14 Kasım 2007 Çarşamba

MÜBECCEL KIRAY VEFAT ETTİ



Mübeccel Kıray Ereğli ve Karabük'ü de yazmıştı


Yazar Mete Arif TOKMAK

Salı, 13 Kasım 2007

7 Kasım'da vefat eden Prof. Dr. Mübeccel Kıray'ın cenazesi 10 Kasım 2007 Cumartesi günü, İstanbul 1. Levent Camii'nde kılınan öğle namazından sonra Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Türkiye'de pek çok sosyologun "hocası" ve şehir sosyolojisinin öncülerinden olan Mübeccel Kıray'ın klasikleşmiş eseri Ereğli üzerine yazılmıştı.
Ülkemizde yapılan kent araştırmalarının yayımlanma bulan ilk örneği olan bu çalışmanın adı "Ereğli" ama üniversitelerin sosyoloji ile ilgili bölümlerinde yardımcı kitap olarak okutulan bu kitabın bilinen alt lejant adı "Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası" olarak karşımıza çıkıyor. Kitapta "Küçük bir sahil kasabasının hızlı sanayileşme sonucu karşılaştığı karmaşık toplumsal sorunlar" inceleniyor.
Bağlam yayınevi bu inceleme-araştırma dizisinden çıkan kitabın yanı sıra Mübeccel B. Kıray'ın Karabük üzerine yazılmış başka bir araştırması daha bulunuyor.
Kıray yapıtını şöyle tanımlamış: "Bir Sosyal Bilimci için Türk toplumunu gözlemlemek çok heyecan vericidir. Ondan da öte her şeyin her an değişme halinde olduğunun bilincinde ise, bu değişmenin yavaş ya da hızlı olduğunu, çeşitli yönlerin karşılıklı etkileşiminin nasıl gerçekleştiğini belirlemek, yorumlamak ve yeni bilgiler üretmek son derece doyurucu bir uğraştır. Bu 'Toplu Eserler' dizisinde yayınlanan yazılarım 1960'lardan beri, toplumun hem dış hem de iç dinamiklerle değişe değişe nasıl yeni bir temel toplum yapısına ulaştığını göstermektedir. Zaman gibi soyut bir kavramın değişmesinden, metropolleşme süreçlerinin izlenmesine, küçük ya da büyük toprak sahipliği yörelerinde köylülüğün bitişinin izlenmesinden, nüfus yapısının değişmesine, kente ya da batı ülkelerine göçenlerin yeni düzene uyum için oluşturdukları yaşam stratejilerine kadar değişmenin çok çeşitli yönlerinin bu yazılarda ciddi metot ve tekniklerle ele alındığı görülecektir."
Türkiye'de sosyolojinin üniversitelerde kurumsallaşmasında çok önemli rol oynayan ve toplumsal değişmeyi ele alma tarzıyla ekol yaratan Prof. Dr. Mübeccel Kıray, 7 Kasım 2007 gecesi vefat etti.
Mübeccel B. Kıray, 1923'te İzmir'de doğdu. 1940'ta İzmir Lisesi'nden, 1944'te Ankara Üniversitesi'nden mezun oldu. 1946'da Ankara Üniversitesi'nde Antropoloji dalında doktorasını tamamladı. 1960'ta doçent, 1966'da profesör oldu. 1959'dan 1973'e kadar Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Bölümü'nün gelişmesi için çalıştı.
1973'te "Morris Ginsberg Fellow" olarak London Schools of Economics'e giden Prof. Dr. Mübeccel Kıray, dönüşünde önce İTÜ'de, 1982'den sonra da Marmara Üniversitesi'nde çalıştı. Prof. Kıray, aynı dönemde University of Texas, Austin'de ders verdi. Kıray, 1989'da emekli olana dek Norveç Bergen Üniversitesi, Kahire Amerikan Üniversitesi, ABD Berkley Üniversitesi ve Zürih Teknik Üniversitesi'nde konferanslar verdi.
ODTÜ Mustafa Parlar Ödülü, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Fahri Doktor ünvanı ve Aydınlanma Kadınları Ödülü'nü alan Prof. Kıray, 1994'te Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) şeref üyeliğine seçildi.
Taha Akyol Milliyet'te 13 Kasımda "Mübeccel Kıray ve sosyoloji" başlığıyla yayımlanan yazısında "TÜRKİYE'DE sosyoloji ilmini Ziya Gökalp ve Prens Sabahattin kurdular. Siyasi tarihimizdeki iki ana damarı da yansıtırlar.
Sosyologlarımızın ikinci neslinde, bir yanda Z. Fahri Fındıkoğlu, Mümtaz Turhan, Hilmi Ziya Ülken, öbür yanda Nurettin Şazi, Tütengil ve Mübeccel Kıray vardır." diyor. Akyol yazısında düşünce olarak ayrı kulvarlarda da olsalar saygı duyduğunu belirttiği rahmetli Kıray için aynı yazıda şunlara yer veriyor:"Prof. Kıray ülkemizde sosyoloji biliminin aydınlanmacı-pozitivist kanadında yer alır. Çevresinde "cumhuriyet kızı" gibi deyimlerle nitelenmesi bundandır.
Şüphesiz gerçek bir sosyologdu.Temel ilgi noktası, geleneksel tarım toplumundan modern sanayi toplumuna geçiştir. "Karabük" araştırması bu sosyoloji dalının ülkemizde klasikleşmiş örneklerinden biridir.
"Tampon kurum" kavramını sosyoloji dilimize sokan da Prof. Kıray'dır. Sanayi toplumu kurumlar ve örgütler toplumudur; birey kendini bir kurum, bir örgüt içinde bulur: Meslek kuruluşu, SSK, şirket, sendika, parti... Hâlbuki "yoksulluk kültürü"nde bu tür örgütlenmeler yoktur; akraba, hemşerilik, etnik ve dini cemaat, hatta bir ölçüde mafyöz oluşumlar bireyle devlet ve toplum arasında bir "tampon kurum" gibi çalışırlar; işlevleri vardır yani!
Kıray'ın "Değişen Patronaj Kalıpları" ve "Eski-Köylülerin Varlığını Sürdürme Stratejileri" gibi çalışmaları da bu konulardadır."




Hiç yorum yok: