8 Aralık 2007 Cumartesi

GÖZTEPE'DE YATAN BİR KOLONİZATÖR DERVİŞ


(TEMSİLİ RESİM)


SEYYİD NASRULLAH EFENDİ HAKKINDA BİLGİLER

1- Bazı kaynaklarda ise, Ereğli'nin 1327 tarihinde Orhan Gazi tarafından zaptedildiği belirtilmektedir. Bu varsayıma göre, Orhan Gazi (1324-1360) Taraklıborlu (Safranbolu), Yenice ve Gönük taraflarına Süleyman Bey komutasında bir kuvvet göndererek buraları ele geçirmiş ve bu arada Ereğli de zaptedilmiştir. Ereğli'deki Orhan Gazi Cami-i (Orta Cami-i; Ayasofya Kilisesi) ile Süleyman Bey (Paşa) Cami-i'nin varlığı ile "Defter-i Hakani"deki bazı kayıtlar ve Orhan Gazi'ye atfedilen bazı vakıflar, bu varsayımı güçlendirmektedir. Katip Çelebi'nin Cihannüma ismindeki eserinde Ereğli için söylediği "Sultan Orhan gelüp Kal'a fetheylediklerinde.." şeklindeki sözler de "zapt" varsayımını güçlediren bir diğer unsurdur.
Bütün bunlardan Türk egemenliğine ilişkin bir takvim tarihi çıkartmak mümkün değildir. Kesin olan, Türklerin Ereğli ile 1330'lu yıllarda ilgilenmeye başlamalarıdır. Bu tarihlerde Orhan Gazi Ereğli'ye "kolonizatör fonksiyonununda" Türk dervişleri göndermiş; dervişler yerli halkla kaynaşmışlar; Ereğli'nin Türkleşmesi için çaba göstermişlerdir. Bu dervişlerin en ünlüsü; halk arasında "Hacı Baba" olarak anılan Seyyid Nasrullah Efendi'dir.

http://www.geocities.com/betoker/tarih.html

2-Başka kaynaklarda da, Ereğli'nin 1402'deki Ankara Savaşı'ndan sonra Osmanlı'ya geçtiği ileri sürülmektedir.Bütün bunlardan, Ereğli'nin XIV. Yüzyılın ortaları ile sanları arasında, küçük bir ihtimal olarak da XV. Yüzyılın başında Osmanlı egemenliği'ne geçtiğini söylemek mümkündür.Ama şurası kesindir ki; Ereğli, XIV. Yüzyılın ortalarından itibaren Türk kökenli insanları tanımaya başlamış, özellikle Türk kökenli dervişler, Ereğli'ye kolonizatör fonksiyonunda yerleşmişler; yerli halka ağaç sevgisini, bağcılığı, düzenli bahçe kurmayı vb. öğretmişlerdir. Türk dervişlerinin de en ünlüsü, halk arasında Hacı Baba olarak anılan Seyyid Nasrullah Efendi'dir.

http://www.kdzereglitso.tobb.org.tr/kdzeregli.html

3-Bugün Zonguldak’daki önemli bazı eserleri saymak gerekirse, mezarlar, lahitler, sütunlar ve Çeştepe mevkiindeki tümülüs, Bozhane Camisi, Halil Paşa Camisi, Kırmanlı Camisi, Molla Halil Camisi, Ali Molla Camisi, İskele Cami, Ağa Cami, Hacı Eşref ve Akarca Mescitleri, Kayabaşı Ziyaretgâhı, Aktaş Şeyhi Türbesi, Seyit Nasrullah Efendi Türbesi, Keşif Tepedeki (Çeştepe) Demirci Dede, Kentteki Kuştepe ve kıyıdaki Mersin Dede yatırları, Hacı Mehmet Çeşme ve Murtaza Mahallesi Çeşmesi yanında, on sekiz sivil mimarlık örneği yapı Karadeniz Ereğli’deki tarihi kültürel değerdedir. Cehennem ağzı mağaralarının bulunduğu yer Acheron ören yeri olarak geçmektedir. Bölgede ayrıca Helenistik sur kalıntıları Bizans zamanından kalma Ereğli kalesi. Herakles (Herkül) Sarayı Su Tesisleri Çettepe Fener Kulesi Bizans Sarnıcı Kalıntıları Bizans zamanından günümüze ulaşabilen kalıntılardır. Ereğli’de gösteriler yapan ve orada ölen eski Mısırlı pandomim sanatçısı Krispos’un anısına yapılan mezara ziyaretçiler tarafından görülebilmektedir.
Banu Erkmen
UFUK ÖTESİ

4-Bir başka belge de, bir kısım sosyal hizmetlerin Osmanlı İmparatorluğu'nda nasıl fî-sebîli'llah (Allah yolunda) yapıldığını, devletin sonradan böyle karşılıksız hizmette bulunanları, kendi talepleri üzerine koruduğunu göstermektedir. Örnek olay Karadeniz Ereğlisi'nde geçer. Liman ağzında, Tekke (Hacı-Baba Tekkesi) denilen yüksek bir yerde Kapudân Ali Paşa tarafından 1705 sıralarında bir fener yaptırılır; fakat Ali Paşa, bu fenere yağ ve fenerci temini için vakıf yapamadan vefat eder. Tekkedeki dervişler, yerde odun yakarak, ışığından civardan geçen gemilerin faydalanmasını sağlamağa çalışırlar. Buna rağmen, bir kaç gemi karaya vurur; çünkü odun alevi, reislerin yön tayinine yetecek aydınlığı temin edememiştir. Dervişler Divan'a müracaat ederler, Ereğli limanı gümrüğünden günde on beş akçe yağ bedeli, sekiz akçe de fenerci hakkı almağa muvaffak olurlar. .
NEJAT GÖYÜNÇ
Belleten, sayı 147, 1973.


5-Kalenin doğu tarafında Karadeniz’e karşı bir tepede Fatih Sultan Orhan’ın evi ile Seyyid Yahya-yi Şirvani hazretlerinin oğullarından Seyyid Nasrullah hazretlerinin kabri vardır.Buradaki vakıf hücreleri kimsesiz ve fakir kızlar tarafından temizlenip düzenlenir.Burayı Hacı Baba Türbesi diye ziyaret ederler.Sultan Orhan gelip kaleyi fethettiği zaman ,Nasrullah Efendi ; Oğlum bana ihsan et diye rica etmişler ,rica kabul edilmiş ve isteğin nedeni sorulunca ,bu toprakta yatmak istediğini söylemiş…..

SİNA ÇILADIR (KARADENİZ EREĞLİ TARİHİ SAYFA:27) (KATİP ÇELEBİNİN CİHANNÜMA ESERİNDEN ALINTI)


6-Aralarında Seyyit Nasrullah Efendi’ninde bulunduğu kolonizatör Türk dervişleri Orhan Gazi zamanında Ereğli civarına gelerek bölgenin Türkleşmesine katkıda bulunmuşlardır.Bu dervişler tarım,ağaçlandırma ve denizcilik işleri ile uğraşmışlar,Göztepe’den ve Çeştepe’den Karadeniz’deki gemilere yol göstermek için ışık tutmuşlardır.Bundan dolayı bugün Ereğli’de bir ziyaretgah olan türbesi bulunan Seyyit Nasrullah Efendi ,Karadeniz’deki Türk denizcilerinin ve fenercilerinin ilk piri olarak gösterilmiştir.

YRD.DOÇ.DR. TAYFUN AKKAYA HERAKLEİA PONTİKE (KARADENİZ EREĞLİSİ)NİN TARİHİ GELİŞİMİ VE ESKİ ESERLERİ SAYFA :23
KAYNAK ALDIĞI ESER TAHSİN AYGÜN “KDZ.EREĞLİ TARİHİ SAYFA:37


7-Katip Çelebi Safranbolu’ya validesini ziyarete giderken Ereğli’ye uğramıştır.Takriben 1635 tarihinde verdiği bilgiye göre Orhan Gazinin Ereğli kalesine kadar geldiği ve Seyyid Nasrullah Efendinin türbesinin bina ettiği şeklinde kabul edebiliriz.

TAHSİN AYGÜN “KDZ.EREĞLİ TARİHİ SAYFA:36
8-W.Hoefner 1966 s.36 çalışma metninde fener kulesinin bulunduğu yerin Göztepe olduğunu sehven hatalı yazmıştır.Çünkü kulenin fotoğrafı altında Çeştepe’de olduğu belirtilmektedir.Ancak Ereğli’nin güneyindeki Göztepe’de de bir başka fener kulesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.Ancak ne var ki bu fener kulesine ait herhangi bir kalıntı günümüze ulaşmamıştır.
(NOT:Bu fener 1705 tarihinde Kapudan Ali Paşanın yaptırdığı fener olmalıdır.)

YRD.DOÇ.DR. TAYFUN AKKAYA HERAKLEİA PONTİKE (KARADENİZ EREĞLİSİ)NİNTARİHİ GELİŞİMİ VEESKİ ESERLERİ SAYFA :67 DİPNOT


9-1320 yıllarında Orhan Gazi ,bu yöreye,kolonizatör fonksiyonunda bir çok Türk dervişi göndermiştir.Bu misyonerler tarım,ağaçlandırma-bugünün deyimi ile erozyon durdurma,denizcilik işlerinde buraları örgütlemek ve Türkleştirmek için büyük gayretler sarfetmişlerdir.(2)
MÜBECCEL KIRAY’IN EREĞLİ ADLI KİTABI SAYFA:26

DİPNOT: (2) Bu devrede bu bölgeye gönderilen ve bugüne kadar şöhreti devam eden Seyyid Nasrullah Efendi Göztepe’de Hacı Baba Türbesi diye anılan yerde gömülüdür.Vaktiyle bu tepenin üzerinde büyük ateşler yakılarak gemilere yol gösterilmiştir.
(KATİP ÇELEBİ:İLAVELİ CİHANNÜMA)


Ereğli civarındaki üç tepenin üzerinde herkesin bildiği üç yatır vardır.Bunlar Fındıklı Dede, Demirci Dede ve Mersin Dede diye anılırlar.Ayrıca kasabanın doğu ucundaki Göztepe’nin üstünde Orhan Gazi devri misyoner dervişlerinden Nasrullah Efendi’nin mezarı da yatır addolunmaktadır.Bütün yatırlardan her türlü zorluk için şefaat istenmektedir.İstenen olduğu zaman,adanan adak yerine getirilir.Mevlit okutulur,dua edilir,kurban kesilir ya da lokma dağıtılır.

MÜBECCEL KIRAY ‘IN EREĞLİ ADLI KİTABI SAYFA:172

Hiç yorum yok: