4 Kasım 2009 Çarşamba

ATEŞNEFES


ATEŞNEFES
30 Ekim 2009

Hamit Kalyoncu
Zonguldaklı yazar Ahmet Naim Çıladır’ın yeraltındaki madenci yaşamı ile yöre köylerinde yaşayan insanlarının doğal yaşamını toplumcu gerçekçi bir anlayışla bütün çıplaklığı ile gözler önüne seren öykülerinden bir demet yeniden okuyucu ile buluşuyor. (Ateşnefes- Ahmet Naim, Can Yayınları- İstanbul-2009) “Ateşnefes”; özellikle madenci ve yöre insanının yaşamını ilk kez edebiyat alanına taşıyan önemli bir yazarı, bugün çoğu okurun tanımadığı usta bir öykücüyü yeniden gündeme getirmeyi amaçlayan bir derleme. Yöre insanı maden ocaklarında birikerek patlayan metan gazına “grizu” yerine, “ateşnefes” adını vermiş geçmişte. Ahmet Naim’in de bu adı taşıyan ve insanı derinden etkileyen, hüzünlendiren bir öyküsü yer alıyor kitapta. Ahmet Naim, Zonguldaklılar’ın deyimiyle “Kanca Ahmet”, yaşadığı bölgenin insanını, doğasını kendi imbiğinden damıtarak özel bir öykü çıkarıyor ortaya ve edebiyatımıza renk getiriyor. “Ateşnefes”te Ahmet Naim’in, Kuduz Düğünü ile dergilerde kalmış öyküleri buluşuyor okuyucuyla. Ahmet Naim Çıladır: 1904-1967.Nisan. 24 Zonguldak. Gazeteci, araştırmacı, yazar. İstanbul’da doğan Ahmet Naim, Eyüpsultan Reşadiye İlkokulunu bitirir, liseyi Konya Sultanisi’nde okur. Çok genç yaşta yaşamını sürdürebilmek için çalışmaya başlar. Ağır beden işlerine karşın kendi kendini yetiştirerek ayakta kalmasını bilir. Bu süreçte kendi çalışmasıyla iyi düzeyde Fransızca öğrenir. Askerlik görevini bitirdikten sonra, Zonguldak Ticaret Odası’na memur olarak girer. Daha sonra Ereğli Kömürleri İşletmesi’nde(EKİ) çalışır, “Kanca Ahmet” olarak ünlenir. Maden İşçileri Sendikası’nın ilk kuruluş çalışmalarına katılır. İstatistik Servis Şefi iken emekli olur (1957). Ahmet Naim, 24 Nisan 1967 tarihinde çok sevdiği ve bir türlü kopamadığı Zonguldak’ta yaşama gözlerini kapar. Edebiyatımız, Zonguldak Kömür Havzası işçilerinin yaşamlarını sergileyen ilk öyküleri onun kalemiyle kazanır. Yaşadığı dönemin çok zor koşullarına, tüm olumsuzluk ve yoksunluklara karşın büyük bir özveriyle Zonguldak tarihi ve kömür havzasına ilişkin ilk çalışmaları Ahmet Naim gerçekleştirir. Ahmet Naim, kendi kendini yetiştirerek, Zonguldak’ın dar koşulları içinde bile, Türkiye ölçüsünde bir üne erişebilmiştir. 1930’lu yıllarda çok etkili edebiyat-sanat ve tiyatro etkinlikleri yapan Zonguldak Halkevi’nin kurduğu komisyonda, Hüseyin Fehmi İmer ve Tahir Karauğuz ile birlikte “Kömürün Uzun Mehmet tarafından 8 Kasım 1829 yılında bulunuşu”yla ilgili çalışmaları yürütür. Kömür ocaklarında da çalışan Ahmet Naim, ocağı, kömürü, yeraltı işçisinin dramını çok iyi bilir. Bunu onun öykülerini okuyunca hemen anlıyoruz. O, Türk öykü tarihinde ilk olarak yeraltı işçisini ele alan, bu işçinin serüvenini yazan kişidir. Ahmet Naim, ölümünden sonra yayımlanan kitaplarıyla kömür bölgesi Zonguldak ve çevresinin insanını katıksız ve doğal yaşantısıyla yansıtan başarılı bir sanatçı olarak kabul edilir. Ahmet Naim Çıladır, Zonguldak maden işçilerinin yaşamlarını ilk kez kaleme alan öykücüdür. Öyküleri daha sonra “sanatla işlenmiş belgeler” olarak nitelenir. 1934 yılında yayımlanan “Zonguldak Havzası- Uzun Mehmet’ten Bu güne Kadar” adlı kitabı, Mehmet Seyda’nın belirttiği gibi, kentin geçmişi ile ilgili ilk bilgileri veren; kömürün bulunuşu, yabancı şirketlerin kuruluşu ve yeraltı zenginliğimizin talan edilişi, işçilerin çok güç çalışma koşulları konularına ışık tutan ilk yapıt niteliğindedir. Ahmet Naim’in “Bir Yudum Soluk” adlı röportajı, yeraltı dünyasını, maden işçilerinin yaşamlarından kesitleri; “Uzun Mehmet” adlı tiyatro yapıtı da Uzun Mehmet’in kömürü bulması ile 19. yüzyıl başlarındaki Ereğli’nin zalim bir derebeyi yönetimindeki durumunu anlatır. Varlık Dergisi’nin 1 Nisan 1992 tarihli 1015. sayısında Hürriyet Yaşar, A. Naim ile ilgili bir değerlendirme yazısı yazar. 1935-1945 yılları “Yurt ve Dünya”, “Yedigün”, “Yeni Adım” dergilerini incelediğini belirterek şu değerlendirmeyi yapar:“...Ahmet Naim’in sözünü ettiği ‘Toprağa Dönüş’ adlı romanını buluyorum. Ayrıca, Arkadaş Sevgisi, Kümük Avrat, Sırat Köprüsü, Kısmet Piyangosu, Tuluatçı, adlarında beş öykü daha... Roman ve öyküleri bir solukta okuyorum. Zonguldak, hep Zonguldak... Arkadaş Sevgisi; maden ocağında ve çevresinde geçiyor. Öykü boyunca kömür tozunu sanki size de yutturuyor yazar. Ama kirlenmiyor, arınıyorsunuz. Sıkılmıyor, yaşama sevinci doluyorsunuz. Çünkü bunalımcılığa prim vermiyor. Sabahattin Ali’nin öyküleri ile aynı kanaldan akıyor Ahmet Naim’in öyküleri. O da Maksim Gorki’den etkilendiğini söylüyor. Gerilim Ahmet Naim’in romanında ve öykülerinde çok iyi kullanılmış. Ölüm ise öykülerin tümünde ve romanda etkisini duyuruyor. Ama bir ölüm sevgisi değil verilmek istenen. Yörenin kaçınılmaz olgusu erken ölümdür bu..” Varlık Dergisi’nin anılan sayısında, A. Naim’in “Kısmet Piyangosu” adlı öyküsü de yayımlanır.Ahmet Naim, Doğan Şadıllıoğlu’nun kendisiyle 1967 yılında yaptığı ve Yeditepe Dergisi’nde yayımlanan röportajda, öykülerini şöyle değerlendirir:“...Ben toprak ve yeraltı insanlarını iyi tanırım, özellikle yeraltı insanlarını. Çalışma koşullarını, yaşantılarını öz hayatım gibi bilirim. Onun için yıllar önce belli başlı sanat dergilerinde yazdığım hikayelerde köy, tarla, ağa saltanatı ve yeraltı konuları işlenmiştir. Diyebilirim ki Türk hikayeciliğine gerçek niteliğiyle maden hikayelerini sokan ilk yazarım... Basılmış olan kitaplarımın çoğu sosyal konular üzerine etüdlerdir. Hikayeci tanındığım halde ve yayınlanmış yüzü aşkın hikayeme karşı, tek hikaye kitabım yoktur. Bu eksikliği gidermek için onbeş hikayemi kitap halinde yayınlamak üzereyim. Kitap işimi dostum Mehmet Seyda İstanbul’da izliyor...” 1972 yılında Zonguldak’ta başını Mehmet Yılmaz’ın çektiği bir grup şiir ve edebiyat sevdalısı “Çığ” adıyla -ne yazık ki üç sayı çıkabilen- bir dergi çıkarır. Bu derginin 3. sayısı ise “Ahmet Naim Çıladır Dosyası” olarak çıkar. Bu sayıdaki yazısında İrfan Yalçın, Ahmet Naim’i ve sanatını şöyle yorumlar: “Ahmet Naim, kendi kendini yetiştirmiş, Zonguldak’ın dar koşulları içinde bile, Türkiye ölçüsünde bir üne erişebilmiştir. Kömür ocaklarında da çalışan Ahmet Naim, ocağı, kömürü, yeraltı işçisinin dramını çok iyi bilir. Bunu onun hikayelerini okuyunca hemen anlıyoruz. O, Türk hikayesinde ilk olarak yeraltı işçisini ele alan, bu işçinin serüvenini yazan kişidir.” (İrfan Yalçın, Çığ, Sayı: 3, 1972, Zonguldak) Mehmet Ergün ise Çığ’ın yine 3. sayısında Ahmet Naim’in kendi yöresini yansıtan özelliğinin yanında, kendi özgün sanatçılığını da vurgular: “Ahmet Naim için söylenecek ilk söz onun hayat mektebinden yetişme bir öykücü olduğudur. Bir yörenin öykücüsüdür her şeyden önce. Konu olarak çok yakından tanıdığı, hatta üzerinde tarihi ve ekonomik araştırmalar yaptığı bir yöreyi; inanış, yaşayış ve geleneksel yapısıyla somut, sıcacık bir yöreyi seçmiştir: Zonguldak yöresini. Ahmet Naim, giderek artan bir ustalık içerisinde hep aynı yöreyi ve hep aynı yörenin insanını kendi kendini tekrarlamadan (edebiyatın o yoz batağına yuvarlanmadan) verebilmiş bir sanatçıdır.” (Mehmet Ergün, Çığ, sayı: 3, Zonguldak)


Yayımlanmış Kitapları:

1.Zonguldak Havzası -Uzun Mehmet’ten Bugüne Kadar - (Araştırma),1934.

2.Uzun Mehmet (Oyun),1938

3.Bir Müstemleke Harbinin Tarihi (Araştırma),1937.

4.Define (Oyun), 1942

5. İkinci Dünya Savaşında Devletler (İnceleme) 1945.

6. Kuduz Düğünü (Öyküler),1968.

7.Bir Yudum Soluk (Maden İşçileriyle Ropörtaj),1971.

8. Emekçi Hikayeleri: (Kuduz Düğünü, Bir Yudum Soluk ve Doğan Şadılloğlu’nun Ahmet Naim ile yaptığı röportajı birlikte), 1995.


Hiç yorum yok: