır aralarında belirtmek istedim.”

Teşekkürler Niyazi DEMİREL 1995 yılında yazdığın bu güzel hatıralar ile Kdz. Ereğli sosyal ve kültürel hayatını aydınlattığın için… Ruhun şad olsun seni saygıyla anıyoruz…

KAYNAK:
1- Karadeniz Ereğli Tarih Doğa ve Kültürünü Yaşatma Derneği Bülteni Sayı: 27 Kasım 1995 Niyazi Demirel’in Yazı Dizisi Ereğli’de Futbol (2)
2- Karadeniz Ereğli Tarih Doğa ve Kültürünü Yaşatma Derneği Bülteni Sayı: 28 Ocak-Şubat 1996 Niyazi Demirel’in Yazı Dizisi Ereğli’de Futbol (3)
3-Karadeniz Ereğli Tarih Doğa ve Kültürünü Yaşatma Derneği Bülteni Sayı: 29 Mart-Nisan Niyazi Demirel’in Ereğli’de Futbol ( 4)
4- Karadeniz Ereğli Tarih Doğa ve Kültürünü Yaşatma Derneği Bülteni Sayı: 33 Haziran-Temmuz 1997 Niyazi Demirel’in Yazı Dizisi Ereğli’de Futbol (5)

Hiç yorum yok: